• $7,4843
  • €9,0699
  • 423.464
  • 1469.07
03 Kasım 2010 Çarşamba

Gurumturak oturaklı sosyal medya çığırtkanları

Yurtsan Atakan
Yurtsan Atakan
YAZARIN SAYFASI

Yeni medya düzeninin tartışıldığı günümüzde, şirketlerin eski medyadaki pozisyonlarını yeni medyada aynen sürdürme merakı inanılır gibi değil.

Garip ama gerçek. Şirketler herkesi katılımcı olmaya davet eden yeni medya düzeninde, eskiden olduğu gibi pasif birer izleyici olmayı seçiyorlar. 20. yüzyıldan kalma tek taraflı yayıncılık anlayışıyla hazırlanmış İnternet sitelerini sosyal medya araçlarıyla donatarak, hedef kitleleriyle etkileşimli bir iletişim platformuna dönüştürme fırsatından fellik fellik kaçıyorlar.

  
Yeni medya düzeninin öncüleri Facebook, Twitter, YouTube gibi sosyal medya platformlarının piyasaya sürdükleri gurumturak oturaklı abilerin, "Biz varken kendi platformlarınızı kurmaya çalışmanızın ne alemi var" propagandasının peşine takılıyorlar.

  
Oysa yeni medyanın yeni krallarının yapmaya çalıştığı şey çok açık. Yeni medya düzeninde kaptıkları öncü mevzileri kimseyle paylaşmak istemeyen sosyal medya kralları, imparatorluklarına rakip güçlerin çıkmasını önlemeye çalışıyorlar.

  
Bu beyhude çabayı yemeyenlerin başında konvansiyonel medya geliyor tabii. Sosyal medyanın yeni medya düzenindeki yükselişi en çok konvansiyonel medyanın eskiden tek başına at koşturduğu alanı tehdit ediyor çünkü.

  
Konvansiyonel medyanın da elinde güçlü kozlar var, sosyal medyaya karşı. Medya sektörünün yeni medya düzeninin kurulmakta olduğunu gören ileri görüşlüleri, konvansiyonel güçlerini sosyal medya araçlarıyla donatıp, meydanı yeni gelenlere bırakmamaya çalışıyorlar.

  
Geçen hafta Doğuş Yayın Grubu’nun düzenlediği Yeni Medya Düzeni Konferansı'na yurt dışında olduğum için maalesef katılamadım. Gurumturakların değil, medyanın içinden gelen ve kurulmakta olan yeni medya düzenini de yakından takip eden gerçek kişilerin konuştuğu bir konferans olmuş. Medya sektörünün sosyal medyayı yeni medya düzeninde nasıl kullanacağının pek çok ipucu verilmiş konuşmalarında.

  
Wired'ın Genel Yayın Yönetmeni Chris Anderson'ın şu cümleleri örneğin: "Haberler artık çok farklı mecralardan geliyor tüketicinin önüne. Haberin tanımı da değişmiş durumda. İşin içinde artık amatörler de var. İçinde bulunduğumuz 21. Yüzyıl’da Facebook ve Twitter’da haber artık sözle yayılıyor. Bu, medya araçlarının bağımsızlaşması demek.”

  
Ya da Doğuş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk'in şu sözleri: "Yeni medya düzeni üzerinde üç ana unsur var. Birincisi, gelişme ve yayılma hızı artan bilgi-iletişim teknolojisi. İkincisi, hizmet alanlar, bizler, yani tüketiciler. Üçüncüsü, hizmet sunanlar. Bu üç temel unsurun birbiriyle etkileşimini irdelemeden yeni medya düzenini anlamak çok zor."

  
Ya da Euro RSCG Türkiye CEO'su Levent Erden'in dedikleri: "Sosyal medya ile reklamcılıkta aidiyet yani ilişkiler dönemi devreye girdi. Kullanıcılar “Ben denedim sen de dene” diyorlar birbirlerine. Bence sektör, süreçler ve düşünme sistemi anlamında büyük değişiklikler kaydetmedi."

  
Konvansiyonel medya, sosyal medyanın gücünü gördü ve kendi mecralarını sosyal medya araçlarıyla donatarak güçlendirmenin peşinde haklı olarak. Medya hariç herkesin izleyici olduğu devir bitti. İçeriğe herkesin katkıda bulunduğu, editörlüğü herkesin yaptığı, herkesin katılımcı olduğu hibrit yayıncılık çağı başladı. Bu katılımcı çağda, şirketlerin "Biz reklamı hazırlar, bizim dışımızdakı mecralarda yayınlayıp, tüketiciye mesajımızı veririz" deme lüksü yok artık. "Eskiden pazarlamamızı şu gazeteye, bu TV kanalına reklam vererek, PR mesajları göndererek yapardık, şimdi Facebook'u, Twitter'ı kullanırız" demek yeni köye eski adet getirme çabasından başka bir şey değil. Bu yeni katılımcı medya düzeninde şirketler de kendi platformlarını kurup, oyuncu olarak katılmak zorundalar.


N'oldu YouTube sevincine?

  
Pazar günkü yazımda YouTube yasağının kalkmasıyla ilgili kopartılan sevinç çığlıklarının boşuna olduğunu, 5651 sayılı sansürcü İnternet Yasası değiştirilmediği sürece YouTube'un her an tekrar sansürlenebileceğini yazmıştım.

  
"YouTube'u dize getirdik" cakası uzun sürmedi. YouTube pazartesi akşamı yaptığı açıklamada videoların telif hakkı politikalarını ihlal etmediğine karar verdiklerini ve tekrar yayına koyduklarını (eskiden olduğu gibi Türkiye'den erişilmeyecek şekilde) açıkladı. Yani sansür yine geliyor. Belki bu yazı yayınlandığında gelmiş bile olur. Ve tabii sansürü kaldırırken bir kenara atılan vergi borcu masalları da yine dillendirilmeye başlanır.

  
Bırakalım artık bunları da, elbirliği ile 5651 sayılı yasayı değiştirmeye bakalım bir an önce. Cumhurbaşkanı karşı, iktidar karşı, muhalefet karşı. Eee, daha ne?

  
------------------------  
Yeni Sosyal Medya

www.twitter.com/yurtsan - www.neonebu.com

<p>ABD Başkanı Joe Biden'ın talimatı ile Suriye'deki İran destekli gruplara hava saldırısı düzenlend

ABD'den Suriye'ye hava saldırısı: Suriye'deki İran destekli gruplar vuruldu

Taksim'deki Atatürk Kültür Merkezi'nde son durum havadan görüntülendi

Dünyanın en büyük tam panoramik müzesi 1 milyon ziyaretçi ağırladı

Mavi vatan nöbetinde geçen yıl 12 bin 655 hayat kurtarıldı