Aksam.com.tr - 27.05.2012, 11:36
23 Ocak 2012 Pazartesi - 
Akşam | RÖPORTAJ
Birileri 'Ogün'e garanti verdi

Birileri 'Ogün'e garanti verdi

CHP Genel Başkan Yardımcısı Tanrıkulu, Dink kararının ardından ilginç bir ayrıntıyı gündeme getirdi. Tetikçi Ogün Samast'ın duruşmalarda '5' işareti yaptığını anımsatan Tanrıkulu, 'Birileri ona güvence verdi demek ki. Tahliyesi sürpriz olmaz' dedi. Samast'ın avukatı 'adli suçlarda ceza süresi azami 5 yıldır' diyen CMK'nın 102'inci maddesine dayanarak Yargıtay'a başvurmuştu

Özlem AKARSU ÇELİK
CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Hrant Dink suikastı davasının duruşmalarını hem avukat hem de milletvekili olarak takip etti. 'Hrant'la 90'lı yılların sonunda tanışmıştık. Diyarbakır Barosu başkanlığı yaptığım dönemde kendisini toplantılarımızda konuk etmiştik. İHD'nin toplantılarında da birlikte olduk. Diyarbakır-İstanbul hattında oluşan bir dostluktu bizimki' diyen Tanrıkulu, cinayet gününü anlatırken sesi bir anda kısılıyor: 19 Ocak 2007'de Türkiye İnsan Hakları Vakfı'nın (TİHV) toplantısı nedeniyle İstanbul'daydım. Televizyonlarda Hrant'ın vurulduğuna dair alt yazı geçtiğini görünce koşarak AGOS'un önüne gittim. Hrant yerde yatıyordu. Savcı bir avukatın eşlik etmesini söyleyince onu hastaneye ben götürdüm. Yargılanması sürecinden sonrasına kadar... Ne yazık ki ortam, yaşanacakların habercisiydi. O yüzden Hrant'ın ölümünden herkes sorumludur. Ben de dahil!

AZINLIĞIN DA AZINLIĞIYDI
- Hrant Dink etnik kökeninin yanı sıra sosyalist olduğu için de hedefti ama bu kimliği nedense bugün hatırlanmıyor
Hrant'ın sosyalist kimliği kendi cemaati içinde de sıkıntılı bir siyasal kimlikti. Azınlığın da azınlığıydı. Etnik kimliği göz önünde olsa da Hrant'ı öne çıkaran siyasal düşüncelerini ifade etmekten çekinmemesiydi. 

- 'Faşizme İnat Kardeşimsin Hrant' ne demek?
Hrant, bir düşmanlık, ırkçılık, nefret söylemi üzerinden aramızdan alındı. Bu sloganla bunun arkasındaki güçleri ortaya koyuyoruz. Bu bir siyasal tutumdur. Partimizin de siyasal tutumudur.

- 'Hepimiz Ermeniyiz' sloganına hala tepki duyanlar var
Başbakan Erdoğan, seçim öncesi bir televizyon programında kendisi ve Cumhurbaşkanı Gül hakkında yazılan kitapları kastederek şöyle demişti, 'Ne Ermeniliğimiz ne Yahudiliğimiz, affedersiniz ne Rumluğumuz kaldı'. Bunları hakaret olarak gören bir Başbakan var ve bundan dolayı özür de dilemedi.

- Egemen medya bugün günah mı çıkarıyor?
Türkiye'de, egemen medyanın adalet, barış, insan hakları konularındaki dönemsel negatif tutumu akademik çalışma konusudur. O dönem medyanın milliyetçi, adeta insanları hedef gösteren tutumu iç karartıcıydı ve toplumu belli süreçlere hazırlayan bir psikolojik ortam yaratıyordu. O gün Hrant üzerinden yapılıyordu bugün de aydınlar, bilim insanları, gazeteciler üzerinden yapılıyor.

FOTOĞRAFI ÇEKTİRTENLER NEREDE?
- Erhan Tuncel'in serbest bırakılmasına AK Parti'den, hükümetten de tepki geldi.
İki önemli tepki geldi. Biri Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'tan, diğeri AKP Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik'ten. Arınç, Ogün Samast'ın cinayet sonrasında Türk bayrağı önünde çektirdiği fotoğrafı anımsatarak 'O fotoğraf bile başlı başına örgüt delili' dedi. Bu fotoğrafı 5 yıl sonra mı görmüş? O fotoğrafın sorumluları, sorgulanmamış insanlar kendi yakınlarında. Samast'a o fotoğrafı çektirtenler nerede?

