• $7,362
  • €8,9057
  • 410.175
  • 1528.82
10 Nisan 2011 Pazar

YGS'de teknolojinin günahı yok

Yurtsan Atakan
Yurtsan Atakan
YAZARIN SAYFASI

YGS'de şifreli soru kitapçığı skandalında günahın bir bölümünü teknolojiye çıkartmak isteyenlerin olmasına şaşırmadım. Meteor düşse teknolojiden bilecek teknoloji cahillerine göre YGS skandalının baş sorumlusu kullanılan teknoloji. Diyorlar ki, kişiye özel baskı yapabilmek için bir formül, bir şifre kullanmak şart. Dolayısıyla böyle bir skandal yaşanması kaçınılmazdı.


Oysa sorun teknolojide değil, teknolojinin kullanımında. Yani karar ve uygulama süreçlerindeki insan müdahalelerinde. Soru kitapçıkları Meteksan'da OCE marka dijital yazıcılar kullanılarak basıldı. Cevap kağıtlarının basımında ise Xeikon marka makineler kullanıldı.


Kullanılan makinelere baktığımızda baskı hızı açısından yeterli makineler. Ancak kullanılan sistemin zaafı, tüm baskı süreci sırasında çok fazla manuel işlem gerektirmesi. Yani insan unsurunun arada çok fazla devreye girmesi. Soru kitapları ve cevap anahtarları ayrı ayrı basılıyorlar ve harmanlama ünitesine manuel olarak taşınıyorlar. Öte yandan sistemde kullanılan yazılımın özellikleri de büyük önem taşıyor. Kullanılan yazılımın insan faktörünü minimuma indiren ve süreç başladıktan sonra insan müdahalesini mutlak sıfıra indiren özelliklerde olması şart.
Yani baskı işinin, kişiye özel cevap anahtarlarının hazırlanma aşaması dahil tam otomasyon sağlanarak, birbirine entegre dijital modüllerle el değmeden, bir uçtan düğmeye bastığınızda öbür uçtan her aşaması ile bitmiş olarak, soru kitapçığı ve cevap kağıdı olarak çıkacağı şekilde yapılması gerekiyordu. Bir başka deyişle, YGS skandalının nedeni teknoloji değil, teknolojinin yanlış ya da yetersiz kullanımı.
YGS skandalı ve teknoloji arasındaki ilişkiyi, dijital baskı sistemleri teknolojilerini Türkiye'de en iyi bilen isimlerden biri olan Xerox Türkiye Genel Müdürü Mehmet Sezer'e de sordum. Sezer'e göre kullanılan sistemdeki en büyük hata, 1,7 milyon adayın her biri için farklı soru kitapçığı hazırlama kararında. Oysa sınava girilecek en büyük salonun kapasitesi baz alınarak, örneğin en büyük salonda 200 kişi sınava girecekse 210 farklı soru kitapçığı basılarak kopyanın önüne rahatlıkla geçilebilirdi.
4 Bu skandal kamuda dijital baskı teknolojilerine yönelik yersiz bir kuşku yaratabilir mi?


Sezer: Tabii ki olabilir. Zaten yurtdışına oranla daha yavaş olan dijital baskı teknolojilerine geçiş sürecini daha da yavaşlatabilir. En kolay suçlanabilecek ve kendini de savunamayacak olan taraf burada teknoloji olsa gerek. Dijital baskı teknolojileri doğru kurgulanır, doğru donanım ve yazılımlarla birlikte kullanılır ve doğru yönlendirilirse hiçbir kuşkuya mahal vermeyecek kadar güvenlidir. Çünkü teknoloji ile ilgili kişiler ve kurumlar en son yaşanan sorunda 'Dijital Baskı Teknolojisinin' hiçbir etkisi ve suçu olmadığını iyi biliyor ancak teknolojiden uzak kişiler bunu farklı düşünebilir.
4 Dijital baskı teknolojilerinin kullanılması, sınav sürecine başka ne gibi katkılarda bulunabilir?
Sezer: Bazı sınavlar var, örneğin Açık Öğretim Liseleri gibi. Öğrenci sadece 5 dersin sınavına girecek. Ancak kişiye özel kitapçık üretilmediği için öğrenciye 60 dersin sınav kitapçığı tek cilt halinde gidiyor. Yani gereksiz kağıt sarfiyatı, gönderim maliyeti gibi yükler yaşanabiliyor. Kişiye özel baskı yapabilmek, kullanılan kağıt miktarını da tonlarca azaltabilir.

İDO sihirbazı Ahmet Paksoy
- İDO'nun başına Mart 2004'te geldi.
- Göreve geldiğinde 11 milyon yolcu taşıyan İDO, sadece 6 yıl sonra 2010 yılı başında 100 milyonu aşan yolcu ve 7 milyon araç taşır duruma geldi.
- 4 hızlı feribot 22 deniz otobüsüyle devraldığı İDO bugün 10 hızlı feribot, 25 deniz otobüsü ve 17 araba vapuru ile 33 iskeleden Marmara'nın farklı noktalarına hizmet vermekte. Şehir Hatları'ndaki başarısı ise ayrı bir hikaye.
- İDO'nun 2004 yılında 80 milyon TL olan cirosu 2010 yılı sonu itibariyle 390 milyon TL'ye varmış durumda.
İDO Genel Müdürü Doç. Dr. Ahmet Paksoy medyada ön plana çıkmayı sevmeyen bir kişiliğe sahiptir. İDO'nun başarılı özelleştirilme sürecinde de öne çıkmıyor ama onun yerine başarıları zaten yeterince konuşuyor. İDO'yu 861 milyon dolara alan Tepe-Akfen-Souter-Sera Gayrimenkul konsorsiyumu için altın yumurtlayan İDO kadar bu kuruma altın yumurtlatmayı başaran Ahmet Paksoy ve ekibi de büyük bir kazanç.

<p>Türkiye, CHP'li belediyelerdeki çöp rezaletini konuşuyor. Nuh Albayrak, Maltepe'deki çöp toplama

CHP'de 'çöp' krizi ve Bülent Tezcan'ın 'Maltepe' yalanı

Düzce'de altyapı çalışması sırasında şans eseri bulundu!

Her yerde uyuyabilen vurdum duymaz insanlar

Endonezya'nın Sinabung Yanardağı'nda hareketlilik