Aksam.com.tr - 27.05.2012, 11:35
17 Şubat 2012 Cuma - 
Akşam | KİTAP
Bilirkişi ne anlar edebiyattan

Bilirkişi ne anlar edebiyattan

William Burroughs'un 'Yumuşak Makine' ve Chuck Palahniuk'un 'Ölüm Pornosu' romanları, Başbakanlık Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu tarafından açılan davalar nedeniyle aylardır yargılanıyor. Ancak iki kitap için de mahkemenin başvuracağı bilirkişi heyetleri sorunlu...

Ferhat Uludere / ferhatuludere@gmail.com
Farkında mısınız, Türkiye yargı sistemi iki kitabı yasaklamak için aç bir kurt iştahıyla mahkeme koridorlarında savaş veriyor. Tüm dünyanın 'edebiyat' başlığı altında incelediği ve sınıfladığı iki kitabın edebi değer taşıyıp taşımadığını anlamak için bilirkişi arıyor. Ama kısa bir internet taramasıyla bile ortaya çıkacak gerçeği tescilleyecek sözde bilirkişi bulunamıyor ve davalar sürüp kitaplar yargılanıyor. İki kitap çocuk kitapları bile olmadığı halde Başbakanlık Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu'nun verdiği rapora dayandırılarak açılıyor bu davalar...
Geçen ay William Burroughs'un, Süha Sertabiboğlu tarafından Türkçe'ye çevrilen Sel Yayıncılık etiketiyle yayımlanan 'Yumuşak Makine'nin dördüncü duruşması ve Chuck Palahniuk'un Funda Uncu tarafından çevrilen Ayrıntı Yayınları'nın yayımladığı 'Ölüm Pornosu' adlı kitabının ikinci duruşması görüldü.
Duruşma hiçbir sonuç alınamadan 13 Mart'a ertelendi. Mahkemede 'Ölüm Pornosu'ndan yargılanan Hasan Basri Çıplak, kitabın 'edebi' niteliğinin değerlendirilmesi için bilirkişi incelemesi talebinde bulunarak savunmasını tekrar etti. Mahkeme kitabın orijinalinin incelenmesi için bilirkişiye yollanması kararını aldı.
'Yumuşak Makine'nin yayımcısı İrfan Sancı ise önceki duruşmada kitabın karşılaştırmalı edebiyat bölümüne gönderilmesi ve bilirkişi raporunun yazılması talebinde bulunmuştu. Hakim kitabın hala bilirkişiye gönderilemediğini açıkladı. Mahkemenin bilirkişi listesinde bulunan uzmanların kitabı incelemeyi kabul etmediği ve mahkemenin bilirkişi bulma konusunda çalışmalarına devam ettiği bildirildi.
Dünya edebiyatının önemli eserlerini Türkiyeli okurla buluşturmaktan başka suçları olmayan iki yayıncı Hasan Basri Çıplak ve İrfan Sancı yargılandıkları davaları değerlendirirken olayın trajikomik yanına da dikkat çekiyor. Hasan Basri Çıplak davanın tuhaf ilerleyişini şu sözlerle anlatıyor:
'Daha önce, buna benzer davalarda bilirkişi seçimindeki yöntem, bizim bildiğimiz kadarıyla şöyle oluyordu: Hakim, kitabı çevrildiği dile uygun eğitim yapan üniversitelerin ilgili bölümlerine gönderir ve oradaki akademisyenlerden oluşan bir heyet kitabı inceleyip raporunu sunardı. Şimdi davaya bakan hakim nasıl bir yol izliyor tam bilemiyoruz. Ancak mahkemenin son duruşma tutanağında 'Dava konusu kitabın  mahkememizce  seçilecek İngiliz Edebiyatı ve Ceza Hukuku Öğretim  Görevlileri'nden oluşan  bilirkişi heyetine tevdii edilerek kitabın edebi eser ve müstehcen olup olmadığı hususunda bilirkişi raporu alınmasına' diye ifade edilen kararı dikkat çekici. Burada bir ceza hukuku öğretim üyesinden bahsediyor. Bu yeni bir uygulama ya da hakim böyle bir tasarrufta bulunmuş. Bu kitabın bir edebi eser olup olmadığına bir ceza hukukçusu nasıl karar verecek, yani bu durumda hakim kendisi yerine hüküm vermesi için bir cezacı tayin etmiş oluyor. Bizim araştırdığımız soru, kitabın bir edebi eser olup olmadığıdır. Kitap içindeki müstehcen ifadeler dolayısıyla zaten biz yargılanıyoruz. Bunların müstehcen olup olmadığı tartışma konusu değil. Tartışılan bu edebiyat için bir müstehcenlik mi yoksa düpedüz bir ahlaki sorun olarak müstehcenlik mi?'
'Yumuşak Makine' davasında ise durum daha farklı... Kitabın 'edebi' niteliğine karar verecek bilirkişi bir türlü bulunamıyor. İrfan Sancı bu durumu şöyle özetliyor:
'Dördüncü duruşmada biz bilirkişiden raporun gelmesini beklerken henüz bilirkişiye gitmediğini öğrendik. Biz sürecin uzamasının mağduriyetimizi arttırdığını ve bir an evvel davanın sonuçlanmasını istediğimiz için mahkemeye yardımcı olmak için bilirkişi olabilecek uzman akademisyenler önerdik. Mahkeme kendilerinin bulacağını söyleyerek bu isteğimize katılmadı. Mahkemenin talebinin bilirkişi tarafından reddedilmesi durumuyla ilk kez karşılaşıyoruz. Ret gerekçesiyle ilgili bize söylenen bir şey olmadığı için de sebebini bilmiyoruz. Fakat üniversitelerin bile görüş belirtmekten imtina etmesi hiç de hayra alamet şeyler değil.'
Chuck Palahniuk'un Türkiye'de yargılanan ilk kitabı 'Ölüm Pornosu' da değil. Yazarın yine Ayrıntı Yayınları tarafından yayımlanan 'Tıkanma' adlı kitabı da yargılanmış ve mahkemede görülen davada, akademisyenlerden oluşan kurulun verdiği rapor doğrultusunda kitap için beraat kararı çıkmıştı. Ama Hasan Basri Çıplak, bilirkişi olarak seçilen heyetin benzer bir sonuç vermeyeceğinden endişeleniyor.
Çıplak endişesini, 'Bu davadan da normal olarak böyle bir sonuç çıkması beklenirken, bilirkişi heyetine bir cezacının eklenmesiyle farklı bir yöne kayılabileceği endişesini taşıyoruz,' diyerek dile getiriyor.
İrfan Sancı ise başta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi olmak üzere Batı'nın 'dünya kültür mirası' saydığı bir kitabın Türkiye'de mahkum edilmeyeceğini umuyorsa da davayı şöyle değerlendiriyor: 'Ölüm Pornosu ve Yumuşak Makine'ye, edebi eserler olmasına rağmen muzır gerekçesiyle TCK 226. maddeden dava açılmıştır. Oysa mevcut yasaya göre edebi eserler yargıdan muaftır. Buna rağmen davaların açılmasını, değişime direnen statükocu devlet refleksi olarak değerlendirmek mümkündür.
Ayrıca Türkiye'de söz konusu kitapların dışında birçok politik yayın ve kitaba da davalar açılıp para cezasından uzun tutukluluk sürecine giden olaylar yaşanmakta. 'Ölüm Pornosu' ve 'Yumuşak Makine'ye gösterilen duyarlılığın 'netameli' konulardaki yayınlara gösterilmediği ayrıca üzücü bir durum.'
Hasan Basri Çıplak da yaşananları benzer bir şekilde değerlendiriyor ve hepsinin utanç verici olduğunu söylüyor... '1927 yılından kalma bir uygulamayla topluma dayatılan bir ahlak anlayışının tezahürü olan ve doğrudan başbakanlığa bağlı bulunan çağdışı bir kurulun, Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu'nun bugün varlığını sürdürmesi ve mahkemelerin de bu kurulun kararları doğrultusunda davalar açması tek başına dehşet vericidir. Bu kurul ve bu anlayış sürdüğü müddetçe Türkiye dünyanın tanınmış yazarlarını yargılayan bir ülke olma utancından kurtulamayacaktır.'

