• $ 5,7762
  • € 6,5675
  • 261.593
  • 94.831
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

“Yeni parti” sessizliği

Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yeni parti kurma hazırlığına ilişkin gazeteler kaç gündür yazıp çiziyor. Büyük gazetelerde tam sayfa haberleri yapılıyor. Haber programlarının öncelikli gündemi de bu konu. Bazı köşelerde şimdiden Ahmet Davutoğlu’nun dış politikasına ilişkin ipuçları verenler bile var. Dış politikada esnek mi olur şahin mi? Suriye’ye ilişkin yaklaşımı şöyle olur, Rusya’ya böyle! Abdullah Gül ile dünya görüşleri şöyle değişik, böyle farklı…

Peki sözde yeni parti kurma hazırlığında olan Abdullah Gül, Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu ne diyor bu yazılıp çizilenlere? Malum, konu sosyal medya dedikodusu olmaktan çıkmış durumda. Medyanın kelli felli isimleri her gün bu konuyu yazıyor, bazı bilgiler paylaşıyor. Bir şey söylemek, cevap vermek gerekmez mi?

Bu haberden dolayı sevineni var, üzüleni var; kızıp söveni, “iyi oldu” diyeni var. Vatandaşlar belki de sırf bu söylentiler üzerine kul hakkına giriyor, günah işliyorlar. “Evet” ya da “hayır” diye bir yanıt vermek o kadar zor mu?

Her iki ismin de medyada gazeteleri, temsilcileri var; “edinilen bilgiye” göre diye başlayan bir haberle yeni parti kurma iddiaları doğrulanabilir veya yalanlanabilir?

Neden bu sessizlik?

Bir tür psikolojik harp mi yapıyorlar?

Medyanın gündeminde oldukları için herhalde mutluluk duymuyorlardır. Her iki isim de “gündem” olma ihtiyacı duymayan isimlerdir, yanlış mı düşünüyorum?

Maalesef işlerin bu noktaya gelmiş olması bile çok şeyi anlatıyor.

Birinci olarak “yeni parti” çalışması içinde isimlerinin geçmesi bile Gül ve Davutoğlu’nun AK Parti üzerindeki etki ve güçlerini tümden kaybettiğini gösteriyor. Abdullah Gül, zaten Kemal Kılıçdaroğlu’nun “çatı adayı” olarak tarihe geçmiş ve AK Parti ile ilişkisini sonsuza kadar bitirmiş biridir. Ahmet Davutoğlu ise “İslam dünyasının yeni bir vizyona ihtiyacı var” diyerek anlaşılan yeni bir parti kurmaya yönelmiş ve böylece AK Parti’yle olan bağlarını sonlandırmıştır.

Bu saatten sonra ayrı ayrı parti de kurabilirler, güçlerini birleştirerek AK Parti ve Erdoğan’ın karşısına da dikilebilirler. Buna elbette hakları var. Yeni bir parti kurarak siyasi yelpazede yerlerini alabilirler ve buna en fazla eminim AK Parti ve Erdoğan sevinir. Zira arkadan iş çevirmek, fitne üretmek yerine enerjilerini daha şeffaf bir siyasal çalışmaya harcamaları hoş görülür, tercih edilir.

Ama bu halleriyle bile CHP’nin başını çektiği muhalefetin saflarına katılarak büyük ayıbın içine düşmüş durumdalar. Bu saatten sonra parti kurup kurmamalarının bir önemi yok; seçim öncesi AK Parti’yi zayıf gösterecek, muhalefetin istismar edeceği bir malzemeyi sunarak durdukları yeri açık etmiş, göstermiş durumdalar. Şunu da bilelim; seçim öncesi susanların seçimlerden sonra yapacakları açıklamaların, edecekleri sözlerin hiçbir anlamı ve değeri olmayacak.

Şimdiye Kadar İzlediğim En Güzel Gol Sevinci

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Edirne'de feci kaza: Ölü ve yaralılar var

Rusya'da "Armiya-2019" forumu başladı