• $ 5,6905
  • € 6,3724
  • 259.726
  • 101914
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Bir şeyler yapılmalı ama ne?

Bülent Eczacıbaşı’nın yeni çıkan “İşim gücüm budur benim” adlı kitabına ayırdığım değerlendirmenin sonuna geldim. Toparlayalım…

Türkiye çokkültürlü, çok zengin bir toplum. Siyasi süreçler nasıl ilerlerse ilerlesin, bu ülkede muhafazakarlar, sekülerler, Türkler, Kürtler vd. hep birlikte yaşayacağız. Kimse buharlaşmayacak, kimse bir gecede ötekine dönüşmeyecek. Sanırım bu konuda hemfikiriz.

Toplumun, devletin taşıyıcılığını dönem dönem farklı sosyolojik katmanlar üstlenir. Böyle olduğu için o dönemde o katmanın motifleri öne çıkar. Bayrak değişimi, diğer katmanların yok ve değersiz olduğu anlamına gelmez. İdeali ise, liderlik hangi kesimde olursa olsun, söyleşinin, işbirliğinin devam etmesidir. (Demokratik kültür.)

Son 16 yılın sürükleyici motoru muhafazakarlar olmuştur. Nedeni basit; çünkü bunu başka kesimler yap(a)mamıştır. Bu görev dağılımı bence harika bir imkandır. Şu soru akla gelir mi bilmem; eğer muhafazakarlar olmasaydı, ciddi anlamda tekleyen eski sistemi kim sırtlayıp taşıyacaktı? Veya Atatürk fenomeni 1919’da ortaya çıkmasaydı? İyi ki çeşitliyiz…

Günlük yaşamımızdan siyasete kadar uzanan kutuplaşma sorunu her düzeyde sürtüşmelere, hatta çatışmalara yol açıyor, denizde ayağımıza bağlı bir taş gibi bizi aşağı çekiyor derken Bülent Bey kısmen haklı.

Ama ben bu kutuplaşmayı, Türkiye karanlık çağlara yuvarlandığı için değil, “ötekiler” ile eşitlenmeye duyulan hınç nedeniyle yaşandığını düşünüyor, bunu da geçiş süreci olarak görüyorum. Toplumun kalbi, değişik kesimlerin rekabeti, çakışan/çatışan menfaatler, ayrışan/ortaklaşan düşünceler ile kasılıp gevşemez mi zaten?

Bence Bülent Bey ve bu çevrenin yurtseverlik adına yapacakları en faydalı iş, tabii öncelikle kendi işlerini iyi yapmaya devam etmeleri, sonra en önemli sosyal sorumluluk projesi olarak halka el uzatmaktan önce, halkın onlara el uzatması için her kesimle ilişki kurmak olur. Bunun için halka eşit seviyeden bakmak gerekir.

Buradan kotarılacak objektivite ve rahatlama ile yapılacak en acil iş, beyaz Türklerin depresyonuna çare bulmaktır. Muhafazakar iktidar o kadar şeytanlaştırıldı ki, bunu ne kadar istese de tam manasıyla yapamaz. CHP’den de böyle bir şey beklemek ihtimal dışıdır. Siyasi rekabet, tek yol bu olmasa da tersini zorlamaktadır. Aynı anda Dede Efendi ve Beethoven dinleyecek yeknesak bir tek toplum asla olmayacağız. Ama Türkiye aynı anda şaşırtıcı birçok şeyi yapan harika insanlardan müteşekkildir. Bu, Cumhuriyet projesinin, laikliğin çöktüğünü göstermez. Bilakis, hayatın olağan akışında ilerlediğini, çoğulculuğun hikmetini gösterir.

Beyaz Türklerin içine atıldıkları sanal dünyadan çıkartılması, depresyonlarına iyi gelecek iyimserliği bulmaları ve değerli potansiyellerini kullanmaları için önderlik etmeleri gerekir. Bu aslında bir beka sorunudur. Eğer hâlâ Bir şeyler yapmalı sorusu anlamlı ise, yapılacak o zor iş budur. Belki aranan değerli hikaye de böylelikle bulunmuş olur.

<p>Nesli tükenme tehlikesi altında olan alacasansarları Samsun’da görüldü. Samsun Vezirköprü ilçesin

Nesli Tehlikede Olan Alacasansarları Elleriyle Besliyor

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Kediden kurtarıp, bakımını yaptığı yavru karga yanından ayrılmıyor

iPhone'larda yeni dönem: Müzik paylaşımı