Aksam.com.tr - 27.05.2012, 10:42
19 Şubat 2012 Pazar - 
Akşam | AKŞAM LIFE
Podyumda kurallarım yoktur

Podyumda kurallarım yoktur

Tasarımcıların son gözdesi Didem Soydan, sarı saçları, Avrupai fiziği ve farklı yüz yapısıyla yeni bir çığır açtı. Ece Sükan, Özge Ulusoy ve Güzide Duran gibi ünlü mankenlerin parmakla gösterdiği top model, dünyaca ünlü dergilerin kapaklarında yer alması için insanları peşinden koşturarak da adından söz ettiriyor. Omzundaki ilginç dövmesiyle şöhretine şöhret katan Soydan, mağaza satış görevlisi olarak başladığı iş yaşamında, ışıltılı dünyanın bir numarası olmaya uzanan hikayesini AKŞAM LIFE'a anlattı.

Röportaj: Erçin DAĞ EYSEN

- Modellik kariyerinize başlamanızın ilginç bir hikayesi var mı?
Var tabii ki. Üniversitede okuduğum dönemde bir mağazada satış görevlisi olarak çalışıyordum. Bir gün mağazaya tasarımcı Ümit Ünal geldi ve beni görünce defilesine çıkarmak istedi. 'La Russie' defilesiyle podyuma adımı atmış oldum. Defileyi izlemeye gelen diğer tasarımcılar ve fotoğrafçılar da beni keşfetmiş oldular.
- Podyumlar hayal ettiğiniz bir dünya mıydı?
Değildi, çünkü o dönem üniversitedeki öğrencilik yıllarıma denk geldi. Podyuma adım atmak çevremdekilerin çocukluğumdan beri benden beklediği bir durumdu. Yıllarca bana 'manken olmalı ya da sahne sanatıyla uğraşmalısın' diye başımın etini yiyen herkesin mutlu olmasına ve şaşırmamasına yol açtı.
- Türklere benzemeyen, farklı bir yüz yapınız var. Esmer mankenlerin rağbet gördüğü podyumlarda sarışın olmanızın nasıl bir avantajını ve dezavantajını yaşıyorsunuz?
İlk başladığım dönemde çok sıkıntı çektim. Çünkü o dönemin rağbet gören esmer, 38 bedene yakın 'baby face' diye adlandırılan model tanımlamasının çok dışındaydım. Kemikli bir yüze, onlara göre daha uzun bir buruna ve 34 beden bir vücuda sahiptim. Bir de omzumda kocaman bir dövmeye sahiptim ki; başlarda kimsenin bana destek olmamasına neden oldu. Ama zaman içerisinde gerek tasarımcıların gerekse fotoğrafçıların benim hatlarıma sahip, kıyafeti önüne geçmeyecek şekilde taşıyan modellere yönelmesi sayesinde tercih edilmeye başlandım. Şimdi ise her şekle girebilen bir yüze sahip olmanın avantajını yaşıyorum.

TEK İSTEĞİM 36 NUMARA AYAKKABI!
- Podyumda katı kurallarınız var mıdır?

Podyumda katı ya da yumuşak kurallarım yoktur. Podyumda en küçük ayaklı model benimdir. Ayak numaram 36'dır. İki yıl öncesine 39-40 numara ayakkabılarla yürümüşümdür. 40 numara ayakkabıyla yürümek performansınızı etkiliyor. Bu durumdan o kadar çok bıkmıştım ki; iki yıl önce net bir karar alarak 36 numara ayakkabı getirmedikleri sürece podyumda yürümeme kararı aldım.
- Hırslı bir tip misiniz? Dünyaca ünlü bir model olabilmek için çok çaba sarf eder misiniz?
Hırslı bir tip değilim ama iş hayatı benim için önemlidir. Çünkü iş, insanın sınırlarını belirler. İşimin gereği dünyaca ünlü olmak değil, dünyada kabul gören profesyonellikte olmaktır. Elimden geldiğince bu standartta olmaya çalışıyorum.

