• $13,7298
  • €15,5598
  • 788.228
  • 1910.41
28 Ekim 2019 Pazartesi

Gazi Paşa, 29 Ekim 23'ten bugüne

Aradan geçen 96 yıl Gazi Paşa’nın yaptıklarının, Türkiye’nin kazanımlarının ne anlama geldiğinin muhasebesini yapmak bakımından olduğu kadar, bugün karşı karşıya bulunan sorunların anlaşılması bakımından da soğukkanlı bir tahlil yapmak için önemli bir süredir.

Türkiye’nin anti demokratik dönemleri bütünüyle karşıtlık ekseni üzerinden yürütülen kısır tartışmalara, hatta çatışmalara kilitlenmiş olduğu için ne Gazi Mustafa Kemal’in siyasetini konuşmak ne de sağlıklı bir biçimde tartışmak mümkün olmuştur. Militarist ideolojinin bağlamı içinde bir yere konulmaya çalışılan Atatürk’ten BAAS türü Kemalist ideoloji üretmeye çalışanlar da; Atatürk’ten Batı uygarlığına teslim olmuş kendi kimliğine sırtını dönmüş, Avrupa yanlısı liberal bir siyasetçi çıkarmaya çalışanlar da bugün tarih dışına düşmüşlerdir.

CUMHURİYET’E TUZAK KURANLAR

Onlara göre Türkiye’nin önünde iki yol bulunmaktadır. Birinci yol, Türkiye tek partili bir siyasi rejim altında asker ve bürokrat bir öncü kadroyla, devletçi politikalarla kalkınacaktı; bunu yapmak için gerekli şartlardan ilki halkın siyasetin dışında tutulması, ikincisi de geleneksel/yerli kültürün tasfiye edilmesiydi. Kaba bir pozitivizme dayanan bu faşizan ideolojinin Türkiye’nin birikimini taşıması mümkün değildi; nitekim ülkede konjonktürün sunduğu imkanlarla adım adım demokratikleşme yönünde adımlar atılıp Cumhuriyet demokratikleştikçe bu anlayışın cisimleşmiş tek parti yönetimi anlayışı tarihe karışacaktır.

İkinci yol ise, aslında Cumhuriyeti doğrudan Batı vesayetine sokmaya dönük bir siyaseti savunmaktadır. Bilhassa İkinci savaş sonrası Dünya Sisteminin Patronajı ABD’ye geçince Cumhuriyeti Avrupa üzerinden bir vesayet ilişkisine sokmak isteyenlerle ABD çizgisinde tutmak isteyenler arasında adeta bir rekabet gözlenebilse de NATO, Dünya Bankası, IMF gibi kurumlar vasıtasıyla Amerikancıların kontrolü ele geçirdiği açıktır. AB üyelik müzakereleri sürecinde Avrupacıların etkisi kısa sürecektir.

BAĞIMSIZLIK YOLU

Açık söyleyelim bu iki yolun savunucuları için hedef aşağı yukarı aynıdır: Batı vesayetinde tutulan bir ülke ya da kontrolde tutulan bir Türkiye’dir. Elbette kontrolde tutmanın süreklileştirici mekanizmaları olacaktır ki askeri cuntalar, darbeler, ekonomideki bağımlılık ilişkileri, etnik ya da mezhepsel kırılma hatlarının geliştirilmesi ve gerektiğinde harekete geçirilmesi, iç çatışmalar veya iç savaş senaryosu ve nihayet bölüme/parçalama hazırlıkları; GLADYO onun sahneye koyduğu iç savaş provaları, Türkiye’ye saldırı için hazırlanan PKK/PYD, FETÖ saldırıları bunlar arasındadır.

Türkiye bu çemberi nasıl kırmıştır? Birincisi, demokratikleşme yolunda reformlarla Cumhuriyetin halkla bütünleşmesiyle. İkincisi; Batı’ya bağımlılık ilişkilerinin adım adım tasfiye edilmesiyle; IMF politikalarından çıkmakta, kendi bağımsız dış politikasını oluşturmakta S-400 de, nükleer enerjide, milli savaş endüstrisini kurmak da buna dâhildir. Üçüncüsü, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu konjonktürde ortaya koyduğu liderlikle. Kısaca, bugün Türkiye Gazi Paşa’nın bağımsızlıkçı siyasetini izleyerek, emperyalist siyaseti mağlup ederek Cumhuriyetin 96. yılını idrak etmektedir. Kutlu olsun.

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

Güvenlik güçleri teröristlere göz açtırmıyor!

Keykubadiye Sarayı'ndaki kazılarda ortaya çıktı! 1220'li yıllarda yapıldı

2021'in en etkili kadınları seçildi! İşte listede yer alan isimler