• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
21 Mayıs 2015 Perşembe

Seçimlerin anlamı üzerine

7 Haziran seçiminin bir anlamı var mı? Bu soruya cevap verirken, bu seçimin anlamını açıklarken, Türkiye'nin geçtiğimiz on yılı aşan dönemde yaşadığı değişimi sürdürerek, siyasi yapının demokratikleştirilmesi yönünde kat edilen mesafeyi büyük bir yapısal dönüşümle tarihe mal etmek durumunda olduğunun üzerinde durmaya çalışıyorum. Bunun ilki yeni bir anayasa yapmak, diğeri ise başkanlık sistemine geçmek gibi iki önemli aşaması bulunmaktadır.

Demokratikleşme sürecinin önünde bu iki yapısal dönüşümün gerçekleştirilmesi ülkenin yeni bir geleceğe yönelmesi bakımından hayati derecede önemlidir. "Türkiye'nin bugüne kadar demokratikleşme yönünde yaptığı reformların en mühim sonuçlarından birisi ise çözüm sürecinin terörü bitirme konusunda aldığı neticedir." Bu sorunun çözümü henüz tamamlanmamış olsa da gelinen nokta küçümsenemeyecek bir aşamayı işaret etmektedir.

Terör ve siyaset

Önümüzdeki seçim doğrudan doğruya çözüm sürecinin kaderini tayin edecek bir seçimdir. Çözüm sürecini engellemek isteyenlerin, ülkenin bütün anti demokratik kadrolarının geniş bir koalisyon oluşturarak, Türk demokrasisinin daha ileri bir aşamaya geçmesi konusunda gösterdikleri tepki ilginçtir. "Kemalistlerin, sosyalistlerin, ulusalcıların, vb.lerinin sivil anayasaya, başkanlık sistemine karşı kendilerine buldukları sözcü, ayrılıkçı hareketin siyasi kadrosundan çıkmış, bu işin öncülüğüne onların partisi soyunmuştur."
Bugün, merkez medyanın, büyük sermayenin, batının çeşitli merkezlerinin bütün ümidini HDP'nin barajı aşamasına bağlaması tesadüf değildir. Bu siyasi yapı bugün sadece yeni anayasa ve başkanlık sistemine değil çözüm sürecinin, terörün tasfiye edilmesinin önünde de bir bariyer haline gelmiştir.
Burada birkaç sebep veya ihtimalden bahsetmek mümkündür: Birincisi, çözüm sürecinin başta bölgede yaşayanlar olmak üzere bütün halk tarafından benimsenmiş olması karşısında, doğrudan karşı çıkma cesareti gösteremedikleri için, sürecin içinde yer alarak, engellemeye çalışmak olabilir; ikincisi, terörün sürdürülemezliğini ve başarı şansı olmadığını gören, konjonktürün ve demokratikleşen Türkiye'nin buna müsaade etmeyeceğini görenlerin karşısında bunun devamını savunmanın zor olduğunu fark ederek, istemeyerekte olsa sürece katılmış olabilirler; üçüncüsü ve belki de en önemlisi, etnik ayrılıkçılar içinde yer alanların bütün ideolojik söylemini resmi ideolojik çerçeve içinden üretmiş olmaları ve o söylem üzerinden sol-Kemalist-cuntacı-mezhepçi-etnik ayrılıkçı görünürde birbirinden farklı olması gerekenlerin hepsi ortak bir noktada buluşabilmektedir.

Anti-demokratlar koalisyonu

"Söylemin çerçevesini basit bir slogan özetlemektedir: 'Laik-demokratik-barışçı-çağdaş-hukuk devleti, istiyoruz' bu tür sloganları söyleyenlerin laiklikle inanç ve düşünce özgürlüğüne düşmanlığı, demokrasi kavramını anti demokratik bürokratik tahakkümü, barış kavramıyla terörün devamını, hukuk devleti ile yargıçların ideolojik hakimiyetini, çağdaşlık adı altında bütünüyle Fransız devriminden mülhem jakoben zihniyeti yaşatmak istediklerini", unutmak ahmaklık olacaktır.
Kısaca bu seçimin anlamı, demokratikleşme sürecini derinleştirecek başta yeni anayasa olmak üzere, başkanlık sistemine kadar uzanacak köklü değişimleri gerçekleştirmekle ilgilidir. Şimdiye kadar hep belirttiğim üzere: Türkiye bir toplumsal devrim yaşıyor ve şimdi siyasette de bu devrimi devam ettirerek tamamlamak gerekmektedir.

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Yeni varyant hızla yayılıyor... Kovid geçirip, tat ve koku kaybı

Beynimizin parmak izi, hastalıkları veya kişileri tanımak için kullanılabilir mi?

Nesli tehlike altındaki şah kartal, Ankara'da tüfekle vuruldu

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!