İki kitaba da muzır gerekçesiyle yasaklama kararı isteniyor. Yayıncıları, Batı'nın 'dünya kültür mirası' saydığı kitapların yasaklanmayacağını düşünüyor üstelik mevcut yasalara göre edebi eserler yargıdan muaf... Ancak, 'Ölüm Pornosu' için oluşturulan bilirkişi heyetine bir ceza hukukçusu konması, 'Yumuşak Makine' içinse bir bilirkişi heyetinin hala oluşturulamamış olması yayıncıları korkutuyor.
 



FACEBOOK İLE YORUM YAZ | Facebook hesabınızla üye olmadan yorum yazın

YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan AKŞAM ve aksam.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER KİTAP HABERLERİ
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Sporda şiddet konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Nefise Bulgu 'Olayı tek bir nedene bağlamak doğru değil' diyor ve ekliyor: 'Sporda şiddetin erkeklikle, ataerkil değerlerle bağlantısı var. Şiddet ve spor erkekliğin meşru alanı. Bu geçmişten beri böyle. Günümüz futbol tribünlerinde, sahalarında ataerkil ilişkiler sergileniyor. Çünkü sporda şiddet erkek kimliğini yansıtıyor. Yükselen milliyetçilik de bu şiddeti bir erkek eylemi olarak meşrulaştırıyor'