




















Nazizmin Gizli Kökenleri
Profesör Nicholas Goodrick-Clarke'ın Kırmızı Kedi Yayınevi'nden çıkan kitabı 'Nazizmin Gizli Kökenleri', nasyonal sosyalizmin Almanya'daki köklerinin tarihçesini anlatıyor. Kitap, Nazi düşünme biçimlerinin gelişimini etkileyen mitoslar, semboller ve fantezilere yönelik bir yeraltı tarihi oluştururken, bugün için de uyarılar yapıyor.
Utku Kavasoğlu
Nazi ideolojisinin etrafını saran ve genellikle yüksek satış peşinde koşan yazarların özel ilgi alanı veya neo-Nazilerin Hitler hayranlığının dışavurumu olan kimi efsanelerden söz etmek mümkün... Bunların en bilinenleri arasında, Nazi-Tibet bağlantılarını, Hitler'in aslında ölmediği inanışını ve hatta Nazilerin yönettiği UFO'ları kapsayan komplo teorilerini sayabiliriz. Kısacası tarihin gördüğü bu en yıkıcı sağ ideolojinin uzun yıllardır çeşitli araştırmalara konu edilmiş, enine boyuna tartışılmış kimi sosyo-ekonomik ve sınıfsal nedenleri dışında bir de göreli olarak daha az incelenmiş, sıkça Hollywoodvari yakıştırmalarla bezenmiş bir yanı daha bulunuyor.
Batı ezoterizmi ve siyaset ilişkisi üzerine çalışmalarıyla tanınan Exeter Üniversitesi'nden Profesör Nicholas Goodrick-Clarke bize, özellikle de Türkiyeli okura alışılmadık bir öykü sunuyor. Nasyonal sosyalizmin Almanya'daki kökleri ve ideolojisiyle ilgili gelişmelerin bir tarihçesini sunmakla birlikte, gerçek konusu toplumsal ve siyasal bağlamda insanların çıkarlarını ifade ettikleri partiler, politikalar ya da örgütler olmayan bir araştırma ortaya koyuyor. 'Nazizmin Gizli Kökenleri' kitabının asıl amacı gerici, otoriter ve Nazi düşünme biçimlerinin gelişimini etkileyen mitoslar, semboller ve fantezilere yönelik bir yeraltı tarihi oluşturmak olduğu söylenebilir. Ve hatta bu çabaya marjinal tarihçilik de denebilir, çünkü başlıca kahramanları siyaset ve yönetim gibi dış gerçeklerle pek ilişkileri olmayan mistikler, kahinler ve tarikatçılardır.
Bu açıdan bakıldığında 'Nazi dinselliği' olarak adlandırabileceğimiz olgunun kapsamlı ve çözümleyici bir açıklamasını yapmak, söz konusu efsanelerin popülaritesine kapılmaksızın gerçekleştirilmesi gereken çetrefil bir iştir. Irk başlığında üstün ırk ve içrek bilgilerle ilgilenen, düzenbaz Yahudilerin ve öteki düşük ırkların kötücül dünya komplolarına olduğu kadar, Alman ulusunun bin yıllık ilahlaşmasının vahiysel kurtuluşuna inanan bir ideolojinin milyonların ölümüne yol açan 'başarısı' ancak dini inançlarla ve mitoslarla açıklanabilir. Nazizm ve onun öncülü öğretiler özelinde, bütün bu fikirler mantık öncesi ve çağdaşlık öncesi geleneklerden alınmıştır. Üçüncü Reich'ın siyasal doktrinlerinin ve kurumlarının habercisi olan söz konusu düşüncelerin ve onların taşıyıcılığını yapan örgütlerin kökleri, Birinci Dünya Savaşı öncesi Viyana'sına dayanmaktadır. Aryanlarla ilgili gizli bilgelik anlamına gelen 'ariozofi' sözcüğü ilk kez 1915 yılında kullanılmaya başlanmış ve 1920'lerde bir doktrin halini almıştır. 1905-1913 yılları arasını, Viyana'da yoksulluk içinde geçiren Hitler'in de bu dönemde Avusturya'da yüksek tirajlara ulaşan, ariozofinin kurucusu Lanz von Liebenfels'in Ostara Dergisi'nin okuyucularından olduğunu belirtmek gerekir. Yine aynı dönemde pan-Cermenizmin ve Yahudi karşıtlığının önemli simalarından Georg Schönerer'in fikirlerinin de Üçüncü Reich'ın müstakbel önderinin düşüncelerinin oluşumunda önemli etki bıraktığını göz önünde bulundurmalıyız. Yine Nazi önder kadroları arasında SS birliklerinin kurucusu ve mistisizme en yakın isim olan Heinrich Himmler'in 'sözde Rasputin'i Karl Maria Wiligut'un fikirleri pan-Cermen krallığı idealleriyle dolup taşan tanınmış bir okültist olduğunu da kitaptan öğreniyoruz.
