Aksam.com.tr - 27.05.2012, 12:12
05 Şubat 2011 Cumartesi - 
Akşam | GÜNCEL
'Gül'ün başörtülü eşi vatana ihanettir'

'Gül'ün başörtülü eşi vatana ihanettir'

Yekta Güngör Özden’in ÇYDD’ye gönderdiği mektup, Cumhuriyet mitingleriyle engellenemeyen Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı’nı önlemek için nelerin göze alındığını gözler önüne serdi

Ergenekon soruşturması kapsamında Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nde (ÇYDD) yapılan aramalar sırasında bulunan ve eski Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Yekta Güngör Özden tarafından kalema alınan mektupta, eşi başörtülü cumhurbaşkanının ‘vatana ihanet’ suçlamasıyla Yüce Divan’a nasıl gönderilebileceğini anlatıyor. ÇYDD’nin  2007 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce, eşi başörtülü birinin Köşk’e çıkmasını önlemek ve buna yasal gerekçeler bulmak için bazı hukukçulardan görüş istediği ortaya çıktı. ÇYDD’nin Abdullah Gül’ün Köşk’e çıkmasını engellemek için hukuki gerekçe bulmasını istediği isimlerden biri de eski AYM Başkanı Yekta Güngör Özden olmuş. ÇYDD’ye gönderdiği cevap yazısında üniversitelerde başörtü yasağına temel teşkil eden AYM kararının gerekçesini yazmak ve 1973’te başörtülü bir avukatı Baro’dan atmakla övünen Özden, Gül’ün Köşk’e çıksa bile Yüce Divan yoluyla indirilebileceğini savunuyor.

BAŞÖRTÜSÜ DEĞİL SIKMABAŞ DİYOR

Cumhurbaşkanı Gül’ün ismini vermeden eşinin başörtüsü modelini ‘sıkmabaş’ olarak nitelendiren Yekta Güngör Özden “Sıkmabaş İslam’ın değil, Siyasal İslam’ın simgesidir. Dinsel hiçbir zorunluluğu yoktur” fetvası verdikten sonra, bu tür bir başörtüsünü kullanmanın “devlet katında ve kamusal alanda” kullanılamayacağını iddia ediyor.

Kulanan kişinin Cumhurbaşkanı’nın eşi olması durumunda Cumhurbaşkanı’nın da kullandıran olacağını savunan Özden, şu ilginç değerlendirmeyi yapıyor: “Kullanan Hanım için uygulanacak bir kural bulunmamaktadır. Başını istediği biçimde örter. Bu engellenemez. Ancak, bu biçimi yukarda belirttiğim alanlarda kullanamaz. Bunu sağlayacak olan da o alan ve ortamlarda sorumlu olanlardır. Bunların başında Cumhurbaşkanı gelir. Cumhurbaşkanı bu biçimin engellenmesi için görevlilere buyruk vermiyorsa, eşini kendisi engellemiyorsa suçun- sakıncanın oluşmasının başlıca sorumlusudur.”

CHP’Yİ HAREKETE GEÇİRMEK LAZIM

ÇYDD yönetimine, Anayasa’nın 105. maddesine göre Cumhurbaşkanı’nın sadece ve sadece ‘vatana ihanet’ suçundan yargılanabileceğini hatırlatan ve diğer yargılama yollarının tamamının kapalı olduğunu anlatan eski AYM Başkanı Özden, Cumhurbaşkanı’nı yargı önüne çıkarmanın tek yolunun ana muhalefet partisi CHP’yi harekete geçirerek ‘vatana ihanet davası açtırmak olduğunu belirtiyor. Özden’in ‘vatana ihanet’ için gerekçeleri de şöyle:

HUKUK KILIFI NASIL UYDURULACAK?

“Bu öneride olay ayrıntısıyla ortaya konulup özellikle Cumhurbaşkanı andı, Anayasa’nın 2. maddesindeki laiklik ilkesi, Anayasa Mahkemesi’yle öbür yargı mercilerinin kararlarındaki amaç ve doğrultu, sıkmabaşlı Cumhurbaşkanı eşinin kötü örnek olması, Çankaya’nın yapısına ve konumuna uymadığı, Türkiye Cumhuriyeti’nin içte ve dışta modern-çağdaş niteliklerini gölgelemekten öte karattığı anlatılır. Vatana İhanet Yasası 1993’de yürürlükten kaldırıldı. İhanet yalnız casusluk ve benzeri durumlarla sınırlandırılamaz. Bir Cumhurbaşkanı için kötü söz kullanmak bile ihanet kapsamında görülebilir.”

Hukuki bir değerlendirme yapmıştım

• ÇYDD’ye gönderdiği mektuptaki önerileriyle ilgili olarak star’ın sorularını cevaplayan Yekta Göngör Özden, kendisinin şahıslar ile alakalı bir şey hazırlamadığını, ÇYDD’den on yıl önce ayrıldığını, 3-4 yıl kadar önce Türkan Saylan’ın isteği üzerine laiklikle alakalı hukuki bir mutalaa hazırladığını söyledi. Kendisinin milletvekilleri ile ilgili düşüncelerinin açık olduğunu, vekillerin milletvekili andına uymak zorunda olduğunu ve bu anda uyulmaması durumunda Meclis isterse Yüce Divan’a gönderebileceğini belirten Özden, kendisinin hazırladığı mütaalanın açık olduğu ve bilimsel, hukuki verileri içerdiğini söyledi.

Star



FACEBOOK İLE YORUM YAZ | Facebook hesabınızla üye olmadan yorum yazın

YORUM YAZ
erguntok - Yurt Dışı
Ozur dilerim fakat Ozden beyin beyanati dogru degil. Bir kimsenin esinin basortulu olmasi Cumhubaskani veya Basbakan secilmesine mani degildir. Secilen esi degil kendisidir. Fakat esini koluna takip basortusuyle yurt disina cikmasi veya Turkiye Cumhuriyetinin resmi bayramlarinda yaninda bulundurmasi Anayasaya aykiridir.
Hurmetlerimle
Ergun Tok
KÜRŞAT46 - Kmaraş
Bu tür söylemler iktidar partisini yıpratma yerine güçlendiriyor.Sanki karşılıklı danışıklı döğüş gibi. Var ise hukuk açısından yapacak bir şey yapın
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan AKŞAM ve aksam.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER GÜNCEL HABERLERİ
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Sporda şiddet konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Nefise Bulgu 'Olayı tek bir nedene bağlamak doğru değil' diyor ve ekliyor: 'Sporda şiddetin erkeklikle, ataerkil değerlerle bağlantısı var. Şiddet ve spor erkekliğin meşru alanı. Bu geçmişten beri böyle. Günümüz futbol tribünlerinde, sahalarında ataerkil ilişkiler sergileniyor. Çünkü sporda şiddet erkek kimliğini yansıtıyor. Yükselen milliyetçilik de bu şiddeti bir erkek eylemi olarak meşrulaştırıyor'