• $8,4047
  • €10,1808
  • 506.756
  • 1460.86
22 Şubat 2018 Perşembe

Milliyetçilik yükseliyor mu?

Milliyetçiliğin yükselip yükselmediği sık tartışılan bir konudur fakat bu ‘soru’nun yanlış ya da eksik olduğunu belirtmek gerekir. ‘Doğru soru nedir’ diye sorulursa sorunun da cevabının da farklı olması gerektiği açıktır. Batı’da yükselen akımın temelinde; ötekine yani farklı dine, farklı renge, farklı inanca duyulan nefret, saldıran bir anlayış varken; diğer yanda dünyanın başka bölgelerinde, vatanlarını parçalamak için gelenlere, ülkelerini işgal edenlere karşı ortaya konulan tavır, verilen mücadele vardır.

“Batı’da yükselen ırkçılıktır, Doğu’da milliyetçilik… Bizde ya kasıtlı olarak ya da bilgisizlikten dolayı sık sık birbirine karıştırılan bu kavramları doğru olarak, yerli yerinde kullandığımızda yapılması gereken ilk tespitlerden biri budur. Batı toplumlarında Avrupa’dan Amerika’ya kadar adeta salgın bir hastalık gibi yayılan ırkçılığın, ciddi bir insanlık sorunu olduğu, bu eğilim devam ederse gelecek açısından önemli insani problemlere yol açacağı endişesi haksız değildir.” İşin ilginç tarafı bu eğilimin giderek güçlendiğini gösteren birçok emare olduğu gibi Avrupa ülkelerinde açıkça ırkçı olduğu bilinen siyasi partilerde ve hareketlerde de gözle görülür bir hareketlilik, bir artış bulunmaktadır.

BATI’NIN RENGİ!

Batı’da ırkçılığın yükselişiyle dünyanın farklı bölgelerinde ortaya çıktığı görülen milliyetçiliklerin farklı sebeplerinin olması işin tabiatı gereğidir. Batı ülkelerinde ırkçı eğilimlerin yükselmesinin ilk bakışta sebebi olarak gösterilen yabancı düşmanlığı, farklı insanlara karşı gösterilen tahammülsüzlük, ayrımcılık, İslamofobi gibi insani olmayan, hümaniter değerlere karşıt bu anlayışların gerçekte sebep mi sonuç mu olduğu tartışılmadan meseleler anlaşılamaz.

Bu bağlamda, Avrupa’da işsizlik, enflasyon, ekonomik durgunluk sonrası yabancı düşmanlığının arttığını bunun da giderek ayrımcılığı, dışlayıcılığı kışkırttığı şeklindeki gözlemlerin ne kadar yalınkat, derindeki sebepleri yansıtmayan sadece yüzeydekilerin gözlemine dayalı bir dıştan bakış olduğu söylenmelidir. Henüz 2008’de başlayan küresel kriz ortada yokken, muhtelif Avrupa ülkelerinde ortaya çıkan yabancı düşmanlığı ya da birkaç nesildir o ülkelerde yaşayan insanların çocuklarının başta Paris olmak üzere çeşitli ülkelerde giriştikleri protestolar, şiddete varan gösteri ve eylemler, aslında simetrisi yabancı düşmanlığına çıkan olayların habercisi olarak anlaşılamaz mı?

“Kısaca aslında bugünlerde ırkçı siyasi eğilimlerde kendisini gösteren Batı’daki bu insanlık dışı eğilimlerin arkasında, toplumsal hafızanın sorunlu yapısıyla izah edilebilecek psikolojik sorunlar olabileceği gibi, Batı’nın yaşadığı kültürel yaratıcılığını, ideolojik kapsayıcılığını kaybetmenin neticesinde ortaya çıkan travmalar da bulunabilir. Dolayısıyla Batı’da ortaya çıkan bu sağlıksız davranış biçimleriyle Batı dışı toplumlarda var olan, ortaya çıkan, yükselen milliyetçiliklerin aynı kaba konulması doğru olmadığı gibi, yaşanan olayların anlaşılmasına da katkı yapamaz.”

KABİLE, KAVİM, İMPARATORLUK

Bugün Türkiye’de milliyetçiliği tartışanların görmediği hususlardan biri de aynı konuyla ilgilidir. Bölgemize yönelen dış tehdit ve fiili durumlar, işgal ve ülkelerin emperyalist siyasetle tehdidi karşısında daha görünür hale gelen milliyetçi tavırların Batı’daki ırkçı veya yabancı düşmanlığıyla benzerlik kurulacak bir tarafı bulunabilir mi? Unutulmasın ki bugün olduğu gibi dün de Milli Mücadele sürecinde de mahiyeti itibarıyla benzer bir durum söz konusuydu.

Bu mesele konuşulurken çokça karıştırılan hususlardan biri de ‘kavmiyetçilikle’ ‘milliyetçiliktir’. Millet öncesi etnisite, kabile, kavim gibi tarihsel/toplumsal yapıları; imparatorluk aşamasında ortaya çıkan milletleşme süreçleriyle birbirine karıştırmak, düpedüz tarihsiz /tarih dışı bir anlayış, toplumu verili bir mutlak yapı olarak gören düşünce tarzıdır.

<p class='MSONORMAL'>'DÜNYADA 2 MİLYAR İNSAN BÖCEKLERİ BESİN OLARAK TÜKETİYOR'</p><p class='M

Gelecekte nelerle besleneceğiz?

Bakımı yasak maymun koruma altına alındı

Milli Savunma Bakanı Akar, Libya Görev Grup Komutanlığını ziyaret etti

Sümela Manastırı'nın saklı şapeli için restorasyon çalışması başlatılıyor