TAHLİYE OLURSA ŞAŞIRMAM
- Samast'ın avukatı cinayet, örgütlü suç kapsamından çıkarılınca 'azami 5 yıl tutukluluk süresi' düzenlemesine göre Yargıtay'a başvurdu. Katil yarın serbest kalabilir mi?
Teknik olarak mümkün. Bu mevzuat ve verilen hüküm karşısında Samast'ın tahliye olması da sürpriz olmaz.  Ogün Samast duruşmada eliyle 'beş' işareti yaparak ve çeşitli sözlerle bugünlere dikkat çekmişti. Kendisine bu güvence verilmişti ki bu işareti yapıyordu. Sorun yargı sisteminin kendisidir. 5 yılda bu kadar somut delil varken davayı bitirmediler. Ergenekon duruşmalarını peşi sıra yaparken bu davada duruşmaları 4-5 ay sonrasına ertelediler. Sorun buradaki 3 katil değil. Sorun, bunların arkasındaki güç. Bunun fikri ve fiili zeminini hazırlayan örgüt. Diyelim ki Yargıtay bu kararı bozdu. O zaman tatmin edici bir sonuca ulaşabilecek miyiz? Yaşanan şudur, bu katillerin arkasındaki örgüt aklanmıştır. Sizi koruyoruz mesajı verilmiştir.

ESKİ VE YENİ DERİN İŞBİRLİĞİ
- Hükümet cinayetin aydınlatılmamasını neden istesin?
Her şeye muktedir olan bir iktidar kendi memurlarının eylemi karşısında neden sessiz bir duvar ördü. Bir AKP'li yetkiliden bu davanın gidişatıyla ilgili tek söz duydunuz mu? Bu cinayetin tasarlanmasından gerçekleşmesine kadar geçen süreç AKP iktidarının beşinci yılında olmuştur. O yüzden cinayetin aydınlatılmamasında eski ve yeni derin devlet işbirliği yapmıştır. Duruşmalarda mahkeme başkanı sanıklara, 'iki gözüm, gözünün yağını yiyeyim' diye hitap ediyordu. Sorduk, 'Ben herkesle böyle konuşuyorum' dedi. Böyle bir yargılama ortamından nasıl adalet beklersiniz? 4 yıldır istenmesine rağmen TİB'den kayıtlar son üç ayda geldi ama pat diye karar verildi. O kayıtlarda ne var? Sanıkları yönlendiren isimlerle konuşmalar bir yerlere mi uzanıyor? 2004 yılında Hrant'ı valiliğe çağıran, tehdit eden MİT mensupları neden dinlenmedi? O kadar çok soru işareti var ki!

- Ergenekon'la, derin devletle mücadele ettiğini söyleyen hükümet, 'yargıya müdahale edemeyiz' diyor
Beklenen yargıya müdahale değil, yargının önünü açmaları. MİT, TİB, Jandarma, Emniyet'ten bilgileri alıp savcının önüne koydun da savcı bunları örtbas mı etti? Yargılananlar arasında bir tane kamu görevlisi var mı? 10 yıldır kendi kurdukları bir ilişki var ortada. Yeni derin devletin sahipleri oldular. Hrant'ın etnik kimliği, siyasal kimliği. Bunlar, devletin yeni sahibi AKP bakımından da pozitif kimlikler değil. Sosyal medyada sağda solda 'Bir tane Ermeni ölmüş ne oluyor!' diyen toplumsal kesim de var. Siyasal iktidar bu görüşlerden etkilenmiyor demek mümkün mü?

Faili mechulde zamanasımı kalkmalı
- AK Parti iktidarı döneminde faili meçhul cinayet işlenmediği söyleniyor?
Bu doğru değil. Faili meçhuller konusunda yapılması gereken, ne pahasına olursa olsun zamanaşımı sürelerini ortadan kaldırmaktır. Biz önerge verdik. Bu iş alt komisyonda her hafta birini dinleyerek çözülmez. Yasa ile ayrı bir araştırma komisyonu kurulmalı. Bu komisyona yetkiler tanıyarak devletin bütün arşivlerini açarak araştırma yapması sağlanmalı. AK Parti buna neden karşı çıktığını açıklasın!

HSYK HAKİME 'KONUŞ' DEDİ
- E. Tuncel'i serbest bırakan mahkemenin başkanı ile savcı medya önünde tartışmaya tutuştu
Bir gazetenin haberinden öğrendik ki gazeteciler HSYK'yı arayarak yargıcın yayına çıkması için izin istemişler. Onlar da vermiş. Bugüne kadar böyle bir yöntem ne duydum ne gördüm! Kısaca, 'Sana bu karar verdirildi. Sen bundan sonra durumu düzeltmeye çalış' denmiş. 

- Bir yanda CHP'nin Ergenekon sanığı milletvekilleri; diğer yanda Dink'in Ergenekon tarafından öldürüldüğünü söyleyenler. Bu iki kesimin bir arada yürümesi ilginç.
Daha sorgusu doğru dürüst yapılmamış insanları 1000 gün içeride tutacaksınız. Örgüt üyesi mi değil mi belli değil ki! Davaların konusu ile ilgili değiliz. Kim olursa olsun, insan haklarına, adil yargılama hakkına bir halel varsa onun karşısındayız. AGOS'un karşısındaki partimizin Şişli binasında 'Faşizme İnat Kardeşimsin Hrant' afişi asılıydı.

