• $ 6,7688
  • € 7,6343
  • 366.799
  • 110022
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Bu Türkiye düşmanının CHP'de işi ne?

Suriye ile gerginliğimiz dokuzuncu yılına girdi...

Bir gün ağzından “Ey Esad” ifadesini duymadık.

O Esad ki, bir milyonun üzerinde vatandaşını katletmiş...

On milyona yakın vatandaşını şu ya da bu şekilde ülke dışına sürmüş...

Eli Kanlı bir katil...

Kemal Kılıçdaroğlu’nun, bu katil aleyhinde bir tek cümlesini bilmiyoruz.

Bilakis onu arkalıyor ve destekliyor.

Neden?

Bunun cevabını önce Mersin milletvekili İsa Gök, sonra müstafi genel başkan Deniz Baykal vermişti.

İkisi de, zımnen, CHP’nin bir “meşrep partisi”ne dönüştürüldüğünü söylüyordu.

Ben Kemal Kılıçdaroğlu’nun yerinde olsam, Baykal’ın açıklamalarından sonra özür dileyip CHP genel başkanlığından istifa eder, bir daha partinin semtine uğramazdım... Ya da gider, Soros’un kuruluşlarından birine “aza” yazılırdım.

Ülkenin kurtuluşunu 30’ların “asrısaadetine” dönmekte arayan, kentli, çağdaş, laik, yüzünü Batı’ya dönmüş kesim, Kılıçdaroğlu’nun hususi politikalarına bakarak CHP’den kaçıyor.

Siz bunlara “Atatürkçüler” diyebilirsiniz.

Ki, CHP’nin kemik tabanını oluşturuyorlar.

Baykal’ı da, izlediği siyaset itibarıyla, rahatlıkla bu sınıfa dâhil edebilirsiniz.

Doğu Perinçek’in “Vatan Partisi”ne, MHP’ye, şuraya buraya kaçıyorlar.

AK Parti’ye gidenler bile var.

Ciddi bir yekûn oluşturmuyorlar ama “muvakkaten” de olsa AK Parti siyasetiyle yan yana duruyorlar, AK Parti’nin “terörle mücadelesini” destekliyorlar.

Kaçış, Deniz Baykal’ı genel başkanlık koltuğundan indiren kaset tertibinden hemen sonra başladı. Büyük umutlarla CHP’nin başına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu partiyi “meşrepçi” ve “ilkesiz liberal” bir çizgiye çekince (buna Ergenekon ve Balyoz kumpasçılarıyla, yani yani FETÖ’cülerle girdikleri özel ilişkiyi de dâhil edebiliriz) önce Baykal yanlılarının, sonra da kendilerini “Atatürk milliyetçisi” olarak tanımlayan kesimin tepkisini çekti.

Kılıçdaroğlu’nun “hususi politikaları”, parti içinde ciddi bir gayrı memnun kitle oluşturmuş durumda.

Bunu, beyanatlardan ve tepkilerden anlayabiliyoruz. (Genel başkanlık yarışına giren Muharrem İnce’nin söylediklerini hatırlayalım; Kılıçdaroğlu’nu inisiyatif almamakla, kötü muhalefet yapmakla, dahası “sosyal demokrat” olmamakla suçluyordu. Bu suçlamalarının arkasında durmadı, verilen göreve fit olup sustu, orası ayrı...)

Kılıçdaroğlu’na yönelik “Atatürkçü” tepkinin nedenlerinden biri de, 97 yıldır “kurucu parti” sıfatının kaymağını yiyen CHP’nin, Türkiye aleyhtarı bir pozisyon alması.

Bir “kurucu parti” düşünün ki, savaş noktasına geldiğimiz ülkelerle “Türkiye düşmanlığı” temelinde ittifaklar kuruyor.

Suriye’ye iyi niyet heyeti gönderiyor.

Darbeci Sisi’ye “yanındayız” mesajı veriyor.

Erdoğan’ı alaşağı etmesi karşılığında terör devleti İsrail’e “yeniden iyi ilişkiler” vaat ediyor.

İran’ın, Ortadoğu’daki mezhepçi politikalarına arka çıkıyor.

PYD terör örgütünün “işgal politikalarına” onay veriyor.

Üstelik, bütün bunları tek başına Kılıçdaroğlu’nun inisiyatifiyle yapıyor.

30’ların şartları hüküm sürüyor olsaydı, Kılıçdaroğlu bu politikaları nedeniyle yargılanır mıydı?

Yargılanırdı...

Asılır mıydı?

Kel Ali’nin insafına kalmış.

Ama iyi muamele görmezdi... 

Başkan Yıldız: Haliç'in takipçisi olacağız

Başkan Yıldız: Haliç'in takipçisi olacağız

Milli Savunma Bakanı Akar ve komutanlar sınır hattında

Milli Savunma Bakanı Akar ve komutanlar sınır hattında

İletişim Başkanlığı paylaştı: Harita ve graf

İletişim Başkanlığı paylaştı: Harita ve grafiklerle Suriye'de son durum

Değeri 2 milyon TL! Hepsi ele geçirildi

Değeri 2 milyon TL! Hepsi ele geçirildi