DÖVMEMİ TAKLİT ETMELERİ ZAVALLILIK!
- Omzunuzdaki dövme defilelerde sorun teşkil ediyor mu?

Yok hayır. Hatta çoğu zaman onun gözükmesi için ellerinden geleni yapıyorlar. Dövmem tamamen benimle özdeşleşmiş durumda o yüzden asla rahatsızlık verdiğini görmedim.
- Dövmenizin taklit edilmesinden rahatsızlık duyuyor musunuz?
Rahatsızlık duyup duymadığımdan artık çok emin değilim. Sadece komik birazcık da zavallıca buluyorum. Dövmem bana özel bir anlam içeren şekilde tasarlandı. Yaptıran kişi anlamını bile bilmeden ve olayın ruhundan habersiz bir şekilde gidip yaptırıyor. Kendilerine ait zevkleri olamayan insanların taklitçiliğine ne kadar engel olabilirsiniz ki? O yüzden boş veriyorum.
- Vücudunuzdaki dövmelerden dolayı iş kaçırdığınız oldu mu?
Elbette olmuştur ama benim bundan birebir haberim olmadı. Zaten her işte olmak gibi bir hırsım yok.
- İlerisi için projeleriniz neler?
Moda ile ilgili bir televizyon programına hazırlanıyorum. Onun koşuşturması içerisindeyim. Eğer dilediğim gibi ilerlerse, devamı gelecek bir proje olur diye düşünüyorum.

AİLEM BİZE 'SEN DEĞERLİSİN'İ ÖĞRETTİ
Balkan ve Rumeli kökenli bir ailenin çocuğu olan Didem Soydan, kalabalık ortamlarda olmaya çok alışkın olduğunu ifade etti. Soydan, 'Kuzenlerimle beraber aynı okullara gidip aynı yataklarda uyuduğum, kalabalık kahvaltıların ve toplanılan akşam yemeklerinin olduğu ama en önemlisi küçük çocuklara 'sen değerlisin' diye öğretilen bir ailede, mutlu bir çocukluk geçirdim' dedi.

GÜZELLİĞİM RUHUMDAN GELİYOR
İnsanın güzel olması için ruh güzelliğini koruması gerektiğini savunan top model, 'Göz önünde olma durumunu normal yaşantıma yansıtmıyorum. Bu da beni, kendime ve aileme karşı yabancılaştırmıyor. Ruhunuz yıpranmadığı sürece de yüzünüze yansıyor. Ruh güzelliğimi koruyorum ki yüzüme yansısın' şeklinde güzelliğe bakış açısını ifade ediyor.

SELÜLİT SAĞLIKLI OLMANIN BELİRTİSİDİR
Kendi değerinin farkında bir insan olarak vücudunda beğenmediği tek bir noktası bile olmadığını belirten Didem Soydan, kadınların baş belası selüliti ise asla dert etmediğini söylüyor. Soydan, 'Selülit, kadınlık hormonunun iyi çalışması, doğurganlık oranının yüksek olduğu anlamına gelir ki, bu noktayı her zaman kaçırıyoruz. Ben de sağlıklı bir kadın olduğumdan selülitim var. Sürekli spor yaptığımdan onları göremiyorsunuz. Yaşım ilerlediğinde ve bu işi bıraktığımda kafama takacağım en son şey bile olmayacaktır selülit' diyor.



FACEBOOK İLE YORUM YAZ | Facebook hesabınızla üye olmadan yorum yazın

YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan AKŞAM ve aksam.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER AKŞAM LIFE HABERLERİ
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Sporda şiddet konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Nefise Bulgu 'Olayı tek bir nedene bağlamak doğru değil' diyor ve ekliyor: 'Sporda şiddetin erkeklikle, ataerkil değerlerle bağlantısı var. Şiddet ve spor erkekliğin meşru alanı. Bu geçmişten beri böyle. Günümüz futbol tribünlerinde, sahalarında ataerkil ilişkiler sergileniyor. Çünkü sporda şiddet erkek kimliğini yansıtıyor. Yükselen milliyetçilik de bu şiddeti bir erkek eylemi olarak meşrulaştırıyor'