HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 5,3786
  • 6,1006
  • 209.992
  • 93.296

Dünya düzeni değişir mi?

‘Dünya düzeninin’ değişmesi gerektiğine dönük birçok eleştiri bulunmaktadır. Çeşitli radikal gruplardan, marjinal hareketlere, sosyalist gruplardan çevre hareketine kadar bu değişimi arzu eden birçok kesimden bahsedilebilir fakat bunların çoğunun değişim taleplerinin küresel ölçekte ‘alternatif bir düzen’ ve ülkeler arasında olduğu kadar bölgesel ya da yerel düzeydeki sorunları yönetme sorumluluğuna sahip bir ‘model’ ortaya koymuş olduğu söylenemez.

“Değişim taleplerinin, gerçekçi olabilmesi için birincisi, kapsayıcı yani bütün ülkeleri içine alacak adaleti gözetecek bir yapıda olması; ikincisi, dünya sorunlarına çözüm üretecek meşru bir yapıya dayandırılması gerekir. Bu bakımdan Türkiye’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından dile getirilen BM merkezli reform çerçevesinde ileriye sürdüğü tezleri herkesi ilgilendiren boyutları olduğu için geniş bir yankı yapmaktadır.”

ÇIKARLAR-İNSANLIK ÇATIŞMASI

Bugün, dünya düzeninin ‘değişime gebe’ olduğunu mevcut durumunun sürdürülmesinin mümkün olmadığını söylerken bir arzuya, isteye değil bir olguya dayanıldığının üzerinde durmak gerekir. Dünya düzeninin kendiliğinden değişmesi imkânsızdır; çünkü ‘dünya düzeni’ diye bahsedilen kurumsallaşmış mekanizmalara ve ilişkilere dayanan yapının arkasında bu düzenin devamını isteyen egemenler, çıkarları onlara bağlı olan geniş bir kadro, hegemonik olarak bu düzeni bir çıkar/fayda ilişkisine göre sürdüren ülkeler, devasa şirketler, finansal kurumlar, sınıflar ve aktörler yer almaktadır. Mevcut dünya düzeninin en büyük dayanağının ise iki yüz yıldır var olan ‘dünya sistemi’ olduğunu ise göz ardı etmemek durumundayız.

“Peki, böylesine kuvvetli çıkar ilişkilerine, mekanizmalara sahip ve ‘dünya sistemiyle’ sıkı ilişkilerine rağmen bu ‘dünya düzeni’ değişir mi? Burada esas vurgulanması gereken husus bu ‘dünya düzeninin’ artık sürdürülemez olmasıdır ki bu iddiayı, düzenin giderek derinleşen bunalımlar yaşaması, bir krizin arkasından başka krizlerin sökün etmesi, adeta ‘zincirleme krizler’ yaşamakta olması temellendirmektedir. Burada birçok sebepten bahsedilebilir ancak, öncelikle belirtilmesi gerekenler arasında mevcut dünya düzeninin kurumlarının başta BM olmak üzere çözüm üretme kapasitelerinin hızla kaybolmasından, çökme sürecine girmelerinden mutlaka söz etmek gerekir.”

FARKLI BİR GELECEK İÇİN

Günümüz dünyasında ülkeler arasında yaşanan, adaletsizliklerin, işgal ve saldırıların, haksızlıkların, sömürü, çatışma, savaş gibi felaketlerin sonucu olarak küresel düzeyde oluşan göç dalgaları, sefalet, açlık, iç savaşlar ve terörün dalga dalga büyüyerek yayılmasından mutlaka bahsetmek lazımdır. Bu durumu sürdürmek mümkün olabilir mi?

Bu soruya evet demek, daha fazla açlık, daha fazla eşitsizlik, daha fazla çatışma, savaş ve iç savaş, daha fazla göç ve terörün yaygınlaşması demektir ki başta gelişmiş ülkeler olmak üzere insanlığı tehdit eden, büyük şehirleri güvensiz hale getiren terör eylemlerinin sebep olduğu korku, endişe, gelecek kaygısı, giderek daha fazla yabancı düşmanlığı, daha fazla ırkçılık, daha fazla dinsel farklılıklara tahammülsüzlük demek olacaktır. Görüldüğü gibi bugün ‘dünya düzeni’ değişime gebedir ve burada sorumluluk almak bir insanlık görevidir.

HDP Milletvekili Ebrü Günay´ın konuşmasında, Afrin ile ilgili 'işgal' kelimesini kullanmasına İçişle

İçişleri Bakanı Soylu: Terör örgütünün sözcülüğünü yapmayın

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları

Mağazaya bir küvet dolusu parayla girdi! Bakın ne aldı

Çin yapay Güneş geliştiriyor

En Çok Okunanlar