• $ 6,1031
  • € 6,8205
  • 250.182
  • 84.396
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Mesele ‘eski yazı’ değil, hala anlayamadık mı?

1

Dün sabah kalktığımda ‘mail’ kutumda Cengiz Akın dostumdan gelen bir ileti ile karşılaştım.
“Harf devriminin tek amacı ve hatta en önemli amacı okuma yazmanın yaygınlaşmasını sağlama değildir. Devrimin temel gayelerinden biri yeni nesillere geçmişin kapılarını kapamak, Arap-İslam dünyası ile bağları koparmak ve dinin toplum üzerindeki etkisini zayıflatmaktı. Yeni nesiller, eski yazıyı öğrenemeyecekler, yeni yazı ile çıkan eserleri de biz denetleyecektik. Din eserleri eski yazı ile yazılmış olduğundan okunmayacak, dinin toplum üzerindeki etkisi azaltılacaktı.”
(İsmet İnönü Hatıralar C.2, sf. 223)
2
Milli Eğitim Şurası’nın başladığı haftanın öncesiydi. Çengelköy’de Ahmet-Meral Demirel dostlarımızla sohbetimiz ister istemez dostlarımızın uzmanlık alanı olan yakın tarihimiz üzerinde seyru-sefer ederken yolculuğumuz ‘Osmanlıca’ üzerinde düğümlendi kaldı. Özeti şuydu o sohbetin;
Osmanlıca, yani ‘eski yazı’ ile oluşturulan dil, dolayısıyla o dilin ilmek ilmek ördüğü medeniyet ile irtibat kurmadığımız/kuramadığımız sürece, günümüzün problemine ve açmazlarına çözüm üretmemiz de zordur.
Çok ezber de olsa tekrarlamakta fayda var.
“Geçmişi olmayanın geleceği olamaz.”
3
Basına yansıdığı kadarıyla Milli Eğitim Şurası’nda alınan tavsiye kararlarından birisi de; ‘Osmanlıca’nın mecburi ders’ olarak kabulü.
Öncelikle, hele sosyal alanda hiç bir meselenin ‘mecburiyet tahtında’ çözümünün mümkün olmayacağını söyleyelim. Ama bu durum;
‘Eski yazı’yı Türkiye toplumunun bütün fertleri tarafından öğrenilmesinin hayati bir mesele olduğunu söylememize mani olmamalıdır. Umarım, Şura’da dile getirilen ‘tavsiye kararı’ Bakanlık tarafından hayata geçirilir. Bu husus. Ak Parti Hükümeti için de bir borç olarak ortada durmaktadır.
Hakkını teslim etmeliyiz ki Ak Parti hükümetleri, başlangıçta alıntıladığımız İnönü’nün sözleriyle kendisini remzeden neredeyse yüz yıllık ‘yabancılaşma’ parantezini kapatmak için büyük gayretler gösterdi, önemli değişimlere imza attı.
‘Eski yazı’nın tedavüle sokulması bu çabalarını taçlandıracağı gibi, aksine bir tutum ise yapılanları hep eksik bırakacaktır.
4
Bu vesileyle,
Eski yazıyı bilmemenin bizi nelerden mahrum bıraktığına bir örnek olsun diye
6 Aralık 2014 tarihinde Yeni Şafak Gazetesi’nde İbrahim Tenekeci’nin yazısını okumak lazım.
Said Halim Paşa’yı anlatıyor Tenekeci.
Said Halim Paşa sekiz kitap ve çeşitli makaleler yazmış. Tabi ki hepsi eski yazı ile.
Diyor ki Tenekeci:
“Bu yazılar, kitaplar, aradan yüz yıl geçmesine rağmen hala kıymetini korumaktadır.(...) Mühim başvuru kaynaklarıdır” da kimin için, nasıl?
Devam edelim;
“Said Halim Paşa, daha o yıllarda, günümüzde yaşanan birçok sorunun, sıkıntının haberini vermiş, ikazlarda bulunmuştur. ‘Batı milletleri, cehennemi harp alet ve cihazlarıyla, kendilerine karşı durmaktan aciz kalan İslam memleketlerini istila ettiler. Bununla beraber, insaf ve uzak görüşlülükten iyice mahrum olduklarını ispat eden bu istilacılar, Müslümanlara reva gördükleri zulüm ve gaddarca muamelelerle, günün birinde meydana çıkacak olan tepkiyi de çabuklaştırmaktan geri kalmıyorlardı. Bu tepki elbette vuku bulacaktır.’ “
Eğer, Said Halim Paşa’nın sözünü ettiği tepki hala vuku bulmamışsa (yeteri kadar) bunun sebebi, Paşa’nın o tespitlerde bulunurken öngöremediği yazının değişmiş olmasıdır.
Çünkü yazı değişti ve geriden gelenlerin geçmiş ile irtibatları kesildiği için Paşa’nın ikazlarından da haberdar olamadı.
5
Eğer geleceğimizi kurmak gibi bir niyetimiz var ise, ki olmalıdır. Öyleyse geçmişimizle sahici bir bağ kurmalıyız. Bunun olmazsa olmaz yollarından birisi de ‘eski yazı’yı öğrenmemizdir.

Hayattaki zorlukları atlatmak kolay değil. Hep bir yenisi vardır

Bunu da Atlattım Dedikten Hemen Sonra

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Biten Transferler - 2019/2020 Sezonu

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları