Aksam.com.tr - 27.05.2012, 12:51
24 Aralık 2011 Cumartesi - 
Akşam | RÖPORTAJ
Irak'ta tırmanan gerilim İran'dan Türkiye'ye mesaj

Irak'ta tırmanan gerilim İran'dan Türkiye'ye mesaj

Irak'ta tırmanan Şii-Sünni gerilimini değerlendiren Yrd. Doç Dr. Serhat Erkmen şöyle diyor: 'Bu Türkiye'ye de yönelik bir mesaj. Tarık El Haşimi Irak'ta Türkiye ile en iyi ilişkileri olan siyasetçiler arasındadır. Tatillerini bile Türkiye'de geçirir. İran, 'ABD gittikten sonra Suudi Arabistan, Türkiye gibi başka ülkelerin siyasi etkinlik kurmasına izin vermeyeceğiz' mesajı veriyor'

Şenay YILDIZ
ABD askerlerinin bir hafta önce Irak'tan çekilmesinin hemen ardından ülkede tam bir kaos yaşanıyor. Irak'ın Şii Başbakanı Nuri El Maliki, Sünni Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık El Haşimi'yi aralarında kendisinin de bulunduğu Şiileri hedef alan bir suikast timi kurdurmakla suçladı.

Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani'nin Yardımcısı olan Haşimi, hakkında tutuklama kararı çıkarılasının ardından Erbil'e kaçtı. Sünni ve Şii liderliği arasında tırmanan siyasi gerilim perşembe sabahı Bağdat ve Kerkük'te meydana gelen patlamalarla sokağa indi. 50'den fazla kişinin hayatını yitirdiği patlamaların ardından dünya Irak'ta bir mezhep savaşı çıkmasından, daha kötüsü de bunun bölgeye sıçramasından endişe ediliyor. Irak'ta neler olduğunu ORSAM Ortadoğu Danışmanı ve Ahi Evran Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Serhat Erkmen AKŞAM'a değerlendirdi:

Haşimi'nin Erbil'e kaçmasıyla tırmanan siyasi gerilim, Bağdat'taki patlamalarla sokağa taşındı. Irak'ta ne oluyor? Mezhep çatışmasına mı dönüşüyor ABD sonrası süreç?
Bu konuda acele etmemek lazım. Krizin patladığı gün ben bu işin sadece siyasi alanda kalmayacağı, kısa süre içinde sokağa taşabileceği ve başta Kerkük olmak üzere Musul, Kerkük, Diyala, Selahattin gibi kentlere yayılabileceğini yazmıştım. Şunu biliyoruz ki Irak'ta siyaset silahla yapılıyor. Türkmenleri dışarıda tutacak olursak, uyguladığı politikaları desteklemek için kendisine silahlı güç oluşturmamış hiçbir siyasi parti veya liderlik yok. Mukteda Sadr'ın Mehdi Ordusu,  Irak İslami Yüksek Konseyi Partisi'nin Bedr Tugayları, Kürtlerin peşmergeleri, Maliki'nin de son birkaç senede İçişleri Bakanlığı ve ordu içinde örgütlemiş olduğu kendine bağlı özel birlikleri var. Yani, bugün Irak'ta siyasi sorunları kısa sürede şiddete dönüştürmeye yönelik bir potansiyel her zaman var. Ama Irak'ta meydana gelen her saldırı veya saldırı silsilesi büyük çaplı bir çatışmaya dönüşmez.  Bazen siyaseten birbirine mesaj vermek isteyen gruplar bu saldırıları bir araç olarak kullanır.

Bağdat'ta önceki gün gerçekleştirilen ve 57 kişinin hayatını yitirdiği
saldırıları bu kapsamda mı değerlendiriyorsunuz?
Kesinlikle. Bu bir mesajdır. 'Eğer üstüme daha fazla gelecek olursan, zaten kontrolü sağlamakta zorlandığın Bağdat'ı kan gölüne çevirir, seni ülkede güvenlik sağlayamayan bir Başbakan haline getirdikten sonra, Parlamento'da çok kötü köşeye sıkıştırırız' demek. Aynı zamanda Maliki'ye 'Siyasi liderlere yönelik bir baskı mekanizması başlatabilirsin. Haşimi gibi liderleri suçlayabilirsin ama bunları korkutup, baskı altına alarak, bu şiddeti önleyemezsin' demek.

