• $ 7,9753
  • € 9,4533
  • 486.57
  • 1190.63
Haber Hattı
Haber hattı
0530 708 54 54
Bip""/
Haber hattı
0530 708 54 54
Reklamı Kapat

Krizler değişimi hızlandırır

Bugün coğrafyamızda yaşananlar, daha büyük bir değişimin habercisidir; Akdeniz’de Türkiye’nin deniz sınırlarına yönelik saldırıların arkasında Avrupa ülkelerinin sıralanması, AB’nin gözdağı vermek üzere toplanması, ABD’nin PKK/PYD gibi aşağılık bir terör yapılanmasını aleni silahlandırması ve onunla petrol anlaşması yapması, son olarak Ermenistan’ın Azerbaycan’a saldırması neyin nesidir!

Bugün, Türkiye Libya’da bu ülkenin bütünlüğünü savunmak için varsa, bugün Suriye’de bu ülkenin bölünmesine karşı tavır alıyorsa, dün de bugün de Irak’ın bütünlüğünü savunuyorsa, İran’ın her şartta bağımsızlığına yönelik tehdit ve girişimlere karşı duruyorsa, şimdi Azerbaycan’la çok boyutlu dayanışma içindeyse bunlar sebepsiz değildir.

ASYA’NIN YÜKSELİŞİ

Türkiye Batı emperyalizminin bölge ülkelerinin haritasını değiştirmek yeniden çizmek istediğini bildiği ve karşı çıktığı için kuşatılmak istenmektedir. Batı sisteminin iki binli yıllardan itibaren görünür hale gelen bir kriz yaşaması bu sorunları analiz eden önemli düşünürler yazıp çizdiği bir konudur. Batı sisteminin, dayandığı ‘medeniyet krizi’ ise daha erken başlamıştır. Bir anlamda derinde yatan ‘medeniyet krizidir’ fakat aktüel olan Batı sisteminin dünyadaki hegemonik üstünlüğünü kaybetmesidir.

Batı, 19. yüzyılda kurulan bugüne kadar süren hegemonya kaybının farkındadır ve bunu durdurmak ya da geciktirmek için arayışlar içindedir. Bunlardan biri, yeni emperyalist stratejiyle Doğu’nun ya da Asya’nın yükselişinin önünü kesmek, zaman kazanmak çabasıdır. Bunun için Batı açısından Asya ve Ortadoğu arasındaki ilişkilerin kopartılması önemli bir hedeftir; dahası Türkiye’nin yükselen Asya içinde yer alması önlenmelidir. Bunun için ya Türkiye’nin bölgesel bir güç olarak Ortadoğu’da barışı ve demokrasiyi temsil eden bir konumda olması, özellikle Asya ülkeleriyle yapısal/örgütsel ilişkiler geliştirmesi engellenmelidir; ya da Batı’nın kontrolünde vesayet altında tutulması sağlanmalıdır.

YENİ BİR DÜNYA MÜMKÜN

Açıktır ki sonuncusu için Batı açısından yapılacak bir şey kalmamıştır; Türkiye Batı vesayetini reddedip her hâl ve şartta eşit egemen bir ülke olarak, karşılıklılık ekseninde olmayan ilişkileri kabul etmemektedir. O zaman, geriye kalan, Türkiye’nin ve bölgenin Asya’nın yükseliş sürecine katılmasının önünün kesilmesidir. Akdeniz’deki sorun Fransa’nın müdahalesi, AB’nin toplanıp yaptıkları ‘uyarılar’, Ermenistan’ın Azerbaycan’a saldırması, terör örgütüyle yapılan işbirliği… Bütün bunlar bölgesel krizinin derinleştirip, Batı hegemonyasının mezar kazıcılarını çoğaltacaktır. Bunun anlamı açıktır, dünya sisteminin değişimi hızlanacaktır.

Bu süreçte önem kazanacak olaylardan biri, yükselen Asya’nın işbirliği ve dayanışma eğilimini güçlendirmesidir. Burada, Rusya, Hindistan, İran, Çin gibi ülkelerin ‘yeni zamanın ruhuna’ aykırı alışkanlıklardan uzaklaşmaları zorunludur. Ortadoğu’nun yükselen Asya içinde bir güç merkezi haline gelmesi ise, ancak bugün karşılaşılan sorunlar karşısında bu ülkelerin açık bir biçimde Türkiye ile dayanışma göstermeleriyle mümkün olacaktır. Bu durumda Batı’nın krizi derinleşirken yeni bir dünyanın kurulması daha da hızlanacaktır.

Vedat Bilgin Diğer Yazıları

İstanbul'da yoğun sis: Sürücüler zor anlar yaşadı

İstanbul'da yoğun sis: Sürücüler zor anlar yaşadı

İstanbul'daki sis havadan görüntülendi

İstanbul'daki sis havadan görüntülendi