• $8,8401
  • €10,3528
  • 496.965
  • 1394.26
25 Ocak 2018 Perşembe

‘Solcu’ olmak için Türkiye düşmanı olmak mı gerekir?

Elbette gerekmez; buradaki ’solcu’ ibaresini tırnak içinde kullandığımın altını çizmek isterim. Bu ülkenin siyasi tarihinde kendilerini solcu olarak bildiğimiz Mustafa Suphi’den, Hikmet Kıvılcımlı ’ya, Mehmet Ali Aybar’dan Kemal Tahir’e, Attila İlhan’a kadar uzanan dürüst, namuslu yurtsever birçok solcu/sosyalist aydın, yazar, siyasetçi vardır fakat dün de bugün de ‘solcu’ olmayı Türkiye düşmanı olmanın ön şartı olarak görenlere ne demeli? Öncelikle bu adamların ‘solcu’ ‘sosyalist’ olmalarının oldukça sorunlu olduğunu ifade etmek isterim.

Dünkü yazımda da belirttim; Türkiye’de sosyal şizofren bir grup vardır ve bunlar derin bir kimlik krizi içinde yaşamaktadırlar. “Yaşadıkları bu sosyal psikolojik krizin arkasında Batıcılık ideolojisi üzerinden duydukları/hissettikleri aşağılık kompleksi, kendi tarih/kültürlerine düşmanlığa oradan da kendi halkına yabancılaşmaya dönüşmüştür.” Bu durum öylesine marazi bir ruh haline sebep olmuştur ki ya bu halkı zorla (devrimden anladıkları da budur) değiştireceklerdir ya da dışarıdan birileri gelip değiştirecektir.

Yabancılaşma aracı mıdır?

Bu dışarıdakiler arasından dün Sovyetler’e davetiye çıkardıklarını, yakın zamana kadar AB’ye güvendiklerini, şimdilerde ise iyice çıldırıp PKK/PYD gibi bir cinayet örgütüne bel bağlayacak kadar alçaldıklarını unutmamak lazımdır. Bunların her birinin hikâyesi farklı olabilir fakat ortak özellikleri Türkiye’ye karşı nefrete varan bir duyguyu paylaşmaları veya Türkiye düşmanlarıyla aynı çizgide buluşmalarıdır.

Hastalıklı bu zihniyet durumunu analiz etmeye çalışınca ortaya çıkan ilk husus, onların yerli olan bir dünyaya ait olma hissini yitirmiş olmalarıdır. Bu köksüzlük duygusudur ki önce Batıcılık ideolojisi üzerinden başka bir dünyaya ait olma hissini, ondan sonra da uygulana gelen Batılılaşma reformları vasıtasıyla ortaya çıkan, kültürel olarak pseudo (sahte) bir Batılı hayat tarzını kendi zümreleri içinde yaşamalarıyla kendi halklarına yabancılaşmaya uğramalarına yol açmıştır. Bundan sonra onlar için, zümresel olarak kendi halklarına karşı sömürge ülkelerdeki müstemleke yöneticilerin davranış biçimini benimsemesi çok kolay olmuştur.

“Bu zümre için ‘solculuk’, sadece kendilerine ‘siyasal bir sıfat kazandırmak’ için kullanılan bir malzeme veya araçtır. Bu şizofrenik aydın/bürokrat tipinin dün Sovyetçi bugün AB’ci veya PKK/PYD çizgisinde olmalarının hiçbir önemi yoktur, önemli olan Türkiye karşısında olduklarına inandıklarının yanında durmaktır. Bu zümrenin hastalıklı durumunun göstergesi sayılacak diğer bir vasfı ise bu durumu kolektif olarak üretmeleri ve adeta bir sınıf davranışına dönüştürmeleridir.” Buradaki sınıf halini ‘kültürel sınıf’ olarak nitelendirmenin daha doğru olacağını belirtmem gerekir ki ‘sol’ ve ‘sağ’ tartışmalarındaki esas ayrım da buradan kaynaklanmaktadır.

Yerli ve sol mümkün mü?

Bilindiği gibi Türkiye’deki sol hareketler esas itibariyle organik bir sınıf temeli olmadan ortaya çıktığı, daha çok aydın/bürokrat ideolojinin ‘devlet’ özneli bir düşüncesinin çarpık yansıması olarak geliştiği için, bu gruplar içinde yer alanların ‘solculuğu’ kolayca Batıcılık üzerinden yerli olandan uzaklaşmaya açık olmuştur. Bu durumda istisnai bir biçimde kendi entelektüel yeteneği ve aydın çabasıyla yerli kimliklerini kaybetmeden ortaya namuslu bir tavır koyan, eser sahibi olanları diğerlerinden ayırmak gerekir.

“Bugün Türkiye’nin Afrin operasyonu karşısında ABD’nin organize etmeye çalıştığı orduya katılmakta ahlaki bir sorun görmeyenlerin, kendisini sol veya benzeri sıfatlarla niteleyen hastalıklı tavrının, sosyal şizofrenik grupların yaşadığı şahsiyet krizinin sebeplerini araştırırken bu krizin tarihsel ideolojik esaslarına bakmak gerektiği gibi, bu hastalıklı tavrı Türkiye düşmanlığına dönüştürenlerin bireysel özelliklerine de ayrıca bakmak gerekir.”

<p>Adresler farklı ama acı aynıydı. İki  kadın daha hayattan koparıldı.</p><p>Hatice Sanem 23 yaşınd

İki kadın, iki cinayet

Karahantepe'deki insan betimlemeleri ve 3 boyutlu heykeller tarihe ışık tutacak

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (27 Eylül 2021)

Koronavirüs kadar tehlikeli! Bu sorun erken ölüme sebebiyet veriyor!