• $9,2695
  • €10,7702
  • 526.766
  • 1409.56
22 Aralık 2010 Çarşamba

Trafik polisi tırt tırtçı değil ceza kesecek tabii ki

Trafik ışıklarının pek olmadığı, olanlarına da kimsenin uymadığı yıllarda her kavşakta bir trafik polisi olurdu. İki yana açtıkları kolları ve dirsekten kırarak kaldırdıkları elleriyle trafiği onlar yönlendirirdi.


Kavşaklarda görev yapan polisler sabitti. Her gün aynı kavşaktan geçenler, polisle aşina olurlar, yanından geçerken selamlaşırlardı. Bu tanışıklık, dalgınlıkla yapılan küçük trafik ihlallerine polisin hoşgörüyle bakmasına, ceza kesmemesine de zemin hazırlardı. Trafikteki otomobil sayısı da az olduğundan, trafik bugüne göre neredeyse kusursuz akardı.


Hıncal Uluç geçen gün yazısında trafik polislerinin trafiği düzenlemek yerine ceza kesmekle meşgul olmasını eleştirmiş. Bir yazısında, İstanbul'un rezil trafiğine polislerin neden seyirci kaldığını sorunca polisten aldığı yanıtı örnek vermiş. Polisin savunması, 'Bizden trafiği düzenlememiz değil, belli sayıda ceza makbuzu tamamlamamız, yani ceza yazmamız isteniyor' şeklindeymiş.


Kısacası trafik polisleri ceza kesmekten, trafiği düzenlemeye vakit bulamamaktan şikayetçi. Peki haklılar mı bu şikayetlerinde? Hayır!
Günümüz trafiğinde polisin trafiği düzenlemekteki tek aracı ceza kesmek. Öyle ağzında düdük, kavşağa dikilip elini 'geç geç' diye sallaya sallaya, düdüğünü tırt tırt öttüre öttüre trafiği düzenlemesinin olanağı yok polisin.

Çok istisnai durumlar haricinde, trafiğin düzenli akışını sağlamak için sürücülerin trafik ışıklarına ve trafik kurallarına uyması yeterli. Polisin görevi ise bu kurallara uymayan sürücüleri tespit edip ceza yazmak ve trafiğin düzenli akışına bu şekilde yardımcı olmak... Tırt tırt ederek trafiğin akışını hızlandırdığını sanmak değil.


Polis kurallara uymayan sürücüleri cezalandırmak için değil, sırf torba dolsun diye ceza kesiyor. Trafikte yazdığı cezaların, trafiğin akışının düzenlenmesine yaradığının bilincinde değil. İki trafik polisinin Hıncal Uluç'a verdiği yanıt da bu bilincin yerleşmemiş olmasının kanıtı.

Eğer bir trafik polisi, 'Ceza yazmaktan, trafiği düzenlemeye vakit bulamıyoruz' diye yakınıyorsa, bu onun trafik cezalarının amacının trafiği düzenlemek olduğunu bilmediğini, anlamadığını, benimsemediğini gösterir.

Havaalanlarında çifte güvenlik şart
MEHMET Y. Yılmaz havalimanlarımızda çifte güvenlik kontrolünden geçirilmemizi eleştirmiş. Hem havalimanına girişte hem uçağa gidişte iki kez güvenlik kontrolü yapılmasına paranoyaya varan bir prosedür demiş.

1982'de Esenboğa'ya yapılan ASALA baskınını unutmuş sanırım. O yıllarda havalimanlarına girişte güvenlik kontrolü yapılmadığı için bekleme salonuna otomatik silahlarıyla giren teröristler, check-in kuyruklarında beklemekte olan yolcuların üzerine rastgele ateş açmış ve 8 kişiyi öldürüp, 72 kişiyi yaralamışlardı.

Bir de dört İsrailli'nin öldürüldüğü 1976 Yeşilköy Havalimanı baskını var ayrıca. Yine ASALA'nın 1983'te gerçekleştirdiği bombalı Orly Havalimanı baskınını da unutmamalı.
Evet bugün Fransa'da havalimanına girişte güvenlik taraması yok doğru. Ama bugün Fransa'dan farkımız hala terörle savaşan bir ülke olmamız. Terörle savaşırken bu tür güvenlik önlemleriyle yaşamayı da öğrenmek gerekiyor.

Batılı ülkelerde terminale girerken değil, sadece check-in'den sonra uçağa giderken güvenlik taraması yapılmasının nedeni güvenlik önlemlerinin terminali korumak için değil, uçakları kaçırılmaktan korumak için alınması. Alışveriş merkezlerine ve otellere girişte bile güvenlik taramasından geçerek yaşamayı öğrenen bizde, terminale girişte güvenlikten geçmekten yakınmamak gerekir.

<p>İstanbul Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eray Güçlüer, terör örgütü DHKP-C operasyonuna i

Kılıçdaroğlu'nun iddiası yeniden gündemde

Fenerbahçe, Trabzon'a ayak bastı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (16 Ekim 2021)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi