Aksam.com.tr - 27.05.2012, 13:07
21 Şubat 2012 Salı - 
Akşam | SİYASET
Leyla'ya seslendi: 'CHP senin yanındadır'

Leyla'ya seslendi: 'CHP senin yanındadır'

Genel Başkan Kılıçdaroğlu: 'O yasayı imzalamak, Sayın Cumhurbaşkanı'nın devlet adamlığı kimliğinden çok şey götürmüştür. Bu kadar aykırı bir yasayı gözü kapalı imzalama hakkını hiçbir hukuk size vermez.'

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, MİT Kanunu'nda değişiklik yapan yasayı onaylamasını eleştirirken, ''O yasayı imzalamak, Sayın Cumhurbaşkanı'nın devlet adamlığı kimliğinden çok şey götürmüştür. Bu kadar aykırı bir yasayı gözü kapalı imzalama hakkını hiçbir hukuk size vermez'' dedi.

CHP Grup toplantısı öncesi, bir grup vatandaş, İstanbul Sarıyer'de yapılacak kentsel dönüşüme ilişkin dilekçelerini Kılıçdaroğlu'na verdi. Kılıçdaroğlu, kentsel dönüşümün uygarca yaşamanın koşullarından birisi olduğunu, bunu hiç kimsenin reddetmeyeceğini, ancak bu dönüşümün yapılacağı bölgedeki rantın, gerçek sahiplerine verilmesi gerektiğini söyledi.

Kemal Kılıçdaroğu, Parlamentoda bu konuyla ilgili yasanın görüşmelerinde, mağdur olanların haklarını korumak için mücadele edeceklerini kaydetti.

Hükümeti eleştiren Kılıçdaroğlu, daha önce hiç tanık olmadıkları hırsızlıklara tanık olduklarını ileri sürdü. ''Bunlar hırsızlıkta devrim yaptılar'' diyen Kılıçdaroğlu, duyulmayan, bilinmeyen hırsızlık türlerine şahit olduklarını savundu.

Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

''Hükümet eşittir hırsızlık... Hırsızlık literatüründe olmayan pek çok kavramı öğrendik. Şeytanı bile şaşırtacak hırsızlık yaptılar. Fitre hırsızlığı gelir miydi aklınıza? Fitre hırsızlığını da öğrendik. Sadakadan, kurbandan hırsızlık yapmaya başladılar. İnsanda biraz vicdan, Allah korkusu varsa, hırsızlığa karşı durması gerekir. Vicdan taşımıyorsa, hırsızın sırtını sıvazlar ve 'Yoluna devam et' der.

Yüzyılın soygunu dediğimiz Deniz Feneri soygunu duruyor yerinde ama savcıları yargılanıyor. Hırsızı sorgulayan savcılar yargılanıyor. Hırsızlığı soruşturmak neden bu kadar pahalı hale geldi?

Hırsızlık yapanlar, şeytanın aklına bile gelmeyenler, ne hikmetse Sayın Başbakan'ın arkadaşları arasından çıkıyor. Bunlar Sayın Başbakan'ın yakın arkadaşları. Birisi iş ortağı, diğer adı 'köstebek.' İş ortağı, fitre hırsızlarının özel istihbaratçısı. Fitre çalacaksın, polis basacak ama önceden haber vereceksin. Bu olayları her zaman her yerde anlatacağız. Gerçekler gizlenmesin. Yaşadığımız hırsızlık olayları bireysel ya da istisnai değil, sistemli hırsızlıklar.

Kimse bunlara fırından ekmek çalan hırsız gözüyle bakmasın. O aç, yoksul olduğu için çalıyor. Bu ayrı bir şey. Burada sistematik, kurgulanmış, planlanmış, alt yapısı oluşturulmuş bir sistem içinde hırsızlık yapılıyor. AKP'nin hırsızlığı bu bağlam üzerinde yürüyor. Sistemli bir hırsızlık. Ama bu şekilde hırsızlığa AKP'liler 'Hırsızlık' demiyor. Hiçbir din ve ahlakın kabul etmediği bu hırsızlığa farklı bakıyorlar ve hırsızlık olarak algılamıyorlar.''

