Aksam.com.tr - 27.05.2012, 12:17
17 Şubat 2012 Cuma - 
Akşam | KÜLTÜR SANAT
Her köyün delisine müzikle ulaşıyorum

Her köyün delisine müzikle ulaşıyorum

'Takma, inanma, teslim olma. Yalnız değilsin unutma. Her köyde bir deli var!' Taptaze ilk albümünde dinleyene böyle seslenen Hakan Vreskala, cinnet ve sevgiyi bir araya getirdiği Türkçe, Kürtçe, İsveççe şarkılarını alternatifi arayana ithaf ediyor

Selin BAYRAKTAR

Her şey Youtube'da 'Dağılın Lan'ı dinleyince başladı. Farklı memleketlerden bir grup müzisyeni toplamış bir adam, politik-sosyolojik-ekonomik ne kadar sıkıntı varsa sayıyor, sonra sövüyor ve 'dağılın lan!' diye bağırıyor. Bir diğer videoda, İsveç sokaklarında gezen bu Türk adam, Kürt sevgilisine 'Kürdi nizanım, ez te hez dikim' diye sesleniyor! Ardından eline aldığı megafonla bağırıyor: 'Yaşasın halkların aşkı!' İsveç'te yaşayan Hakan Vreskala, ilk albümü 'Her Köyde Bir Deli Var'ı önceki gün Ghetto'da verdiği konserle kutladı. Konser bittiğinde seyircilerin 'dağılmayın lan!' diye bağırması, bunun bir konserden öte cümbüş olduğunun kanıtıydı. Velhasıl, kimdir, nedir, niye bu kadar asabi ve bir yandan 'sevicidir' sorularının cevabını Vreskala'dan aldık...
- 'Kürdi Nizanım'ı Şivan Perwer yazdı, Sezen Aksu besteledi diyorlar? Nasıl oldu bu yanlış anlaşılma?
Ben şarkıyı Diyarbakırlı İsveç'te büyümüş bir Kürt kızına yazdım. O da Sezen Aksu parçalarıyla ağlamış, ben de... Ayrıca 4-5 sene çalıştığım Şivan Perwer hep sevdiğim biriydi. Bu insanlara saygımdan dolayı gönderme yaptım. Şarkıda, 'Sözleri Şivan Perwer yazdı, Sezen Aksu besteledi bu aşkı' diyor. Ama basından bazı arkadaşlar 'aşkı'na kadar gelemeyince şarkıyı onların yaptığını sanmış.
- Türk, beyaz, Müslüman, İzmirli... Senin kimlik tanımınla müziğindeki kültür çeşitliliği arasında bir tezatlık var. Belki bu yüzden bu kadar dikkat çekiyorsun?
İsveç'te Türkiye'deki gibi bir entelijansiya yok. Orada kebapçılarla arkadaş oluyorum. Çekinmeden kendimi özgürleştirmeye çalıştım.Albümle kendimi ifade ettiğim; albüm benim kimliğim.
- 'Dağılın Lan', haberleri izlerken içinin kapkara olduğu o anda yükselen bir isyan hali gibi...
Tam olarak öyle! O bir cinnet hali.
- Yola çıkarken albüm ihtimali var mıydı?
'Benim yapabileceğim budur' demek için çıkarttım albümü. Maddi getirisi yok. Hatta şöyle: Irkçılık karşıtı şarkı söylüyorsun, toplumun yarısı gitti; Kürtçe söylüyorsun, kalanın dörtte üçü de gitti.
- O zaman neden gazeteciler kapıda seninle röportaj yapmak için sıra bekliyor?
Onu ben de merak ediyorum. Şeflerinizin haberi var mı bu röportajdan? Şaka bir yana, her şeyin söylenebildiği, ırkçılığın, milliyetçiliğin yoğun hissedildiği bir yerde bir umut çabası benim yaptığım. 'Kürdi Nizanım' bu yüzden yazıldı. Doğduğum kültürü her şeyiyle yaşabildim. Sevgilime 'Kürtçe bilmiyorum' deyip şirinlik yapıyorum. Bu bir gönül almadır. Ekmeğe 'nam' desem ne kaybederim? Kürtçü mü olurum, hayır.
- İnsanlar iki duvar arasında gidip gelmekten sıkıldılar. Üçüncü yol da biraz bu albümde anlatılanlar mı?
Evet, benimki alternatif yaratma çabası. Türkiye 90'ları yaşadı, iç savaşı. O zaman bile 'memeleket nere?' diye sadece polis sorardı. O zaman faşizm varsa şu an ırkçılık var. Türk mü Kürt mü olduğun çok önemli. Ben etnisitesi güçlü bir insan değilim, ne olduğumla ne gurur duyuyorum ne utanıyorum. Bizim gibi insanlara şu an çok yer yok. Bu yüzden ruhum inciniyor.
- 'Köyün delisi' olma hali bundan mı?
Evet, diğer köylerdeki delilerle tanışmak için müzik yapıyorum.
- 'Delilerin' çoğalması için ne gerekiyor?
Nefretin bitmesi gerekiyor. Ama şu an geldiğimiz nokta çok uzak. İktidar mekanizmasının tepesinden tabanına pompalanan bir zorbalık var. Beni bu çok rahatsız ediyor. Sadece bununla ilgili 'Padişahım Çok Yaşa' diye bir şarkı yaptım. Mesela benim annemin ikna olması için, Türklerin, Kürtlerin ne çektiğini anlaması gerekiyor. Bir Kürt bulun sevin, onlara acıyın demiyorum. Gerçekliği görün diyorum sadece.
- Sizin albüm de bu sürecin albümü gibi...
Evet, şizofrenik bir albüm zaten. Ben insanlara bir yandan da sevginin hala varolduğunu göstermeye çalışıyorum.

Şarkıcılık dışında bir işe yaramam!
1979'DA İzmir'de doğan Vreskala, hikayesini şöyle anlatıyor: Liseden sonra İstanbul'da başarısız bir mühendislik denemesi... İsveç' ten bir konservatuvar duyumu aldım. Sırt çantası ve bir darbukayla gittim. Ama sınavlar çoktan bitmiş. Akabinde sokak müzisyenliği başladı. Ancak hava soğuk sürekli çalamıyorsun. Ne iş olsa yapacağım ama ben müzik dışında bir işe yaramam. Düğünlere kapağı attım. Türk, Kürt, Süryani düğünleri. Sonra evlilik, çocuk, müzik...



FACEBOOK İLE YORUM YAZ | Facebook hesabınızla üye olmadan yorum yazın

YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan AKŞAM ve aksam.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER KÜLTÜR SANAT HABERLERİ
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Sporda şiddet konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Nefise Bulgu 'Olayı tek bir nedene bağlamak doğru değil' diyor ve ekliyor: 'Sporda şiddetin erkeklikle, ataerkil değerlerle bağlantısı var. Şiddet ve spor erkekliğin meşru alanı. Bu geçmişten beri böyle. Günümüz futbol tribünlerinde, sahalarında ataerkil ilişkiler sergileniyor. Çünkü sporda şiddet erkek kimliğini yansıtıyor. Yükselen milliyetçilik de bu şiddeti bir erkek eylemi olarak meşrulaştırıyor'