• $8,2425
  • €10,0348
  • 485.776
  • 1441.33
03 Ekim 2010 Pazar

Türkiye'nin sorunu e.devlet değil İnternet sansürü

Yurtsan Atakan
Yurtsan Atakan
YAZARIN SAYFASI

Türk Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) tarafından düzenlenen e.devlet panelinde, TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, Türkiye'nin e.devlet performansının arzu edilen seviyede olmadığına dikkat çekmiş.
Toplantıya katılan Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ise karşı çıkıp, vatandaşa İnternet üzerinden sunulan hizmetlerin çeşitliliğine vurgu yaparak, 'Bir tek e.evlilik olmuyor, onu da yapacağız' demiş.
İşin ilginç yanı Ulaştırma Bakanı da TÜSİAD Başkanı da haklı. TÜSİAD Başkanı haklı, çünkü konuşmasında da belirttiği gibi BM ve Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşların yaptığı e.devlet araştırmaları Türkiye'nin e.devlet konusunda daha çok adım atması gerektiğini gösteriyor.
Boyner'in de belirttiği gibi, sıkıntı daha çok yerel yönetimlerin İnternet'ten sunduğu hizmetlerde. Evet, bazı büyükşehir belediyelerinin ve az da olsa bazı ilçe belediyelerinin vatandaşın belediye ile olan işlerini İnternet üzerinden görmelerini sağlayacak uygulamalarının çeşitliliği tatmin edici zenginlikte ama çoğu il ve ilçe belediyesi e.devlet uygulamalarında sınıfta kalıyor.
Öte yandan Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım da haklı. Hükümetin gayretiyle son birkaç yıl içinde vatandaşın hizmetine açılan e.devlet uygulamaları çok büyük bir hızla arttı.
Araç sorgulama, sosyal güvenlik dökümü, TC kimlik numarasını öğrenme, trafik cezası ödeme gibi e.devlet hizmetleri vatandaşlarca çok yoğun bir şekilde kullanılıyor. Ancak kullanım sırasında olmaması gereken aksamalar da yaşanıyor. Örneğin son referandum oylamasında sandık sorgulama servisi tamamen kilitlendi. Referandum sabahı oy verecekleri sandığı öğrenmek için e.devlet kapısına koşanlar için e.devlet kapı duvar oldu.
Yine de hükümetin e.devlet konusunda kısa zamanda aldığı yolu takdir etmek gerekir. Tabii bu yapılması gerekenleri görmezden gelmek, eleştirileri dinlememek için bir sebep de olmamalı.
Aslında Türkiye'nin İnternet'teki en önemli sorunu e.devlet değil, sansürdür. Acil çözüm bulunması gereken e.devlet uygulamaları değil İnternet sansürüdür. E.devlet uygulamalarının zenginleştirilmesi ve kusursuzlaştırılması da önemli bir konu elbette ama biraz önce de bahsettiğim gibi, Türkiye e.devlet konusunda son birkaç yılda epey bir yol kat etmiş durumda zaten. İnternet sansürü ise sorunun çözülmediği her saniye Türkiye'yi bilgi çağından saatlerce uzaklaştırıyor. 2005'te kabul edilen ve İnternet sansürüne olanak tanıyan 5651 sayılı çağdışı yasa değiştirilmediği sürece Türkiye her geçen gün çağdaş dünyanın gerisinde kalıyor.
İnternet'in doğasını anlamamak, gücünü kavramamakta inat edip ulusal bir ağ gibi değerlendiren zihniyeti değiştirmediğimiz sürece bu yasa orada kalacaktır. Kalmakla da kalmayacak, YouTube'a ek olarak her an başka önemli bir İnternet servisinin Türkiye'den sansürlenmesi riski de giderek artacaktır.
Sansürde sıranın Google'a da geleceğini avazım çıktığı kadar anlatmaya çalışırken, gülenler, hafifseyenler vardı. Sonra gün geldi Google'ın bazı servislerinin nasıl bir gecede sansürlendiğine de tanık olduk. Pek çok şirket için hayati önemi olan bazı Google uygulamaları Türkiye'den kullanılamaz oldu.
Ya bir gün Google'ın kendisi, Facebook, Twitter da sansürlenirse ne olacak? Olmaz demeyin 5651 sayılı İnternet kanunu değiştirilmediği sürece bu risk sandığınızdan da büyük. Facebook, Twitter olmasa ne olur, alt tarafı eğlence araçları bunlar da demeyin. Facebook ve Twitter'ın da dahil olduğu yeni nesil siteler aracılığıyla yapılan sosyal medya iletişimi global ekonominin önemli bir parçası artık. Sadece ekonominin de değil, siyasetin bir parçası. Pek çok devlet sosyal medya iletişimini dış politikasında bir propaganda aracı olarak kullanmaya başladı bile. Bu sitelerin sansürlendiği bir ülkenin global dünyadaki yeri, ekonomik olarak da siyasi olarak da çukurda kalır.

Çılgın İstanbul projesi
Geçen günkü Başbakan Erdoğan'ın çılgın İstanbul projesinin ne olduğuyla ilgili fantastik tahminimin ardından Hıncal Uluç aradı.
Her zamanki gevrek kahkahasını patlattıktan sonra, 'Tahminin gerçek olsa sahiden de çılgın bir proje olurdu' dedi ve aslında buna yakın bir projenin gerçekleştirilebileceğini anlattı. Ortaya attığım fantastik tahmin, Başbakan'ın çılgın projesinin Ayasofya'yı hem Hıristiyanların hem Müslümanların ibadetine açmak olduğu yönündeydi. Fantastik diyorum çünkü Ayasofya'nın içi tek bir alandan oluştuğundan ve bölünmesi mümkün olmadığından, burada iki farklı dinden insanların aynı anda ibadet yapması mümkün değil. İşin bir de sembolik ve siyasi yönleri var ki oraların aşılması tamamen olanaksız. Öte yandan, Hıncal Uluç'un telefonda açıkladığı adres, farklı inançları bir araya getirmek için çok makul bir mahal. Yazma demedi ama neresi olduğunu açıklamayacağım. Bu onun hakkı :)

<p>İsrail polisi sabah namazı sonrası Mescid-i Aksa'dan çıkan cemaate müdahale etmesi sonucu 10 kişi

İsrail polisinden Mescid-i Aksa'dan çıkan Filistinlilere müdahale: 10 yaralı

Demirspor, Süper Lig'e çıktı; Adanalılar çıldırdı!

Filistinli gençler, İsrail'in saldırılarını balonlarla protesto etti

Hobi diye başladı! Şimdi tanesini 2 bin liradan satıyor