-Kamu İlahe Kurumundaki yolsuzluk operasyonu-

Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff'un, bir iş adamı arkadaşından düşük faizli kredi aldığı ve basını sansüre kalkıştığı için ülkesinde sert bir şekilde eleştirildiğini belirten Kılıçdaroğlu, savcının, Cumhurbaşkanı hakkında soruştura açtığını, Cumhurbaşkanı Wulff'un da bu eleştirilere dayanamayarak görevinden istifa ettiğini söyledi.

Almanya Başbakanı Angela Merkel'in, söz konusu istifa ile ilgili açıklamasında, ''Bu, Almanya'nın hukuk devleti özelliğinin bir göstergesidir'' dediğini anımsatan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

''Yani, 'Hangi makamda olursanız olun, hukuk işiyor' diyor. Recep Tayyip Erdoğan gülmüştür. 'Şunlara bakın ne beceriksiz adamlar. Çıkarırsın özel kanun, savcıyı bertaraf edersin, yetkiyi de Merkel'e verirsin' demiştir ve hayıflanmıştır. Kendi yeteneksizliğini gizlemek için. Almanya ve Türkiye örneğinde, kim hukuk devletinden, kim ahlaktan, kim kul hakkının yenilmemesinden yana?

İhale yolsuzluklarının kaldırılması için Kamu İhale Kurumu var. Görevi, kamu ihalelerinin saydam olmasını, kamuya açık olmasını sağlamak. Son operasyona göre bu kurum da yolsuzlukların merkezi haline gelmiş. Günlerdir belli gazetelerde bu işleniyor. Kimsenin aklına şu soruyu sormak gelmiyor: Bu ülkede Hükümet yok mu? Her konuda yorum yaparlar, neden bu konuda yorum yapmıyorlar? Sayın Başbakan neden konuşmuyor?

Birilerinin oralara atamaları yapıldı, birileri üst görevlere getirildi. AB ilerleme raporlarında, Kamu İhale Kurumunun bu şekilde yapısının değiştirilmesinin doğru olmadığı, yolsuzlukları açık olduğu söylendi. Ama dinleyen oldu mu? Hayır. 'Cebimizi nasıl doldururuz?' Bunların derdi bu. Şeytanın aklına gelmeyecek yolsuzluk modellerini bunlar icat ediyorlar.

Bu operasyonu yapan polislerin, savcıların başına bir şey gelecek mi gelmeyecek mi? Takip edeceğiz. Bu soruşturmanın içinde olanlar Sayın Başbakan ile ekmeği, suyu paylaşan insanlar. Bakalım Başbakan bunlara nasıl sahip çıkacak.''

-''Suça bulaşan arkadaşlarını harcamadı''-

Erzurum'un Tortum ilçesinde görülen ''HES davasının'' sanıklarında Leyla Yalçınkaya'nın yargılanmasına değinen Kılıçdaroğlu, ''17 yaşındaki Leyla, ektiği ceviz ağaçları kurumasın diye mücadele etti. Önce yakınları ile görüşmesi yasaklandı, şimdi 9 yıl hapisle yargılanacak. Burada Leyla'ya sesleniyorum: CHP senin yanındadır, milletvekilleri de oradadır ve senin davana sahip çıkacaklar. CHP'nin varlık nedenlerinden birisi, haksızlığa karşı çıkmaktır. Mazlumun yanında olacağız, zalimin yanında değil. Hakkın, hukukun, adaletin yanında olacağız'' diye konuştu.

Geçen hafta Genel Kuruluda yasalaşan MİT Kanunu'nda değişiklik yapan teklife değinen Kılıçdaroğlu, teklife karşı çıkmalarına rağmen yasalaştığını söyledi.

Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

''Biz, 'Hukuk devletinde bunlar olmaz. Kişiye özel yasa çıkmaz. Bu, hukuk cinayetidir' dedik. Ama Parlamentoda geldiler oylarını verdiler. Ben, ne olursa olsun, bu ülkede demokrasiden, özgürlükten, hukukun üstünlüğünden yana güçlü bir sağduyulu damarının olduğuna inanıyorum. O daramı beslememiz lazım. AKP milletvekillerinin ellerini kaldırırken vicdanlarını sorgulamalarını da çok isterim. Nasıl böyle bir şeye siz 'Evet' diyorsunuz?

Yıllarını adalete vermiş, yıllarını mahkemelerde, duruşmalarda harcamış pek çok hukukçu 'Yapmayın' dedi ama yaptılar. Sayın Başbakan bu kanun çıktıktan sonra bir açıklama yapıyor, 'Devletin kurumları uyum içinde çalışıyor' diyor. Madem çalışıyor, neden bu yasayı çıkarıyorsun? Savcı görevini yapıyor. Diğeri de gidip ifade verecek, mesele bitecek. Hayır efendim, devletin kurumları uyum içinde çalışmıyor. Nasıl topluma düşman tohumları, kin tohumları ekiyorsan, devletin kurumları arasına da kin tohumları ekiyorsun sen.

Emniyet, MİT ve Başbakan'a güvenmiyor. MİT savcıya ve emniyete güvenmiyor. Başbakan, Emniyete ve savcılığa güvenmiyor. Savcılık hem Başbakan'a hem MİT'e güvenmiyor.

Bir savcı, haksızlığa uğrayan birisinin hakkını arıyorsa sen de 'Bu konuda soruşturma yapma' diyorsan, haksızlığa pirim veriyorsun demektir. AKP'nin yaptığı budur. Postmodern diktatörlükten bunu kastediyoruz. Bir kişi ne söylüyorsa o yasalaşıyor. Bunun adı demokrasi değil diktatörlüktür.

Bu hukuk cinayetini biz sormasak bile tarih soracaktır ve eleştirecektir. Hukuk fakültelerinde ders konusu olacaktır. Bu yanlışın altına imza atanlar, tarih önünde sorumlu olacaklardır.

Başbakan her türlü değeri çiğnemekten çekinmez. Onu bir hedefi var: İktidara nasıl tutunurum, iktidarda kalırım. Milli, manevi değerlerimizi harcadı. Türkiye'nin bütün uluslararası itibarını harcadı. Birlik beraberlik ruhunu, toplumsal barışı, demokratik birikimi harcadı. Türkiye'nin adalet duygusunu, hukuka ve yargıya olan güvenini harcadı. Kimse yargıya güvenmiyor. Ama Sayın Başbakan, suça bulaşan arkadaşlarını harcamadı, gerekirse onlar için yasa çıkardı. Hırsızlığa yolsuzluğa bulaşan dostlarını da harcamadı.''

-''Sayın Cumhurbaşkanı da ortak olmuştur''

MİT Kanunu'nda yapılan değişikliği hukuk dışı olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, ''Bu hukuk dışı olaya Sayın Cumhurbaşkanı da ortak olmuştur'' dedi.

Hukukun üstünlüğünü söylemenin, adaletin yanında durmak anlamına gelmediğini anlatan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

''Bu yasayı imzalayan Sayın Cumhurbaşkanı'nın devlet adamlığına bir şey kattığını sanmıyorum. O yasayı imzalamak, Sayın Cumhurbaşkanı'nın devlet adamlığı kimliğinden çok şey götürmüştür. Sayın Cumhurbaşkanı bu yasayı imzalayarak bir başka rekorun altına imza atmıştır. Hiçbir Cumhurbaşkanı bu kadar kısa sürede bir yasayı imzaladığı görülmemiştir. Demek ki Sayın Cumhurbaşkanı'nın, Parlamentodan gelen bir yasayı bu kadar süratle imzalamasının karşılığı olmalı ve Guinnes Rekorlar Kitabı'na girmeli.

