İstanbul
  °C
İl Seç

HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 3,9244
  • 4,6512
  • 162,89
  • 105.026

Başarının anahtarı: Milletle yürümek...

AK Parti’nin 16. kuruluş yıldönümü münasebetiyle dün yazdığım yazıda, bu hareketin herhangi bir siyasi parti, hatta başarılı siyasi bir parti özelliklerinin ötesine geçtiğini ve bir fenomen niteliği kazandığını belirtmiştim.

Burada kilit nokta, 2002 tarihi itibarıyla Türkiye demokrasisinin normal akışı içinde seyretmediği ve çift kanallı bir mücadelenin hep var olduğu olsa gerekir. Aktüel siyasi aktörlerden bağımsız olarak, vesayet ile millet iradesini temsil edenler arasında bir mücadele hep vardı ve bu mücadele millet iradesinin aleyhine darbelere maruz kalmıştı.

Bu darbe ve şüpheli müdahalelerin neticesinde, millet iradesini önceleyen ve vesayeti karşısına alanların AK Parti’den farkı, yenilmiş, tasfiye edilmiş olmalarıydı.

Dolayısıyla, belirli bir zaman kesitine değil, Türkiye’nin tarihine damga vuran bir mücadeleydi bu. Tek bir siyasal aktörün ömrü, bu mücadeleyi sonuçlandırmaya yetmiyordu. Ancak, onlar tasfiye edilseler de, milletin kendi iradesini sahiplenme eğilimi tasfiye edilemiyordu. Millet terör istemiyordu. Millet, meşru, güçlü, barışçı aktörler aracılığıyla vesayetin sonlanmasını bekliyordu. Böyle bir aktör ortaya çıktığında da ona destek vermekten imtina etmiyordu.

Kendisini layıkıyla temsil edecek, meşru çizgiden ve kendi sözünden sapmayacak, cesur, ancak şiddete meyil göstermeyecek, itibarlı, rasyonel, başarılı, dik duran ama diklenmeyen bir aktör, her zaman milletin desteğini aldı.

Bu milletin sağduyusunun siyaset tarifidir.

Sayın Erdoğan ve AK Parti’nin öncüllerinden farkı ise, beklentileri kahir ekseriyet karşılamış olması kadar, bu değişimi istikrarlı hale getirmiş ama en önemlisi, yenilmemiş, şapkasını alıp gitmemiş olmasıdır. Kahramanlıklarla dolu yenilgi hikayeleri bizleri etkiler ama onlara duyduğumuz sempati ihtiyaçlarımızı karşılamaz.

AK Parti, kendi koyduğu başarı çıtasını yükselte yükselte bu günlere geldi ve tek siyasi rakibi de kendisi oldu. Çıta şimdilerde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yüzde 50+1’e gelmiş durumda.

Vesayet ittifakıyla mücadele veren bir hareketin tek desteği millet olduğu için, seçimlerin ve alınan sonuçların AK Parti için hesaplaması farklıdır. Bu fark, Türkiye’nin kaderi ile AK Parti’nin kaderi özdeş hale geldiği oranda daha da kritik olmuştur. Yani AK Parti, seçimi birinci olarak göğüslemeyi başarı sayamaz. 7 Haziran’da olduğu gibi, bizim olağanüstü şartlarımızda bu mümkün de değildir. AK Parti, oylarını ülkeyi tek başına idare edebilecek, aynı zamanda bir önceki seçimden de öteye taşıyacak oranlara ulaştırmalıdır. Çünkü bir önceki seçimden daha fazla oy almak, vesayet odaklarını dizginleyen yegane güçtür. Böylelikle millet, vesayet odaklarına “Ben değişimden yanayım ve AK Parti’yi korumama alıyorum” mesajı verir. Ancak, 7 Haziran’da olduğu gibi, bu milletin AK Parti’ye ne olursa olsun mahkum olduğu anlamına gelmez. Burada karşılıklı güvene ve icraata dayalı bir sözleşme söz konusudur.

O yüzden Cumhurbaşkanı ve Genel Başkan Erdoğan, 2019 seçimleri için işi sıkı tutmakta, kritiklerini kamuoyu önünde yapmaktadır. Bu şu demektir: “Bu parti milletin partisidir. Kaderimize millet karar verecektir ve bu kader, onun taleplerini ne ölçüde karşılayabildiğimizle ilgili olacaktır.”

AK Parti hakkında ciltler dolusu analiz yapmak mümkün. Ancak, temel meselelerin bunlar olduğunu düşünüyor, 16. yıldönümümüzü tekrar kutluyorum.

Nice senelere…

Adana'da, sakalını kesmesi için uyardıkları kişiyi öldürdükleri iddiasıyla gözaltına alınan terör ör

PKK'nın infaz timi tutuklandı

Bilim dünyasını şaşırtan limon ve sarımsak mucizesi!

Büyük indirimlerin olduğu Kara Cuma bu gece yarısı başlıyor

Karadeniz'deki fotokapanlar, teröristlerin kabusu oldu