• $8,4307
  • €10,2307
  • 497.686
  • 1441.33
26 Kasım 2018 Pazartesi

Şehirlerin ruhu ve belediyeler

Belediye ya da Mahalli İdare Seçimleri yaklaştıkça ilk planda daha çok kimlerin aday olacağı konusu merak edilmekte, ‘isimler’ üzerine durulduğu görülmektedir; bunların arkasından da hangi partilerin kazanıp kazanamayacağı tartışmalarının geleceğini tahmin etmek de zor değildir. Peki, şehirler, şehirlerin kimliği, şehirlerin yapısı, geçirdikleri değişimler, şehirlerin karşılaştıkları problemler; daha çok onları konuşmak gerekmez mi?

Şehirleri konuşmak için sanırım önce ‘şehrin ruhunu’ anlamak gerekir. Şehir meselesi üzerinde çalışan, bu konuda başlı başına bir akım oluşturan, ünlü şehirci-sosyolog Robert Park “Şehirler, özellikle modern zamanların modern metropollitan şehirleri, bütün karmaşıklıkları ve yapaylıklarıyla insanın en muhteşem ürünü, insan yapısı en müthiş eserlerdir. Bu yüzden şehirlerimizi medeniyet atölyesi ve aynı zamanda medeni insanın doğal evi olarak düşünmeliyiz” derken bir tarih, bir sosyal varlık olarak şehir ve insan arasındaki ilişkinin mahiyetine işaret etmekteydi.

ŞEHİR VE İNSAN

Şehrin medeniyetle ilişkisini, sadece kelime anlamıyla sınırlı kalarak anlamak mümkün değildir. Şehir, medeniyet inşa edici bir fonksiyona sahiptir derken medeniyetin dayandığı temelleri, kurumları anlamak gerekir. İbni Haldun’dan bu yana bu mesele üzerinde yazılıp çizilenleri herkesin okuyup anlaması beklenmeyebilir fakat şehri anlamadan, medeniyetten bahsetmek ne düşüncemize ne de içinde yaşanılan toplumların meselelerinin aşılmasına yeterli katkıyı yapabilir.

Medeniyet birikimini kavramak bir anlamda şehrin ruhuyla tanışmak, onu anlamak onunla günümüz toplumunun şehirleşme dinamikleri arasında ilişki kurmaktan geçmektedir. Bu öylesine bir laf değildir; şehrin dinamikleri derken, şehrin mimarisi, şehrin geleneği arasındaki ilişki, şehrin morfolojisi, şehir toplumsal dokusu, şehrin ekonomik fonksiyonları ve şehir toplumunun yapısal demografik ilişkileri gibi birçok özellik söz konusu edilmektedir. Bunlarla şehrin ruhu arasında bir ilişki kurulmadan şehir anlaşılamaz olduğu söylenmek istenmektedir.

Şehri bir varlık alanı, üstelik canlı bir varlık gibi görmezseniz şehri anlamak bir yana onu yaralamaya hatta öldürmeye teşebbüs edebilirsiniz. Şehirler tarihsel ve toplumsal varlıklardır. Şehrin ruhunda saklı olan bir başka ifadeyle yaşayan ‘şey-cevher’ tarihtir, gelenektir, toplumsal haritadır, hafızadır; bunda bir tahribat, bir kayıp meydana gelirse orada kalmayacak toplumun derinlemesine bütün katlarına yayılacak ve deformasyon etkisi yapacaktır.

NEYİ YÖNETMEK!

Hızlı şehirleşme sürecini 1970’li yıllardan başlayarak Türk şehirleri giderek metropolleşme süreciyle de karşılaşınca gelenekle şehir yapısı arasındaki ilişkiyi kurma konusunda ciddi krizlerle karşılaşmışlardır. Şüphesiz şehirle siyaset arasındaki ilişki sadece ‘mahalli idare’ kapsamında ele alınacak bir mesele değildir.

Bu bakımdan hiç olmazsa bu tür seçimlerin arifesinde bu meselelerin akademik, entelektüel ortamlarda ele alınıp tartışılması gereklidir ve önemlidir. Partiler, siyasetçiler, bu tartışmalara başlangıçta uzak kalsa da bu konuda bir kamuoyu oluşumuna katkı yapacak tartışmalar, zamanla bu konuda siyasetin de dikkatinin bu alanlara yönelmesinde, zenginleşmesinde tesirleri olacak, daha duyarlı olunması yönünde etkiler yapacaktır.

<p>Bedir Acar: </p><p>'Kur'an'da iki yerde geçen ve Hz. Ya'kūb'un ikinci adı veya lakabı olan İ

Vicdan öldüğünde geriye ne kalır?

Samsun'da işgalci İsrail'in Filistin'e yönelik saldırıları protesto edildi

Torosların Sümelası olarak tabir edilen Sin Manastırı, keşfedilmeyi bekliyor

Hudut kartalları 'Hudut kartalları', bayramda eller tetikte sınır nöbetinde