Demek ki bir yasayı onaylamak için o yasayı okumaya da gerek yok. Korkunun ecele faydası yok Sayın Cumhurbaşkanı. Bulunduğunuz koltuk önemli bir koltuktur. Türkiye Cumhuriyeti'ni temsil ediyorsunuz siz orada. Yasaları incelemek zorundasınız. Anayasaya uygunluğuna bakmak zorundasınız. Bu kadar aykırı bir yasayı gözü kapalı imzalama hakkını hiçbir hukuk size vermez.

'Senin geçmişinde ne oldu ki genç beyinlere kin ekiyorsun?'

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, AK Parti İstanbul Gençlik Kongresi'ndeki konuşmasını eleştirerek, ''(Kininizin davacısı olun) diyen Başbakan'ın ruh sağlığı dolayısıyla hekimlerin açıklama yapmasını istiyorum. Senin geçmişinde ne oldu ki genç beyinlere kin ekiyorsun?'' dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM grubunda yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Seçim Kanunu'nda, ''pek çok açmazların bulunduğunu, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, anayasaya, hukuka aykırı bir yasayı gözü kapalı imzaladığını'' ileri sürdü.

Gül'ün, ''CHP, bu kanunu Anayasa Mahkemesine götürebilir'' dediğini anımsatan Kılıçdaroğlu, ''Biz götürürüz götürmeyiz o ayrı bir konu. Siz bu yasayı niye imzaladınız? Hakkı, hukuku, adaleti korumak zorundasınız. Hukuk normlarını bilmeniz gerekir. Siz bilmeyecekseniz, sizin yanınızda kanun, kararlar var, onların bilmesi gerekir. Siz hangi gerekçeyle imza atıp yayınlatıyorsunuz?'' diye sordu.

Cumhurbaşkanı Gül'e, ''Sizin, sokaktaki vatandaşın hakkını hukukunu korumak, zaten CHP'nin görevi, bundan endişe duyma'' diye seslenen Kılıçdarolu, CHP'nin, kim haksızlığa uğradıysa, hukuk karşısında mağdur duruma düşürüldüyse savunacağını söyledi. Kılıçdaroğlu, ''Nasıl Erzurum'da 17 yaşındaki Leyla'nın hakkını savunuyorsak, hiç endişelenme anayasaya aykırı bir yasa konusunda sende olsan, senin hakkını da savunacağız'' diye konuştu.

-''Uyum içinde çalışmıyorsa, sorumlularından biri sizsiniz''-

Kılıçdaroğlu, sorunun; Cumhurbaşkanı'nın, bir kanunsuzluğa geçit vermesi olduğunu ileri sürerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Sayın Cumhurbaşkanı, toplumda, 'Başbakan söyler, Sayın Cumhurbaşkanı imzalar' algısını yarattınız. Bir siyasal parti liderinden talimat alma algısını, Cumhurbaşkanı yaratamaz, yaratmamalı, yaratırsanız o koltuk her zaman tartışılır. Cumhurbaşkanlığı makamı sadece sizi, yakınlarınızı, eski partinizi değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin tamamını temsil ediyor. O nedenle eleştirilerimize kulak vermek zorundasınız. Hukuk ihlal edilecek, çiğnenecek, ayaklar altına alınacak siz imza atacaksın. Bir cumhurbaşkanı bunu yapmaz, cumhurbaşkanı, hakkı, hukuku, adaleti temsil eder. Sayın Cumhurbakanı'nın bu gibi konularda daha duyarlı olmasını isteriz. Hukuku savunmak, siyasal partilerin görevi olduğu kadar, cumhurbaşkanlığı makamının da görevidir. Devletin kurumlarının, uyum içinde çalışması gerekir. Çalışmıyorsa da sorumlularından birisi sizsiniz. Savcı, MİT'e, emniyete güvenmiyor. MİT, savcıya, emniyete güvenmiyor. Başbakan, savcıya, emniyete güvenmiyor. Nasıl bir tablo; neymiş uyum varmış...Ne uyumundan, hangi uyumdan bahsediyorsunuz. Devletin kurumları arasında uyum yoktur. Vatandaş zaten bölündü, bölünmek için Erdoğan elinden geleni yapıyor. Şimdi devletin kurumlarını bölüyorlar. Devletin kurumlarının bölünmesi, çatışması, devlet açısından bir felakettir. Böyle bir tabloya izin verilemez, böyle bir tablo gece yarısı çıkarılacak yasayla çözülemez.''

