İstanbul
  °C
İl Seç

HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 3,5063
  • 4,1670
  • 146,58
  • 105.324

Güzel bir ev yapmanın sırları…

Mimari açıdan güzel kentlerde yaşadığımızı söyleyemeyiz. Mimariye topluca baktığınızda, bir tür vakanüvis gibi, size o toplumun hikâyesini, mazisini, başına gelenleri, ıstıraplarını, yengilerini anlattığını görebilirsiniz. Bizler de imparatorluktan sert bir biçime sıyrılır, ona karşı bir tür aşk/nefret hisleri beslerken, izleri de silme konusunda bir süreç yaşamışız.

Bu noktada, şehirlerimize baktığımızda gördüğümüz bu medeniyetin üç, beş, altı yüz, bin yıllık hikâyesi değildir. Hayretler içinde, sanki bu topraklarda koca bir tarih yaşanmamış, cihanşümul bir uygarlık neredeyse hiç var olmamış zannedebilirsiniz. Payitaht İstanbul, Edirne ve Bursa gibi illerimizde Sinan’ın muhteşem eserleri yerinde durmaktadır çok şükür. Kastedilen, yaşadığımız şehirlerin sokaklarına, meydanlarına bu mimari güzelliğin aksedilmiş halinin, bugüne ulaşamamış olmasıdır. Bunda büyük İstanbul yangının tesiri vardır belki ama bu sadece bir teferruat olabilir.

Mimari toplam kültürün bir dışavurumu ise, 19. yüzyılı iyi değerlendirmek gerekiyor. Osmanlı bir Batılılaşma süreci içindedir ve bu, o dönem yapımına hız verilen özellikle İstanbul’daki saray ve camilere damga vurmuştur. Burada tabii ki Osmanlı mimarisinden etkilenen ama daha çok Barok, Rokoko, Art Nouveau’ya öykünen bir yabancılaşma içindedir mimari. Balyan Ailesi’nin damga vurduğu bu dönemin tayin ediciliği onların Ermeni olmalarından değil, talep edilenin bu olmasından kaynaklanıyordu şüphesiz.

Özgünün yitimi ve gelişememesi, taklitçilik evrensel olmak demek değildir. Cumhuriyet döneminde de Batı düşüncesinin mimari dışavurumları özellikle resmi binalarda kendisini göstermişti. Ama kentlerin geri kalanı, kendi kaderine terk edilmiş, 1950’lerde büyük kentlere başlayan göçler neticesinde de gecekondulaşma diğer hattı oluşturmuştu. Anadolu kentlerindeki o güzelim konaklar, köy evleri ise kaderine terk ediliyor, yok oluyordu.

Özgün mimari, öyle şıp diye ortaya çıkan bir şey değil. Batı mimarisinin altında, o coğrafyalarda geliştirilen fikri akımların olduğunu biliyoruz. Esasında, felsefe, sanat ve bilimdeki ilerlemelerin doğrudan kendisini gösterdiği ilk yerlerden birisi mimaridir. Altı bu anlamda doludur, bağımsız neşet etmez. “Güzel bir ev yapalım” diyerek özgün bir esere ulaşılmaz. Altında ciddi bir fikri buluşun/hikâyenin olması gerekir.

Hasılı, bugün bir karmakarışıklık yaşıyor isek, önce maruz kaldığımız Batı medeniyetini taklit etmekle başlayan, sonra kültürel ve ekonomik fakirliğin başıboşluğunda başımızı sokacak bir dam aramanın aciliyeti ile bugünlere ulaştığımızı kabul etmek gerekir. Mimariye yansıyan bu sıkıntılı durum, acılı geçmişimizin de özetidir aslında.

Ülkemizi bundan sonra güzelleştireceksek, ne bunu doğrudan taklitle, ne de taklitten kaçalım derken iyiniyetli ihya çabalarıyla yapabiliriz. Medeniyetimizin fikren, düşünsel, bilimsel ve kültürel olarak ayağa kalkması, bu dip dalgasının mimariye yansımasıyla olacaktır. “Gerekir diye” de bir şey kendiliğinden olmaz. Tepeden de indirilemez.

Ben bunun niteliksel altyapısını attığımızı düşünüyorum. Hiç de karamsar değilim. 15 Temmuz’da taçlanan ayağa kalkış çok güçlü bir hikâyedir ve fikri bir altyapısı vardır. Bu hikâyeyi ve fikriyatı, gerekli olan düşünsel derinliğe yeni kavramlarıyla birlikte kavuşturduğumuzda, kentlerimizin de özgün bir şekilde güzelleştiğine tanık olacağız.

 İstanbulluların yaz boyunca gönül rahatlığıyla deniz keyfi yaşadığı plajlarda sezon sona erdi. İsta

İBB cankurtaranları 4 bin 800 vatandaşı boğulmaktan kurtardı

Haşlanmış yumurtanın suyunu sakın dökmeyin!

Abdest hakkında hiç bilmediğiniz 10 bilimsel gerçek!

Dünyanın en büyükleri

En Çok Okunanlar