• $ 5,7609
  • € 6,342
  • 271.229
  • 104828
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Zeytin Dalı’nın hakiki manası...

Afrin’e dönük Zeytin Dalı Operasyonu sadece terör örgütünün bir bölgede devletleşmesinin önünü kesmedi. Çok daha büyük bir planı çöpe atmış gözüküyor. Dolayısıyla, Türkiye’nin Afrin’deki varlığına dönük itirazları sadece PKK/YPG sempatisi veya küçük çaplı bir dizaynın engellenmesine dönük bir itiraz ile açıklamak mümkün değil. Hadiseyi bizler de bu boyutta algılamamalıyız.

Unutmayalım ki, büyük devletler ne kadar gözleri aç olurlarsa olsunlar, küçük çaplı hedefler için terör örgütleri ile adlarının birlikte anılmasını göze almazlar. Böyle bir işe kalkıştıklarında, meselenin çok daha büyük boyutlu olduğunu görmek gerekir.

PKK dini motifli radikal bir örgüt değil de, “seküler” olduğu için sempati uyandırdığı da söylenmekte. Oysa büyük devletler/güçler için bu türden “kimyasal” uyum da sadece işleri biraz daha kolaylaştıracak küçük teferruatlardan öteye geçmez.

Gözlerimin önüne 1993 yılındaki The Independent gazetesinin bir manşeti geliyor. Bu manşette büyükçe bir Bin Ladin fotoğrafı kullanılmış ve spot olarak da Bin Ladin’in ordusunu barış için yola çıkardığı yer almıştı. Afganistan’da SSCB’ye karşı savaşan bu Suud işadamı, şimdi de Sudan’da yollar, binalar yaptığı için övülmekteydi.

Yine Jimmy Carter’ın 1978’deki güvenlik başdanışmanı Zbigniew Brzezinski bir televizyon programında, Afganistan’daki mücahitleri SSCB’ye karşı desteklemekle övünmüştü. Sunucunun “Ama bu süreçte yüz binlerce insan Afganistan ve Irak’ta öldü, hiç mi suçluluk hissi duymadınız” sorusunu, “Hangisi daha önemli? Bu söyledikleriniz mi, yoksa SSCB’nin yıkılarak Doğu Avrupa’nın özgürleşmiş olması mı?” diye cevaplamıştı.

Büyük devletlerin PKK/YPG ile ilişkisi de bundan farklı değil. Mesele sadece Suriye’nin bir bölgesinde PKK’yı devletleştirmek değil tabii ki. Bundan da öte, tüm Ortadoğu ve dünyada kendi istekleri doğrultusunda bir dizaynı ortaya çıkartabilmek.

Tabii ki FETÖ ile ilişkileri de aynı amaca matuf. FETÖ, PKK, YPG ve DEAŞ’ın kolaylıkla işbirliği yapabilmelerinin de nedeni bu. 15 Temmuz da aynı hikayenin bir parçası şüphesiz.

Haliyle, 15 Temmuz’un başarısız olması, hemen ardından gelen şaşırtıcı Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonları, tüm hesapları altüst etti.

Bizler de biraz anlayışlı olmalı ve bunca “emeğin” heba olması karşısında beliren öfke nöbetlerinin geçmesini beklemeliyiz. Yas süreci başladığında Türkiye ile daha makul bir diyaloğa hazır olacaklardır.

2019 seçimleri bu açıdan da çok önemlidir.

Lübnan´daki Gösterilere ´Diriliş Ertuğrul´ Müziği Damga Vurdu

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Avrupa'nın en değerli kiralık futbolcuları

Başkan Erdoğan'a ABD'de sevgi seli