-''Hapistekiler seçilmemiş miydi?''-

Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, AK Parti İstanbul Gençlik Kongresi'nde telekonferansla yaptığı konuşmayı da değerlendirdi.

''Bütün samimiyetimle söylüyorum, ilk kez Sayın Başbakan'ın ruh sağılığından endişe duymaya başladım'' görüşünü savunan Kılıçdaroğlu, konuşmayı okuduğunu ve konuşmada, ''mantık, gerçeklik, bilim, sağduyunun'' olmadığını ileri sürdü.

Kılıçdaroğlu, bir başbakanın nasıl böyle bir konuşma yapabileceğini sorarak, ''Toplumu bölüyorsun da toplumun arasına kin tohumlarını nasıl ekiyorsun? İnsanda biraz vicdan, ahlak, Allah korkusu, dine saygı olur. Bunu Sayın Başbakan ilk kez mi yapıyor diyeceksiniz; defalarca yaptı'' diye konuştu.

Erdoğan'ın konuşmasından medyanın, ''Seçilmişleri, atanmışlara kul etmeyiz'' sözünü öne çıkardığına işaret eden Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

''Öbürünü çıkaramıyor, çıkarsa Başbakan'dan fırça yiyecek ya da kapatılacaklar. Kin tohumu ekmek haber, manşet değil de nedir? Bir Başbakan, bunu gençlere söylüyor; kininize sahip çıkın diyor. Allah akıl, fikir versin, akıl yok. Sayın Başbakan, seçilmiş ile atanmış arasında farkı da bilmiyor. Böyle bir farkın olduğunu bilse; hapisteki milletvekilleri nedir; onlar seçilmemiş miydi? Hapishanede milletvekilleri var, beyefendinin söylediği söze bakın. Kul etmeyecekmiş, sanki hapisteki seçilmişler yurt dışından gelip oy kullanan yabancıların oylarıyla gelmiş. Farkı bilmediği için onu da doğal karşılıyorum, ciddiye de almıyorum, medya niye ciddiye aldı ona şaşırıyorum.

Başbakan, seçilmişler ile atanmışları zıt kutuplar olarak algılıyor. Zıt kutuplar olduğu için acaba buradan bir fay hattı yakalayabilir miyim, toplumu ikiye parçalayabilir miyim, siyasi rant elde edebilir miyim? Bütün hesabı bunun üzerine. Başbakan'a soruyorum, hapistekiler seçilmiş mi seçilmemiş mi? Seçilmişse onları içeride niye tutuyorsun? Uluslararası anlaşmalara aykırı olarak içerde olmasının sorumlusu sensin. Birisi o, ikincisi de TBMM Başkanı, asıl sorumlu o. Erdoğan, tam tipik bölücüdür, toplumu bölen biridir. Kin tohumları eken biridir. Toplumu, Alevi-Sünni, dindar-dindar olmayanlar diye böldü, etnik kimlikleri toplumun gündemine soktu. Bu toplumu bölmeye yazık günah değil mi? Bu toplumda herkes tarih boyunca barış, huzur içinde yaşadı. Siyasetçi toplumun fay hattına ne zaman müdahale ettiyse o zaman çatışma olmuştur. Çatışma çıkarsa sorumlusu Başbakan olacaktır.''

-''Hangi dinde nefret var?''-

Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ın konuşmasında, ''kininin davacısı bir gençlik'' dediğini belirterek, Başbakan'a, yakınlarına ve hekimlerine, ''Sayın Başbakan, bu konuşmayı yaparken ruh hali nasıldı?'' diye sordu. Bu konuda açıklama isteyen Kılıçdaroğlu, ''Bir Başbakan bunu söylüyorsa, onun ruh sağlığında ciddi sorunlar var demektir'' görüşünü savundu.

Hastalıkların, insanlar için olduğunu, herkesin hasta, ameliyat olabileceğini dile getiren Kılıçdaroğlu, ancak hastalık hali nedeniyle kimse böyle konuşamayacağını belirtti. Kılıçdaroğlu, ''Hastaysanız daha yumuşuk, güzel üslup kullanırsınız. En azından sağlığınıza dikkat edin, ülkenize sahip çıkın dersiniz. Siz gençlere, 'önce kin tutun, sonra sahip çıkın'ı öğütlüyorsunuz. 'Kininizin davacısı olun' diyen Başbakan'ın ruh sağlığı dolayısıyla hekimlerin açıklama yapmasını istiyorum. Hekimler, bu konuda toplumu aydınlatmak zorunda'' diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, ''Hangi dinde nefret vardır, hangi ahlakta kin vardır, kindarlık ve kin duygusunu besleyen nedir? Senin geçmişinde ne oldu ki genç beyinlere kin ekiyorsun?'' sorularını yönelterek, ''Geçmişinde senin ne oldu, bunu bilmeye hakkımız var. Çünkü bu Başbakan, ülkeyi, kurumları yönetiyor, insanları birbirine düşman ediyor, öğrenmeye hakkımız var, geçmişinin sorgulanması lazım, Başbakan'ı bu hale getiren nedir, bilmemiz lazım'' dedi.

Gençlere, ''Asla kin tutmayın'' diye seslenen Kılıçdaroğlu, Yunus Emre'nin, ''Biz kimseye kin tutmayız, kamu alem birdir bize'' dizelerini anımsattı. Kılıçdaroğlu, gençlerden, Başbakan'ın söylediklerini değil, bu dizeleri öğrenmesini istedi. Kılıçdaroğlu, sözlerini, ''Gençlere söylüyorum; derslerinize çalışın, ülkenin sorunlarına sahip çıkın, anne, babanıza saygı gösterin, edebi onlardan öğrenin, temiz, dürüst insan olmayı kendinize ilke edinin, haksızlığa isyan edin. Kin insana yakışmaz, kin tutarsanız insan değilsiniz'' diye sürdürdü.

-''Söylediklerimizin tamamı raporda var''

Kemal Kılıçdaroğlu, Devlet Denetleme Kurulu'nun hazırladığı Hrant Dink raporuna da konuşmasında yer verdi. Söylediklerinin tamamının raporda yer aldığını ifade eden Kılıçdaroğlu, Başbakan'ın rapordan kamu görevlilerinin ne yaptığını okuması gerektiğini söyledi.

Konuşmasının sonunda, yapılacak tüzük kurultayına işaret eden Kılıçdaroğlu, bu tüzüğün bütün partilere örnek olacağını belirtti.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grubunun ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

''Cumhurbaşkanı Seçim Kanunu'nu, Anayasa Mahkemesine götürecek misiniz?'' sorusuna Kılıçdaroğlu, ''Söyledim ya'' karşılığını verdi.

Kılıçdaroğlu, ''Grup konuşmasında, Cumhurbaşkanı'nın hakkını savunacağınızı söylediniz. Bu durumda gideceğiniz mi anlaşılıyor?'' sorusu üzerine, ''Ne demek o, o demek zaten'' dedi.


AA
 



FACEBOOK İLE YORUM YAZ | Facebook hesabınızla üye olmadan yorum yazın

YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan AKŞAM ve aksam.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER SİYASET HABERLERİ
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Sporda şiddet konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Nefise Bulgu 'Olayı tek bir nedene bağlamak doğru değil' diyor ve ekliyor: 'Sporda şiddetin erkeklikle, ataerkil değerlerle bağlantısı var. Şiddet ve spor erkekliğin meşru alanı. Bu geçmişten beri böyle. Günümüz futbol tribünlerinde, sahalarında ataerkil ilişkiler sergileniyor. Çünkü sporda şiddet erkek kimliğini yansıtıyor. Yükselen milliyetçilik de bu şiddeti bir erkek eylemi olarak meşrulaştırıyor'