Aksam.com.tr - 27.05.2012, 11:03
17 Şubat 2012 Cuma - 
Akşam | KİTAP
Tarih dedektifi El Turko'nun maceraları devam ediyor

Tarih dedektifi El Turko'nun maceraları devam ediyor

Aslan terbiyecisi ve tarih dedektifi El Turko, bu kez Seylan'dan İstanbul'a uzanan bir yolculuğa çıkıyor. Bakalım kahramanımız, 'Ayastefanos'un Üç Aslanı' macerasında aslan heykellerinin esrarını çözerek, yıllar süren bir aile lanetini ortadan kaldırabilecek mi?

Özlem Akalan / ozlemakalan@gmail.com
Orhan T. Özdemir ve Ali Süha Uyar'ın birlikte kaleme aldıkları tarihi polisiye roman dizisinin bu bölümünde kahramanımız El Turko, yine karmaşık ve aldatmaca dolu bir gizemin peşinde. 'Tabernaculum', 'Bizans Çöplüğü', 'Agatha Christie'nin Odasında 11 Gün', 'İlk Mektup ve Kutsal Mezar' gibi serinin ilk kitaplarının ardından bir kez daha yazarları, 'Ayastefanos'un Üç Aslanı' ile El Turko'ya hayat veriyor.
Dizinin sadık takipçileri için zaten beklenen bir kitap. El Turko'yu tanımayanlar içinse biraz bilgi vererek romanın atmosferine hazırlık yapmakta fayda var.
El Turko, sirkte yetişmiş, vahşi hayvan terbiyecisi ve trapezci bir Türk. Özel bir dedektiflik okulunda da eğitim almış. Tarihi eser kaçakçılığıyla savaşan, özel sektör görünümündeki çokuluslu resmi kuruluşun, Türkiye'de yapılmak istenen bir operasyon için kendisinden yardım talep etmesiyle El Turko'nun tarih dedektifliği işi de başlamış olur. Tahmin edebileceğiniz üzere bu noktadan itibaren bir yanda renkli ve heyecan dolu sirk hayatı diğer yanda Türkiye bağlantılı akılalmaz olaylar iç içe geçer. Viyana'da yaşayan ve Old Istanbul adlı antikacı dükkanını işleten Arnavutköylü Rum Niko, sirkteki hocası Nini, Moulin Rouge yıldızı Blanche ve ilginç kediler, El Turko'nun tüm maceralarında rol alan yardımcı karakterler.
Seylan'da (bugünkü adıyla Sri Lanka), 1971 yılının Ekim ayında başlıyor 'Ayastefanos'un Üç Aslanı' romanı. Değerli taş kaçakçılığını ortaya çıkarmak için görevlendirilen bir ajanın deşifre olması üzerine El Turko soluğu, siyasi olayların patlak verdiği bu ülkede alıyor. 'Aslanların oğlu', ajanı ülkeden kaçırmayı başarıyor ve sirk gösterilerine devam ettiği Paris'e geri dönüyor. Aradan sekiz yıl geçiyor ve El Turko, ucu Seylan'daki kurtarma operasyonuna kadar uzanan bambaşka bir esrar perdesini aralamak üzere maceraya atılıyor. Önce Enise Aslanlar çalıyor kapısını El Turko'nun; nesiller boyu ailesini lanetleyen üç aslanı bulmasını istiyor. Ardından bir Rus botanikçi, aynı hikayeyi bir define avına bağlayarak El Turko'dan yardım istiyor. Son kertede de Mehlika Demirciler, elindeki aslanı, sırrını çözebilmesi için kahramanımıza veriyor. Ne Enise göründüğü kadar masumdur aslında ne de kendini Rus olarak tanıtan botanikçi Rus'tur! Rus sanılan Almanlar, Larry sanılan Erkan, İspanyol sanılan Türkler, uyuşturucu bağımlısı sanılan masumlar, dost sanılan düşmanlar... Kimin kim olduğunu, kimin masum, kimin 'bizden' kimin de 'diğerleri'nden olduğunu ilk başlarda anlamak pek kolay değil bu romanda. Anladıktan sonraysa kahramanla 'esrarı kim daha önce çözecek' yarışına giriyorsunuz.
YEŞİLKÖY'DEKİ ASLANLI KÖŞKÜN SIRRI
Ayastefanos Rus Anıtı, Özdemir ve Uyar'ın kaleme aldığı romana, tarihi bir arka plan oluşturuyor. Diğer El Turko öykülerinde olduğu gibi tarihi bilgilerden yola çıkan yazarlar, bu anıtın hikayesini de romanlarında anlatıyorlar. 1877-1878 yılları arasında yaşanan, 93 Harbi olarak da bilinen, Osmanlı-Rus Savaşı'nda ölen Rus askerlerinin anısına Ayastefanos'ta (bugünkü Yeşilköy) yapılan anıt, 1. Dünya Savaşı'na girmemizin ardından yıkılır. Anıtın altından yapılan maketi ve romandaki rivayete göre altın çanı, kayıtlara geçmesine rağmen bir daha bulunamaz... Hikaye bu ya, Enise Aslanlar'ın dedesine ait Yeşilköy'deki köşkün havuzunun etrafına, tam da anıtın yıkılma tarihi olan 14 Kasım 1914'ü takip eden günlerde, üç adet aslan heykeli yerleştirilir. O günden sonra aslanlarla bağlantılı türlü olaylar, bir lanet gibi ailenin peşini bırakmaz. Aslanlarla anıtın arasındaki bağlantıyı çözmekse, El Turko ile dostları Nino, Stavro ve Niko'ya düşer...
'Ayastefanos'un Üç Aslanı'nın ardından Özdemir ve Uyar'ın kaleme aldığı serinin diğer romanları da çok yakında piyasaya çıkacak. 'Bizans Çöplüğü -2', 'Kanlı Böcek' ve 'Como'da 120 Saat', El Turko'un basım aşamasındaki maceralar.

