• $8,8414
  • €10,3543
  • 497.202
  • 1394.51
29 Ocak 2018 Pazartesi

Türk solu PKK’ya nasıl mağlup oldu?

“Bu soru önemlidir, çünkü bir ülke de muhalefet hareketleri içinde ‘sol’ yoksa veya sol diye ortada dolaşanlar bir toplumsal muhalefet oluşturacak, oradan siyasal muhalefeti besleyecek kanallar açamıyorsa orada siyasi bir sorun var demektir. Hele hele Türkiye’de kendisine ‘sol diyen hareketler’ baştan aşağı barışın ve en temel insan hakkı olan yaşama hakkının düşmanı olan bir cinayet örgütüyle, bırakınız ittifak yapmayı onun altında kalıp ezilerek, onun kuyruğuna takılıp bunu da siyaset yapmak sanıyorsa, orada problem daha da büyüktür.”

İnsanlar, kendisini ‘sol’ diye tanımlayan muhtelif grupların nasıl olup da PKK gibi geri, etno-faşizan bir hareketin peşine takılıp onun içinde kaybolduğunu ya da onun militanı haline geldiğini merak edip, bu sorun üzerinde düşünebilirler. Bu konun üzerinde durulması, sadece Türkiye’deki ‘sol sorununun’ anlaşılması bakımından değil; bir siyasal kimlik krizinin bir entelektüel zemin kaybının nedenlerinin kavranması bakımından da gereklidir ve ele alınıp tartışılması lazımdır.

ZÜMRESEL KRİZ

“Düne kadar ‘anti-emperyalizm’ sloganı atan sol/sosyalist veya benzeri sıfatlarla anılan, kendilerini öyle takdim eden bir kısım insanların, bazı meslek kuruluşlarının ABD bayrağı altında örgütlenme çalışmaları yapan, Türkiye’ye saldıran PKK/PYD örgütüyle aynı çizgide buluşmasının sebebi elbette önemlidir. Hatta Afrin’e yönelik operasyon konusunda, bu kesimlerin düpedüz PKK/PYD’den yana Türkiye karşıtı bir dil kullanması, ABD ile aynı safta yer alması elbette sıradan bir olay değildir; kendi halkına yabancılaşmak, kendi ülkesine düşman olacak kadar bir aşağılık psikolojisine sahip olmak ciddi travmatik zihinsel bir durumun ifadesidir.”

Mesele analiz edildiğinde görülebilecek ilk mesele, ‘Türkiye solu’ denilen muhtelif grupların geldiği kültürel sınıfın karakteriyle ilgili olduğudur ki daha önce de üzerinde durdum. Bu zümreler (bunlara genellikle beyaz Türkler denilmektedir) Batılılaşma üzerinden devlete dayanarak kendi halkları karşısında sömürgeci ‘sahip-efendi’ durumundadırlar ve halkı bir ‘nesne’ olarak görüp, onu değiştirmeyi kendilerine misyon biçmişlerdir. Yaklaşık yüz yılı aşan bu dönemin sonu gelmiş, Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde katettiği mesafe ile süreci tamamlanmış, bu ‘efendi-tabi’ ilişkisi bitmiş bulunmaktadır. Kültürel sınıfın bu konum/statü kaybı onları demokrasi düşmanı haline getirdiği gibi, kültürel olarak yabancılaştıkları halka ve ülkeye karşıt bir yere taşımıştır.

‘SOL’UN SEFALETİ

Diğer mesele daha az önemli değildir. Bu zümre içerisinden sol/sosyalist bir anlayışı benimseyenler, savundukları bu ideolojiyi, Batıcı/bürokratik geleneğe uygun biçimde halkı değiştirme aracı olarak benimsemişler ve doğrudan bu ideolojinin organik temelleriyle sınıfsal bir tekabülliyet içinde olmadıkları için de ‘ideolojiyi’ kendi kültürel iktidarlarının aracı haline getirmiş bulunmaktadırlar.

Kısaca, bu zümre için sol/sosyalizm araçsal bir yerde durmaktadır. Bunun en önemli neticesi, bir zümre olarak sosyalist/sol ideoloji etrafında düşünce hayatına entelektüel bir katkı yapacak kesimin oluşamamış olmasıdır. Elbette M. Ali Aybar, Kemal Tahir, İdris Küçükömer, Attila İlhan; Sencer Divitçioğlu vb. gibi sınırlı sayıda aydından bahsetmek mümkündür fakat zümresel olarak yaşanan düşünce sefaleti, Sovyetlerin çöküşüyle birlikte bir kriz haline gelmiş, orada kalmayarak zümresel bir travmaya dönüşmüş bulunmaktadır ki ikinci sınıf bir BAAS anlayışını yansıtan, üçüncü sınıf Stalinist bir dille hazırlanan PKK metinleri/söylemi bile onlar için büyüleyici olmuştur. Bugün PKK/PYD cinayet şebekesinin yanında yer alanların Türkiye düşmanı bir dile sahip olanların esas meselesi budur, bırakın entelektüel olmayı, içinde bulundukları vasat, onların aydın

<p>Avrupa'da Müslüman karşıtlığı durmak  bilmiyor. Yine başörtülü bir kadın ırkçı saldırının hedefi

Müslüman kadına ırkçı saldırı

Karahantepe'deki insan betimlemeleri ve 3 boyutlu heykeller tarihe ışık tutacak

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (27 Eylül 2021)

Koronavirüs kadar tehlikeli! Bu sorun erken ölüme sebebiyet veriyor!