SAHTE EŞİTLİKÇİLER VE YENİLEN ALMANYA
Alman völkisch milliyetçiliği ve ırkçılığını, gizlilik kavramlarıyla harmanlayan dönemin metinlerinde tarih öncesinde, bilge ve gnostik ruhbanların gizli-ırkçı öğretileri açıkladıkları, saf ırktan üstün insanlardan oluşan bir toplumu yönettikleri bir 'altın çağ' anlatıldığını görüyoruz. Buna göre Alman karşıtı çıkarları temsil eden bir şer cephesi (farklı metinlerde Aryan olmayan ırklar, Yahudiler, hatta erken dönem kilisesi olarak geçer) bu ideal Cermen dünyasını yıkmak için sahte bir eşitçilik bahanesiyle Alman olmayan alt insanları özgürlüğüne kavuştururlar. Bu çabanın sonucu olarak ortaya çıkan ırk karışıklığı tarihsel dünyaya savaşlar, iktisadi buhranlar, siyasal belirsizlik ve Alman dünya gücünün hüsranı olarak yansır. Katoliklik, toplumdaki hızlı kent ve sanayi değişimi, çokuluslu bir devlette Slav ve Alman çıkarlarının çatışması, Avusturya pan-Cermen hareketinin yükselişi, sosyal Darvinizm ve onun ırkçı ilkeleri öğretilerindeki başlıca unsurlardır. Ariozofistler, bu çağdaş dünyaya karşı gelmek için eski Almanların kayıp ezoterik bilgilerinin ve ırk erdemlerinin canlandırılmasını ve buna koşut yeni bir pan-Cermen imparatorluk yaratılmasını hedefleyen gizli dini tarikatlar kurarlar.
Doğrudan analojilerin hem basitleştirici hem de zaman zaman saptırıcı olabileceğinin bilincinde olmakla birlikte altını çizmek istediğim bir nokta var. Soğuk Savaş'ın bitmesiyle ideolojik siyasal düzen görüleri yerini dinin önemli bir rol üstlendiği kültürel kimlik ideolojilerine bıraktı. Doksanlı yıllarda İslamcı militanlığın, Hindu milliyetçiliğinin ve Hıristiyan aşırılığının hızlı gelişim ve etkileri, insanlara inanç ve mitosların dinamik ve çoğu kez yıkıcı bir siyasal ifade biçimi sunabileceğini acı örneklerle hatırlatıyor. Böylesi siyasal yobazlık biçimlerinin yeniden su yüzüne çıkışının kendi döneminde Nazizm'e hayat veren mitosun, dini imgelemelerin ve siyasal idealizmin olağanüstü çekiciliğinin izlerini taşıdığını söylemek de mümkün.
Kendi alanında klasikleşmiş bir başvuru kaynağı olan 'Nazizmin Gizli Kökenleri: Gizli Aryan Kültleri ve Nazi İdeolojisi Üzerinde Etkileri' küreselleşme, kitlesel göç ve dinci milliyetçilik olgularıyla karşı karşıya olan günümüz dünyası içinde bir uyarı olarak okunabilecek önemli bir kitap.
Nazizmin Gizli Kökenleri
Nicholas Goodrick-Clarke
Çeviri: Ali Cevat Akkoyunlu
Kırmızıkedi Yayınları
282 sayfa
Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan AKŞAM ve aksam.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.































