




















Aşk nereye kadar sarıp sarmalıyor nerede vahşileşiyor?
Magali Winer'in kaleme aldığı 'Suçlu', aşkın, hangi aşamada hırsa dönüşüp beynin düşünme gücüne nasıl hükmettiğini ve haz dolu bir anın, iki insanın hayatını nasıl paramparça edebileceğini usta ve cesur bir örnekle aktarıyor.
Olcay Mağden / magdenolcay@gmail.com
Suçlu, bir 21 Haziran günü başlar. Paris'te müzik festivali zamanıdır ve şehrin sokakları ritimle dolup taşmaktadır. İsmini Hint Okyanusu'ndaki Rodrigues Adası'ndan almış, 17 yaşındaki Rod, festivalde sahne alacak olan Aurlie'ye sırılsıklam aşıktır. Daha önce provalarını izlemekten öteye gidememiş olan genç, kızın konser sonrası kendisiyle vakit geçirmek istemesi sebebiyle şaşırır ve ona olan ilgisinin karşılıksız olmadığını düşünür. Birlikte dans ederler, Seine Nehri kıyısında yürürler. Aurlie içtiği içkinin etkisiyle çakırkeyifleşir, daha fazla yürüyemeyeceğini düşünür, parktaki ağacın altında oturmayı teklif eder. Tüm bunlar Rod için, kızın kalbine, ruhuna, vücuduna yapılmış bir davettir. Dudaklarının arasından belli belirsiz dökülen İngilizce şarkılar dışında sessiz kalan kızla sevişir. Rod, hayalle gerçek arasındaki ince çizgide gidip gelmektedir, kızla bir bütün olduğunu hisseder, içindeki boşluğun tamamlandığını. Yaşadığı hazzın yoğunluğuyla uyuya kalır. Ertesi günse hayatının nasıl şekilleneceğini tahmin bile edemeyeceği bir güne uyanır.
Magali Winer, cesur kalemiyle yazdığı bu kitabında okurunu hikaye boyunca bitmeyen bir sorgulama yapmaya zorluyor. Çizdiği resmi gösterip, paleti ve tuvali okuruna teslim ediyor. Okurda 'istemeden oldu' kavramının çerçevesini kendi algısı, vicdanı, vizyonu ile çizerken, aynı zamanda bürokratik çarkların paslı dişlileriyle tanışıyor. Suçlu, sadece aşkın nerede başlayıp nerede şiddete dönüştüğünü, evet ile hayır arasındaki ince çizgiyi işlemekle kalmıyor, aynı zamanda çok daha kırılgan, önemli ve göz ardı edilen bir sorunu, çocuk ve gençlerin tutukluluğu konusunu ele alıyor. 'Hapis, nereye kadar caydırıcı ve eğitici bir cezadır?' sorusunun cevabını satırların arasında arıyor. Rüştünü ispatlamamış kimliklerin, devlet, yargı ve polis karşısında, ne ölçüde direnebileceklerini tartışıyor. İşlediği sorunların yoğunluğu ve derinliğinin yanı sıra sistemi eleştirmeden gözler önüne sererek, okuru bu eleştiriyi kendi başına yapmaya iten 'Suçlu', edebi olarak da gerek Winer'in üslubu, gerekse de Mehmet Erkurt'un çevirisiyle leziz bir crme brule gibi düşüyor Türk okurun sofrasına; her ne kadar tadı, görüntüsünün aksine, acı bir kor gibi yürekleri dağlasa da.
Suçlu
Magali Winer
Çeviren: Mehmet Erkurt
ON 8
284 sayfa
YAZAR, OKURUNU HİKAYE BOYUNCA BİTMEYEN BİR SORGULAMA YAPMAYA ZORLUYOR.
Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan AKŞAM ve aksam.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.































