• $7,3948
  • €9,0104
  • 440.831
  • 1542.45
17 Temmuz 2011 Pazar

Pazarda satılanı doğal sanmak

Yurtsan Atakan
Yurtsan Atakan
YAZARIN SAYFASI

Her gazete yazarının bir yumuşak karnı vardır. Benimkisi basmakalıp fikirlere, popüler hurafelere, batıl inançlara dayalı şehir efsaneleri.
Kurak geçen bir yazın küresel ısınmanın sonucu olduğu, cep telefonlarının ve baz istasyonlarının yaydığı elektromanyetik dalgaların kansere yol açtığı, GDO'lu gıdaların hastalık saçtığı gibi iddiaları duyunca duramam. Bilgisayarımın başına koşup yazmaya, dilim döndüğünce anlatmaya çalışırım.
Örneğin bilimin, küresel ısınmanın hissedilebilir etkilerini bugün değil ancak 25-30 yıl sonra göstereceğini söylediğini... Cep telefonlarından yayılan dalgaların hücre yapısını değiştiren ışımalı radyasyon değil ışıkta bile daha zararlı frekanslarda bulunan elektromanyetik dalgalar olduğunu... GDO'lu gıdaların insan sağlığı üzerinde zararını kanıtlayan tek bir bilimsel araştırma dahi olmadığını aktarmaya çabalarım.
Bu şehir efsanelerinden biri de kimi yiyeceklerde bulunan monosodyum glutamatla (MSG) ilgilidir. Doğal gıdalarda da bulunan bu lezzetli maddeyi hazır gıdaların paketinde yazılı görünce cin çarpmışa dönen insanlar vardır. Komik ama gerçek vallahi...
Cumartesi ve pazar günleri Sabah gazetesi de almama neden olan hafta sonu ekleri Yayın Yönetmeni Elçin Yahşi bir dergi göndermiş hediye. Yeni bir yemek kültürü dergisinin ilk sayısı. ABD'deyken rastlamış, çok beğenmiş, bir tane de bana almış.
Lucky Peach hayran olunacak bir dergi gerçekten. Wired'ın ilk sayısını gördüğümde yaşadığım hisleri tekrar yaşadım.
MSG şehir efsanesinin kaynağını da nihayet Lucky Peach'teki bir makaleden öğrendim.
1968'de New England Journal of Medicine dergisinde bir okur mektubu yayınlanmış. Okur ne zaman Çin restoranına gitse bazı nahoş deneyimler yaşadığından bahsedip bunun kaynağının Çin restoranlarında kullanılan MSG'den kaynaklanıp kaynaklanmayacağını soruyormuş.
Ortada ne bir bilimsel araştırma ne de araştırma sonucu var yani. Sadece bir okurun, bir editöre sorduğu soru. Mektup dergide 'Çin Restoranları Sendromu' başlığıyla yayınlanmış. Bir sonraki sayıda aynı konuda birkaç okurdan gelen mektup da aynı başlıkla yayınlanmış. Ve basın mektupların içeriğini pek önemsemeden sadece seksi başlığını ön plana çıkartarak haberler yapınca da dananın kuyruğu kopmuş. MSG'nin 'Çin Restoranları Sendromu' isimli rahatsızlıklara yol açtığı inancı hızla yayılmış.
O yıldan bu yana yapılan yüzlerce bilimsel araştırma MSG'nin zararsız olduğunu göstermesine rağmen MSG'nin çeşitli rahatsızlıklara yol açtığına körü körüne inanan hala milyonlarca insan var.
Bu bana kuş gribinin gündemde olduğu günleri hatırlattı. Hatırlayacaksınız o günlerde market raflarındaki tavuklara ve yumurtalara dokunan yoktu neredeyse. Ben de mayonez rafının karşısına geçip izlemeye başlamıştım. Kimse yumurta almıyordu ama mayonez rafının müşterisi hiç de fena değildi. Mayonezde yumurta yerine ne kullanılıyor sanıyorlardı acaba?
Şimdi de en sıkı denetimlerden biri olan gıda güvenliği denetimlerinden geçmiş market ürünlerine burun kıvırıp; halk pazarlarında, hiçbir denetimden geçirilmeden üretilen, kim bilir hangi koşullarda pazara getirilen, açıkta satılan, belki de lağım suyuyla sulanan ama sözüm ona organik diye satılan meyve, sebzeleri gönül rahatlığıyla satın alıp çoluğuna çocuğuna yedirebilenleri hayretle izliyorum.

iPad kırmak korsanlık mı?
Hürriyet'ten Cengiz Semercioğlu, Milliyet'ten Menderes Özel'in yazısını eleştirmiş. Özel'in, iPad2'yi Apple mağazasına bağımlı kılan korumayı kırmanın yolarını anlattığı yazısını korsana teşvikle suçlamış. Özel'in yazısının korsana teşvikle hiçbir alakası yok sevgili Cengiz. Şu örnekle anlatmaya çalışayım.
Atıyorum, diyelim Aston Martin marka bir otomobil aldın. Ve yine diyelim, Aston Martin otomobile öyle koruma özellikleri eklemiş ki, sadece onun onayladığı benzini, onun onayladığı motor yağını, onun onayladığı lastiği kullanabiliyorsun.
Ve sen de işinin uzmanı bir tamirciye gidip bu korumaları kaldırtıyorsun. Yine atıyorum, diyelim artık benzinini, motor yağını Shell'den, lastiğini Pirelli'den almak zorunda değilsin. Lastiğini ister Pirelli'den al, ister Michelin'den, Aston Martin artık sana karışamayacak. Pirelli yerine çakma Pirelli alırsan da, sorumluluğu sana ait. Tamircinin ya da o tamirciyi sana önerenin hiçbir günahı yok. Bilmem anlatabildim mi?

Yeni Sosyal Medya neonevar.naberler.com - www.twitter.com/yurtsan

<h3>Süper Lig'in 20. haftasında Fatih Karagümrük ve Beşiktaş karşı karşıya geldi. Maç Kara Kartal'ın

Beşiktaş-Karagümrük maç yorumu

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Brüksel'de NATO Genel Sekreteri ile görüştü

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (22 Ocak 2021)