• $7,3589
  • €8,9552
  • 437.544
  • 1536.11
08 Nisan 2012 Pazar

Ahmet Arsan'ın mahallesi

Yurtsan Atakan
Yurtsan Atakan
YAZARIN SAYFASI

Ertuğrul Özkök'ün 'Birden Ahmet Arsan'ı hatırladım' yazısını okurken benim de içimdeki çocuk uyandı ve sormaya başladı, 'Seçilmişler-atanmışlar ayrımına sık sık vurguda bulunanlar kendilerinin de aslında seçilmiş değil, atanmış olduklarının farkında değiller mi?'
Ertuğrul Özkök 4+4+4 eğitim yasasını '28 Şubat postmodern darbesiyle yapılan tarihi bir hatayı, milletin iradesiyle düzelttik' diyerek övenlere soruyordu, '8 yıllık eğitim kanunu Meclis'te 275 oyla kabul edilmişti.
Onu değiştiren 12 yıllık yeni eğitim kanunu ise 295 oyla kabul edildi. Milli irade nedir?
Aradaki 20 oydan ibaret basit bir ekseriyet mi? Yeni gelen her Meclis, kendinden öncekini gayrimeşru ilan ederse, bunun sonu olabilir mi?'
Ve sormaya devam ediyordu, 'Demokrasi nedir? Milli irade nedir? Bir gayrimeşru bir de meşru milli irade mi var? Seçimle gelen bir seçimin milli iradeyi temsil edip etmediğine kim karar verir?'
Bu haklı sorularına önemli bir soru da ben eklemek istiyorum, 'Başbakan ve hükümet seçilmişlerden midir, atanmışlardan mıdır?'
Gelin, yakından bir bakalım isterseniz. Genel seçimlerde sandık başına gidip oy verdiğimizde bizi temsil edecek vekillerimizi seçiyoruz. Verdiğimiz oylarla TBMM üyelerinin kimler olacağını belirliyoruz. TBMM ise yürütme değil, yasama organı. Bir başka deyişle verdiğimiz oylarla hükümeti değil yasaları yapan meclisi seçiyoruz.
Hükümeti kurma görevi Cumhurbaşkanı'nca veriliyor. Cumhurbaşkanı genellikle bu görevi teamüle uyarak (zorunda da değil) seçimlerde en çok oy alan partinin genel başkanına veriyor.
Başbakan da hükümeti kurup, TBMM'nin onayına sunuyor. Kısacası Başbakan ve hükümet doğrudan milletin iradesiyle değil, Cumhurbaşkanı'nın ataması ve Meclis'in onayıyla göreve geliyor.
Şimdi ne önemi var, bunlar işin teorik yanı, pratikte halk sandığa gittiğinde vekilini seçmek için değil başbakanı seçmek için oy veriyor diyenler çıkacaktır. Oysa çok önemi var. Siyasette her şey teoriye bağlı meşruluk kazanır. Demokrasi pratikte halkın yönetimi değildir, teoride halkın yönetimidir. Demokratik kurumların istisnasız hepsi meşruluklarını siyaset teorisinden alırlar. Bu teorinin çerçevesini ise her ülkenin kendi anayasası belirler. Ve bizim anayasamızla çizilen çerçevede seçilmişler (yerel yönetimler hariç) sadece milletvekilleridir, diğer tüm demokratik kurumlar atanmışlardan oluşur.
AK Parti iktidarının ve Başbakan'ın milletin iradesi olarak bir tek kendilerini görmesindeki sorun da buradan kaynaklanıyor zaten. Yanılsamalarının nedeni kendilerini seçilmiş, diğer herkesi atanmış görmelerinde. Oysa seçilmiş olan tek erk TBMM, başkası değil.

Yeni Sosyal Medya
twitter.com/yurtsan - friendfeed.com/yurtsan - neonebu.com

<p>İki ülke arasında gerçekleştirilen istikşafi görüşmelerin 61. turu tamamlandı. Bir sonraki turun

Atina ile hangi konular masada?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

40 kilometrelik alanı kaplayan Nazik Gölü'nün yüzeyi buzla kaplandı

Mutfakta işinizi yarayacak pratik bilgiler! Yumurtayı pişirirken içine buz atarsanız...