• $8,5121
  • €10,2816
  • 499.536
  • 1441.33
18 Nisan 2016 Pazartesi

Üç sorun karşısında İslam

İslam İşbirliği Teşkilatı 13. Zirvesi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ev sahipliğinde İstanbul’da yapıldı. Türkiye G20’den sonra böylesine büyük bir toplantıya daha ev sahipliği yapmış olmakla yalnızlaşma iddialarına, daha doğrusu ‘temennilerine’ bir cevap vermenin ötesinde, içeriden ve dışarıdan konulmaya çalışılan engellere rağmen küresel ve bölgesel ağırlığı artmaya devam eden bir ülke olduğunu dosta düşmana bir kere daha göstermiş oldu.

Aralarında ihtilaf olan, politik rejimleri bakımından farklı ülkelerin devlet yönetimleri bu zirvede bir araya geldi. İran Başkanı Ruhani ile Suudi Arabistan Kralı Selman, Sisi’nin Dışişleri Bakanı, Filistin Devlet Başkanı hepsi aynı zirvede, aynı bildiriye imza koydular. Zaman zaman yaşanan sorunlara rağmen ortaya çıkan işbirliği zeminlerinin, barış ve gelişme açısından yeni imkanlara kapı açma potansiyeli olduğu ortadadır.

İşbirliği ve gelişme

İstanbul Zirvesi’ne bakarak burada yapılan konuşmaları ‘Türkiye Batıdan kopuyor’ diye değerlendirmeye kalkmak ise ya uluslararası ilişkilerin mantığını kavrayamamak ya da Türkiye-Batı ilişkilerini sadece ‘bağımlılık ekseninde’, başka bir ifadeyle ‘Batı vesayetinde olması’ şartıyla kabul etmek demektir.
‘Türkiye yoldan çıktı’ diyenler, aslında Batı vesayetinin dışında başka bir ilişki biçimini kabul etmeyenlerdir. Oysa iki kutupluluğun çöktüğü ve küresel sistemin yükseldiği dünya çok yönlü, çok kutuplu ilişkileri üreten ülkelerin önünün açıldığı bir dönemi başlatmıştır. Bu anlayış bağımsızlığın karşılıklılık üzerinden kurulmasına giden yoldur. Bu bakımdan İslam ülkeleri arasında ilişki yoğunluğunu artıracak her faaliyeti bir gelişme dinamiği olarak görmek gerekir.
İslam İşbirliği Teşkilatı’nın kurucu üyesi olan Türkiye’nin modernleşme, demokratikleşme, kalkınma gibi süreçlerde yaşadığı tecrübeyi bu işbirliği zemininde daha da zenginleştirme potansiyeline sahip olduğu açıktır. ”Cumhurbaşkanı Erdoğan Zirve’nin kapanış toplantısında önemli mesajlar verirken ‘üç büyük sıkıntı’ olarak gördüğü ‘mezhepçilik, ırkçılık, terör’den bahsederek, bu sorunlara karşı ortak tavır alınmasının gereği üzerinde durdu.”

Üç fitne

Bugün İslam dünyasında derin bölünmelere, kanlı olaylara yol açan bu sorunların barış dini olan İslam’ı nasıl olumsuz etkilediğini, nasıl bir şiddet ve çaresizlik tablosuna yol açtığının üzerinde düşünmek sorumluluğundan kaçamayız. Bu her şeyden, herkesten çok Müslüman toplumların aydınlarının, bilim adamlarının, üniversitelerinin üzerindeki bir sorumluluktur.
İslam medeniyet çağlarından konuşulduğu zaman gururla anlatılan olaylar; Kurtuba’taki, Bağdat’taki, Semerkant’taki, İstanbul’daki kütüphanelerin on binlerce kitap sayısıdır. Medreselerin özgür düşüncenin gelişme mekanı olmasıdır, mimarlık-mühendislik eserlerini yaratan bilgi, hikmet ile tıp ve biyolojideki örneklerdir. “Sadece Endülüs yağmalanıp yakıldığı zaman tahrip edilen kitapların sayısının, zamanın Avrupa ülkelerinin tamamından daha fazla olduğunu söyleyen Batılı bilim adamları Müslüman ülkelerin 17. yüzyıldan sonraki gerilemesini de matematikten, mühendislikten, tıptan, felsefeden, kısaca kitaptan ve bilimsel düşünceden uzaklaşmış olmakla açıklamaktadırlar.”
Bugün İslam dünyasının baş belası olan üç fitnenin; terörün, mezhepçiliğin, ırkçılığın derindeki sebebi; İslam medeniyetinin bilimsel zihniyetini kaybetmesidir. Rahmetli Prof.Dr. Sabri Ülgener hocamız ‘Batı Ortaçağdan çıkarken bizim zihniyet olarak ‘ortaçağlaşmaya’ başladığımızı, bunun da Müslümanları bilimsel zihniyetten uzaklaşma ve az gelişmişlik sürecine götürdüğünü’ yıllar önce bilimsel olarak ortaya koymuştu. “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bahsettiği üç fitneyi yenmek, yeni bir gelişme hamlesi yapmak için, İslam coğrafyasında yeni bir aydınlanmaya ihtiyaç vardır. Unutmayalım İslam toplumları, modern zamanlarda kendi aydınlanmasını henüz yapamamıştır.”

<p>Tarihçi-Yazar Koray Şerbetçi bu hafta Kestirmeden Tarih  programında Kudüs özel bölümüyle karşını

Medeniyetlerin aynası Kudüs… Kadim şehre kim ne getirdi?

NASA Mars'ın 3 boyutlu görüntülerini yayınladı

Düştüğü dere yatağında 5 gün mahsur kaldı

Mersin sahilinde bulundu! Sahil güvenlik hemen çalışma başlattı