- E. Tuncel, tahliyeden bir gün önce bir gazeteye yazdığı mektupta, Rahip Santoro cinayeti, McDonalds'ın bombalanması, TAYAD üyelerine linç girişimi, KTÜ'nün 2 öğretim üyesinin öldürülmesi olayları sırasında Trabzon Em. Md. olan Ramazan Akyürek için, 'Ergenekon'un üzerine gittiği için hedef seçildi' diyor.
Akla manipülasyon amacıyla yapıldığını getiriyor. E. Tuncel içerideyken bütün bunları nereden biliyor? Akyürek Emniyet Müdürü iken Tuncel de istihbaratın muhbiriydi. Bütün bunlar, cinayetin arkasındaki örgütün açığa çıkartılmadığının göstergesidir.

Uludere'de hükümet sorumluluğu kabul etmiyor
- Başbakan Yardımcısı  Beşir Atalay, 'Uludere'de farklı şeyler ortaya çıkabilir' dedi...
Burada hükümetin siyasal sorumluluğu vardır. Bunu kabul etmiyorlar. O uçaklar, doğrudan yok etmek amacıyla kalktılar. Bu olay Türkiye'nin başka bir yerinde olsaydı Başbakan bu kadar kibirli davranır mıydı? Hukuken bu gibi işlerde açık onay gerekmez. Zımni onayla kalkmıştır uçaklar. İdare hukukunda Milli Savunma Bakanı'nın onayı var sayılır. İstihbarat nereden gelmiştir? Genelkurmay'ın, Başbakan'ın 'elimizde' dediği Heron görüntüleri savcılık tarafından istendi. Neden gelmediği sorusuna Özel Yetkili Savcı 'Müneccime sormak lazım' yanıtını verdi. Bir savcı kendisine ulaştırılması gereken delille ilgili böyle bir söz söyleyebilir. mi?

Paket gerekli ama eksik
- 'Yargıda reform paketi' sorunları çözer mi?
Demokratikleşme paketine ihtiyaç var. Basınla ilgili düzenlemeler gibi olumlu yönleri var ama beklentiye cevap vermiyor. Tutuklama süresi konusunda yeni düzenleme gerekirdi, katalog suçlar dediğimiz suç listesinin çıkartılması lazım. Mahkemeleri tutuklama konusunda denetleyecek mekanizma getirilmeli. Terör, örgüt suçları konusundaki tanım çok geniş. Yargıya büyük takdir hakkı veren düzenlemelere sınırlama getirmediler. Göz boyamak için yapıyorlar.

Yasama yargının takdirinde
- Nedim Şener ile Ahmet Şık 'bugün' tahliye olur mu?
Boşuna tutuklandılar. Delil durumu, tutuklamaşartlarına göre bu arkadaşların zaten çıkmaları lazım.

- BDP milletvekillerine uzanan KCK soruşturmasının sonucu ne olur?
Yasama faaliyeti yargının takdir alanının içine girdi. Başbakan dahil her an herkesi terör suçlusu yapıp tutuklayıp her işlemi yapabilirler. Özel yetkili mahkemeler, savcılar Demokles'in kılıcı gibi sizin yasama faaliyetlerinizin gözetleyicisidir.

Herkes aynı mahkemede yargılansın
-  Başbuğ'un Yüce Divan'da yargılanmamasını 'Hükümet'e gözdağı veriliyor' diye yorumlayanlar var.
O tür tezlere prim vermem. Karşımızda hukuken siyasal bir parti ve hükümet var ona bakarım. İktidarı bu işten sorumsuz bir noktaya çekmeye çalışan bir tartışmadır bu. Yüce Divan gibi statü mahkemelerinin hiç olmaması lazım. Cumhurbaşkanı, Başbakan da olsa herkesin yargılandığı mahkemede yargılanmalı. Ancak Anayasada bir düzenleme var ve buna biat edilmeli.



FACEBOOK İLE YORUM YAZ | Facebook hesabınızla üye olmadan yorum yazın

YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan AKŞAM ve aksam.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER RÖPORTAJ HABERLERİ
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Sporda şiddet konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Nefise Bulgu 'Olayı tek bir nedene bağlamak doğru değil' diyor ve ekliyor: 'Sporda şiddetin erkeklikle, ataerkil değerlerle bağlantısı var. Şiddet ve spor erkekliğin meşru alanı. Bu geçmişten beri böyle. Günümüz futbol tribünlerinde, sahalarında ataerkil ilişkiler sergileniyor. Çünkü sporda şiddet erkek kimliğini yansıtıyor. Yükselen milliyetçilik de bu şiddeti bir erkek eylemi olarak meşrulaştırıyor'