KİTAPTAN İLK CÜMLELER
'Burası Pettah aziz dostum. Colombo'nun kalbi. Sinhali dilinde sur dışı anlamına gelen Pitakotuwa sözcüğünden geliyor. Adı her ne kadar sur dışındaki kent demek olsa da bugünkü hali insanın gözünde pek sur dışı bir kenti çağrıştırmaz'.

'AYASTEFANOS'UN ÜÇ ASLANI'NDAN BİR BÖLÜM
... Ekranda bir karmaşa oldu. Çarpık kamera hareketleri birbirini izledi. Birden resim düzeldi ve Volstok'un acılı yüzü ekranı kapladı. Adam yine kara giysiler içindeydi. Yaşantısı boyunca giysileriyle yatıp kalkar gibi, El'in ilk gördüğünden farklı hiçbir yanı yoktu. Gözlükleri, eldivenleri karşılarındaydı. Hırıltılı bir sesle 'Merhaba Bay Turko' dedi. 'Yeniden merhaba. Sonucun böyle olmasını kim isterdi? Kendi adıma gerçekten istemediğimi baştan söylemek istiyorum. Bayım ne gariptir ki işin sonuna gelmiş bulunuyorum. Herhalde bir iki saat daha yaşar, yaşamam. Bu süre içinde görüşebilirsek gözüm açık gitmeyecek. Aksi takdirde bu kaset size kılavuz olacaktır. Umarım her şeyi anlatabilirim. Hayatımı vakfettiğim bu macera, sonunda beni öldürüyor...'

Karakterlerde yazarların hayatlarından kesitler var
Anlatılanların tümüyle kurgu olduğunu bilsek de pek çok kez bir roman kahramanının yazardan izler taşıdığını düşünürüz. Ama kahramanımız bir aslan terbiyecisi olunca, yazarıyla özdeşleştirmek pek de aklımıza gelmez. Ve işte tam da bu noktada büyük bir yanılgıya düşeriz. Zira 'Ayastefanos'un Üç Aslanı'nın yazarlarından Ali Süha Uyar, öğrencilik yıllarında İtalyan, Fransız ve İspanyol sirklerinde aslan, kaplan, fil bakıcılığı yapmış! Turizmcilik, çevirmenlik, televizyon yöneticiliği derken dedektiflik kurslarına katılarak eşiyle birlikte Türkiye'nin ilk resmi dedektiflik bürosunu kurmuş. Orhan T. Özdemir ise, yazarlığının yanı sıra bol ödüllü bir karikatür sanatçısı, heykeltıraş, senarist ve yönetmen. Reklam ve dizilerin yanı sıra Yılmaz Güney'in 'İnsafsız Kemal' adlı filminin de yönetmenliğini üstlenen Özdemir'in El Turko serisinin dışında 'Dolce Morte', 'Peşt', 'Sucuklu Yumurta' gibi romanları yayınlandı.

Ayastefanos'un Üç Aslanı
Orhan T. Özdemir / Ali Süha Uyar
Parşömen Yayıncılık 562 sayfa



FACEBOOK İLE YORUM YAZ | Facebook hesabınızla üye olmadan yorum yazın

YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan AKŞAM ve aksam.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER KİTAP HABERLERİ
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Sporda şiddet konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Nefise Bulgu 'Olayı tek bir nedene bağlamak doğru değil' diyor ve ekliyor: 'Sporda şiddetin erkeklikle, ataerkil değerlerle bağlantısı var. Şiddet ve spor erkekliğin meşru alanı. Bu geçmişten beri böyle. Günümüz futbol tribünlerinde, sahalarında ataerkil ilişkiler sergileniyor. Çünkü sporda şiddet erkek kimliğini yansıtıyor. Yükselen milliyetçilik de bu şiddeti bir erkek eylemi olarak meşrulaştırıyor'