• $7,3504
  • €8,9485
  • 437.086
  • 1536.11
06 Temmuz 2011 Çarşamba

Lüferin santimi değil balığın soyu önemli

Yurtsan Atakan
Yurtsan Atakan
YAZARIN SAYFASI

Tam güler misin ağlar mısınlık bir durum. Aylardır 'seninki kaç santim?' diye kampanya yapan Greenpeace ve yandaşı gruplar Su Ürünleri İstişare Kurulu toplantısında lüfer boyutlarının pazarlık konusu yapılmasından şikayetçi olmuşlar.
Toplantıyı yöneten Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü yetkililerinin balıkçıya 'ne dersiniz, lüferin avlanma alt boyunu 14 cm'den 20 cm'e çıkartalım mı?' demesini eleştirip duruyorlar tek taraflı mikrofon uzatılan her programda, yazdırttıkları her yazıda.
Neymiş efendim, toplantı balık boyu pazarlığının yapıldığı bir yere dönüşmüş. Lüfer dışındaki balıkların durumu tartışılmamış. E ne bekliyordunuz ki? Aylardır siz değil misiniz balık soylarının tükenmesi sorununu lüferin avlanma boyutuna indiren? Siz değil misiniz bu çok ciddi sorunu 'seninki kaç santim?' geyik sloganına indirgeyen? Siz değil misiniz elde cetvelle balık hali basıp kameralara şov yapmak uğruna balık soyunu sömüren?
Siz çıkın aylarca, 'seninki kaç santim' gibi bayağı sloganlarla balık soylarının tükenmesi tehdidini ayağa düşürün sonra kalkın toplantıda santim pazarlığı yapıldı diye ağlaşın...
Santim pazarlığı yapılacaktı tabii, ne bekliyordunuz? Balık soylarının tükenmesi tehdidini bu kadar basitleştirip, 'seninki kaç santim' sloganına indirgerseniz olacağı buydu.
Birkaç yazımda balık soylarının, balık avlama boyutlarına getirilecek kısıtlamalarla kurtarılabilecek kadar basit bir sorun olmadığını anlatmaya çalıştım. Lüfer de dahil olmak üzere balık soylarına asıl tehdidin nereden geldiğini saptamaya yönelik bilimsel araştırmaların yapılması gerektiğine dikkat çekmek istedim. Her taraftan saldırıp, susturmaya çalışmaktan başka bir şey yapmadınız.
Bir tek Defne Koryürek'i tenzih ederim. Az da olsa kulak verdi. Ne dediğimi anlamaya çalıştı, mantıklı tartışmalara girdi. Tartışmalarımız zaman zaman elektriklense de, akılcılıktan uzaklaşmadı. Temelde derin bir fikir ayrılığımız olduğunu da sanmıyorum aslında. Ama ne yazık ki 'seninki kaç santim' kolaycılığının popülist çekiciliğine kapılmış. 'Seninki kaç santim' prangasının hafifliğiyle konunun derinliklerinden hep yukarı çekiliyor.
Prof. Mikdat Kadıoğlu'nun geçenlerde yayınlanan yazısında değindiği gibi, 'Dünyada hiçbir balık türünün sadece boyu uzatıldığı için korunması sağlanamamıştır. Önemli olan balık türünün yaşadığı ortamın korunmasıdır. Bu da balıkçılık bilimindeki ikinci kuraldır. Türün yaşam alanlarını korumak'...
2010'dan beri çağrıda bulunuyorum, 'Lüferin soyunun tehlikede olduğunu, tehlikedeyse nedeninin 24 cm'nin altında lüferlerin avlanması olduğunu gösteren bilimsel araştırma sonuçları var mıdır? Türkiye'deki balıkların soyunu nelerin tehdit ettiğini ortaya koyan bilimsel araştırmalar var mıdır? Varsa açıklayın'... Kimseden ses seda yok.
Tekrar ediyorum, Türkiye'deki balıkların soyunu korumak için öncelikle yapılması gereken balık soylarını tehdit eden nedenlerin bilimsel olarak tespit edilmesidir. Artık seninki kaç santimdirle mi uğraşmamız gerekiyor öncelikle, yoksa kirlilikle mi, sağlıksız yapılaşmayla mı, balık çiftliklerinin kontrolsüzlüğüyle mi, hepsinin önceliği ancak bu tür bilimsel araştırmaların yapılmasıyla ortaya çıkar. Yoksa 'seninki kaç santim' diye bağırıp, kendi santimi ölçülmeye kalkışılınca ağlayan çocuk durumuna düşmek işten değil.

Yeni Sosyal Medya
neonevar.naberler.com
www.twitter.com/yurtsan

<p>Sefirin Kızı'na transfer olan Tuba Büyüküstün neden bu kadar konuşuldu?</p><p>Rahatsızlığı sebebi

Haftanın Magazin Başlıkları

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Diyarbakır'ın ''çılgın projesi''ndeki ilerleme üreticiyi sevindirdi

Başkan Erdoğan, Sosyal Atama Töreni'nde konuşma yaptı