SÜNNİLER TUTUKLANACAK
Maliki ne yapacak peki?

Bunun arkasından çok ciddi bir tutuklama  dalgası gelecek.

Sünnilere yönelik olarak mı?
Evet.  Saldırı yapılan hedeflerin çoğu Şii hedefler. Buna yanıtı,  sadece meşru şiddet tekelini ellerinde tutarak vermezler. Birkaç gün içinde Kerkük'te, Diyala'da ve Selahattin'de Sünnilerin yaşadığı yerlerde, hatta Bağdat'ın içinde çok ciddi patlamalar olacak. Bu karşılıklı tırmandırılacak. 2005-2008 yılları arasında Irak'ta toplumsal yapı çok daha iç içe geçmiş ve taraflar birbirlerini siyaseten ve yaşanan süreçle doğrudan hedef aldığı dönemle kıyaslarsak, bu mezhepsel savaşın durdurulmasından sonra zaman zaman yayılan ama sonra duran şiddet arasında fark var.

Yalnız bugün ABD'lilerin artık Irak'ta olmaması gibi yeni bir durumla karşı karşıyayız...

ABD Bağdat ve diğer şehirleri Irak güvenlik güçlerine bırakalı zaten çok oldu. ABD'lilerin varlığı çıkan bir çatışmanın yayılması durması açısından önemliydi. Amerikalıların varlığını çekmiş olmasının mevcut şiddet sarmalı üzerindeki etkisi, ancak bu sarmal büyür ve ciddi bir çatışmaya dönüşürse etkisini gösterecek. ABD'liler onun durdurulması noktasında bir rol oynayabilirdi. Ama bu şiddet sarmalı siyasi kargaşa ile büyür. Açıkçası, eğer Kürtlerle Şiiler Parlamento'da Maliki'yi devirmeye çalışırsa, bu şiddet sarmalı büyür. Aralarında anlaşma yoluna gidip, belli tavizlerle bu işi durdururlarsa, büyümez. Ama Irak'ta her zaman bir miktar şiddet olur.

ŞİDDET SARMALI

Peki, Maliki kendisi koalisyondan çekilirse? Çünkü kendisinin bu yönde tehditleri de var. O zaman ne olur?
Maliki koalisyondan çekilirse Şii ittifakı ile tek başına hükümet kurma girişimine girer. Bunu yapmak için 4 tane milletvekiline ihtiyaçları var. Küçük bir koalisyon kurarsa, çoğunluk hükümetini kurar. O zaman bunlara yeniden baskı uygulayacak ve şiddet sarmalı yine büyüyecek. Yani, hükümetin bozulmasına yönelik bir girişim ortaya çıkarsa, her halükarda şiddet sarmalı büyütür. Ama kimin başlatacağı değişir.

Yani Sünni ve Kürt bloku mu, Şii bloku mu başlatacak?

Aynen öyle. Eğer Maliki hükümetten çekilir ve çoğunluk hükümeti kurmaya çalışırsa bu işi Kürtler ve Sünniler başlatır. Kürtler ve Sünniler Maliki'yi devirmeye kalkışırsa, bu işi Şiiler tetikler.

Sünnilerin asıl huzursuzluğu ne Irak'ta?

Kendilerine verilen sözün tutulmaması. Yani onlara birçok vaatte bulunuldu ve anlaşma Sünnilerin sisteme seçimlerde aldıkları oy oranında yansımalarıydı ama bu olmadı. Sünniler seçimden birinci çıktıkları halde, Maliki'nin otoriter yönetiminden büyük rahatsızlık içindeler. Dolayısıyla daha çok gergin günler göreceğiz Irak'ta.

Kriz çok erken çıktı

Peki, bölge ülkeleri bugün Irak'ta tırmanan gerilimde ne kadar etkili?

Bugünkü süreç İran'ın ABD'nin çekilmesinden sonra başka bir gücün  siyasi anlamda etkinliğine izin vermeyeceğini gösteriyor. Bu siyasi krizi de bundan tetikledi. Herkes bir kriz çıkmasını bekliyordu ama bu kadar hızlı olacağını kimse beklemiyordu. Çok erken çıktı. Bu çok net bir mesaj. Bence bu Türkiye'ye yönelik de bir mesaj.

Ne kastettiğinizi biraz açar mısınız? Nasıl bir mesaj?

Tarık El Haşimi Irak'ta Türkiye ile en iyi ilişkileri olan siyasetçiler arasındadır. Hedef olarak Tarık El Haşimi'nin seçilmesi de önemli. Haşimi bayram tatillerini bile Türkiye'de geçiririr. Yani, orada hedef olarak belli insanların seçilmiş olması, 'ABD gittikten sonra Suudi Arabistan, Türkiye gibi başka ülkelerin siyasi etkinlik kurmasına izin vermeyeceğiz' şeklinde bir İran mesajı. Şiddet olaylarını karıştırmıyorum bu işe. Siyasi anlamda, güç dengesi anlamında, yeri anlamında konuşuyorum. Bugün Irak'ın iç politikasında etkili bölge ülkeleri İran, S. Arabistan, Suriye, Ürdün ve Katar. Siyasi etki, para ve ikna gücü yoluyla bu ülkeler etkin konumdalar.

Bölgesel kutuplaşmanın uzantısı
    
Irak'taki olayların sınır ötesine sıçraması riski var mı? Bölge ülkelerine sıçrar mı?

Bölge ülkelerine şöyle bir bakalım. Kuveyt ve Suudi Arabistan'a bu tarz bir çatışmanın sıçraması ancak Şii bölgelerinde mümkün ama Irak Hükümeti'nin bunu şu an yapabilecek gücü de niyeti de yok. Çünkü zaten cephe yeterince büyük onun için. Ama İran dolaylı yoldan müdahale etmek isterse, mutlaka Bahreyn'de, Kuveyt'te karışıklık yaratmak ister. Ama çok kısa zamanda olmaz bu. Ürdün'e bakınca orada Irak bağlamında büyük bir kargaşa çıkması bugünkü koşullarda olası değil. Çünkü nüfusun büyük kısmı Sünni Araplardan oluşuyor ve onlar şu anda ezilen konumunda. Ürdün'ün kendisini korumak için ciddi tedbir alacağını düşünüyorum. Suriye'de zaten kendi iç dinamikleri nedeniyle çok büyük bir karmaşa var. Irak'ta yaşanacak olanlardan kısa değil ama orta ve uzun vadede etkilenecektir.

Nasıl etkilenecek?

Irak'ın içerisinde yaşanacak olan gruplaşma, bölgesel gruplaşmanın bir uzantısıdır. Nasıl ki rejimle işbirliği yapan, PKK'ya yakın Suriyeli Kürtler varsa; rejimin devrilmesini isteyen, Barzani'ye yakın Suriyeli Kürtler de var. Rejimin devrilmesinin isteyen ülkeleri sıraladığımız zaman, Suudi Arabistan, Türkiye gibi ülkeler bir tarafta. Suriye'de rejimin kalmasını isteyen İran gibi ülkeleri bir tarafa koyunca kamplaşma biraz daha netleşiyor. Maliki ve diğer Iraklı Şiiler Suriye'de rejimin değişmesinden yana bir tavır koymadı. Suriye rejimi ve PKK da aynı doğrultuda. Hepsi aynı şey değil ama benzer bir tutum almış durumdalar. Türkiye'nin Iraklı Kürtlerin, Sünni Arapların, Katar, Kuveyt hatta Ürdün'ün de devrilmesinden yana olduğunu biliyoruz. Bu nedenle Irak'ta olanlar bölgedeki gruplaşmadan ayrı düşünülmemeli.

 



FACEBOOK İLE YORUM YAZ | Facebook hesabınızla üye olmadan yorum yazın

YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan AKŞAM ve aksam.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER RÖPORTAJ HABERLERİ
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Sporda şiddet konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Nefise Bulgu 'Olayı tek bir nedene bağlamak doğru değil' diyor ve ekliyor: 'Sporda şiddetin erkeklikle, ataerkil değerlerle bağlantısı var. Şiddet ve spor erkekliğin meşru alanı. Bu geçmişten beri böyle. Günümüz futbol tribünlerinde, sahalarında ataerkil ilişkiler sergileniyor. Çünkü sporda şiddet erkek kimliğini yansıtıyor. Yükselen milliyetçilik de bu şiddeti bir erkek eylemi olarak meşrulaştırıyor'