• $7,3719
  • €8,9772
  • 442.937
  • 1551.57
29 Mayıs 2011 Pazar

Teknoloji doğayı kirletiyor mu koruyor mu?

Yurtsan Atakan
Yurtsan Atakan
YAZARIN SAYFASI

Slogan çevrecileri ve müritlerine göre sorun basit. İnsanlar ve teknoloji doğanın düşmanı. Geliştirdiğimiz teknolojilerle doğayı kirletiyor, dünyayı mahvediyoruz.
Oysa bu tespitlerde haklılık payı olmasına rağmen işin tam da öyle olmadığını görmek için biraz daha derin düşünmek yeterli.
İnsan nüfusu sürekli artarken şimdilik sadece Dünya'ya kısılıp kalmış durumdayız. Yaşamak için Dünya üzerindeki kaynaklarla yetinmek zorundayız. Çocuk yapmayı yasaklamak gibi anti-ütopik bazı katı önlemlere başvurmadıkça nüfus artışını durdurmak mümkün değil. 'Doğayı kirlettiğimiz için kanser hastalıkları artıyor', 'yediğimiz yemeklerden zehirleniyoruz' benzeri haykırışlara rağmen teknoloji ilerledikçe ortalama insan ömrü sürekli artıyor. GDO'lu besinler ve mısır şurubu insan sağlığını tehdit ediyor haykırışlarına rağmen, ortalama yaşam süresi en yüksek olan ülkelerin başında bu gıdaları onlarca yıldır en fazla tüketen ABD geliyor.
Bir yanda teknoloji doğanın kirlenmesine ve Dünya'nın giderek yaşanmaz bir yer olmasına yol açıyor ezberini tekrarlanırken diğer yanda doğanın da aslında masum olmadığı unutuluyor. Depremler, hortumlar, kasırgalar, seller sanki doğal değilmiş gibi davranılıyor. Doğal afetlerin yıkıcı etkisinin teknoloji ile azaltıldığı hiç konuşulmuyor.
Kısacası nüfus artışı ve teknolojinin yan ürünleri, evet doğru, doğayı olumsuz olarak da etkiliyorlar belki ama teknoloji ve insan aynı zamanda yol açtıkları yaraları sarmak, doğal kaynakları daha verimli kullanmak, doğanın kontrolsüz gücünü yararlı enerjiye dönüştürmek için de el ele veriyorlar.
İzocam ve İFSAK'ın ortak projesi 'Enerjik Bakış' için gönderdikleri fotoğrafa bakarken bunları düşündüm. Proje için 120 fotoğraf sanatçısından fotoğraf, 120 sanatçıdan da bu fotoğraflara eşlik edecek birer yazı göndermelerini istemişler. Benden yazı istedikleri fotoğraf Esin Koç'un aşağıda gördüğünüz etkileyici fotoğrafı oldu. Güçlü çağrışımlar yapan bu fotoğrafı alır almaz düşüncelere daldım. Ve Esin Koç'un vermek istediği mesajla ne kadar örtüşüyor bilmem ama aşağıdaki metin çıktı klavyemden.

Doğa insanın doğasında
Kırmızı urbalı medeniyet askerleri saf saf sıralanmışlar yamaca. Birer dev gibi dikilivermişler mavi dünyanın düşmanlarının karşısına. Seyirci Don Kişot'un saldırmasını bekliyor. Düşman belli amigolara göre. Yel değirmenlerini gözünde devleştiren saf kahraman ve akıllı sıradan arkadaşı.
Ne Don Kişot çıkıyor sahneye ne Sanço Panço... Yaprak kıpırdamayan yamaçta seyircinin Don Kişot'u yuhalayan ıslıkları esiyor sadece.
Kırmızı dev yel değirmenleri, kıllarını kıpırdatmadan dimdik bekliyorlar hududu. Gün doğarken hafif bir meltemle başlıyor saldırı.
Rüzgar gittikçe sertleşiyor. Medeniyetin kırmızı devlerinin önüne dikilmesiyle daha da bir öfkeleniyor sanki. Hırsla saldırıyor yel değirmenlerine.
Don Kişot'u göremeyen seyirci hayal kırıklığı içinde. Doğanın gücü rüzgar, medeniyete öfkeli. Askerler vakur, kolları dövüşüyor.
Rüzgar daha da hızlanıyor. O öfkelendikçe yel değirmeni daha hızlı dönüyor. Gün ağarıyor, ortalık aydınlanıyor. Doğayı insan koruyor.
Sergi notu: Enerjik Bakış sergisi 14 Haziran'a kadar Balmumcu'daki İstanbul Modern Sanatlar Galerisi'nde ziyaret edilebilecek. Ankara, İzmir, Trabzon gibi illeri de dolaşacak eserler daha sonra İFSAK'ta sergilenmeye devam edecek. Sergiyi sanal ortamda www.enerjikbakis.com adresinden de ziyaret edebilirsiniz.

<p>Amerika Birleşik Devletlerinde 46. Başkan Demokrat Lider Joe Biden oldu. </p><p>ABD'de yeni

ABD'de yeni dönem başladı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Yol kenarında biriken kardan araba yaptı

Binlerce su maymunu taşkın nedeniyle Edirne'ye geldi