• $ 5,8089
  • € 6,4683
  • 278.998
  • 97886.4
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

İnsanlık ölmedi, Türkiye var!

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Tahran Zirvesi’nde ‘canlı yayın’ vasıtasıyla açıkça İdlib’de yaşayan binlerce insanın yaşama hakkını savunan samimi tavrı bütün insanlığın gözleri önünde gerçekleşebilecek bir vahşetin durdurulması yönünde bir haykırış olarak unutulmayacaktır. Bu haykırışın Soçi mutabakatıyla politikaya dönüşmesi, bir anlamada ‘insanlık ölmedi, Türkiye var ve onun devlet başkanı Erdoğan var’ dedirtecek bir netice yaratmıştır. Bu durumu memnuniyetle karşılayan BM Genel Sekreteri’nin aklına bu olay için ‘Nobel Barış Ödülü’ verilmesini önermek gelir mi dersiniz!

“Türkiye bu coğrafyada barış kuran bir ülkedir. ‘Osmanlı Barışı’ndan sonra bu bölgenin nasıl talan edildiği, nasıl parçalanıp paylaşıldığı, o zamandan bugüne kadar bir türlü durmayan insan kanının nasıl toprağa karıştığına tarih şahittir. Bu vahşetin arkasında İmparatorluk zamanında Batı’nın sömürgeciliği; bugünlerde ise, Batı emperyalizmi olduğunu görmeyerek, bu durumu ‘dinle’, ‘medeniyet eksikliği’ ile açıklamaya kalkışmak bu vahşeti savunmak, bu zulme mazeret aramaya çalışmak demektir.”

BİR SES, BİR HAYKIRIŞ

Bugün artık durum tamamen farklıdır. Değişen nedir? Birincisi Türkiye Batı’yla ilişkilerini, bağımlılık ekseninden çıkarıp, rasyonel temelde karşılıklılık eksenine taşımış bulunmaktadır. İkicisi, bölgeyle ilişkilerini yeni bir anlayışla ele almış, Batı’nın sömürge sonrası dönemde Türkiye’yi Ortadoğu’dan dışlayan yaklaşımının yerine, bu ülke bölgeyle yoğun ilişkilere yönelmiştir. Türkiye’ye verilen Batı’nın çıkarlarının yanında yer alma gibi bir konumdan uzaklaşarak bölgenin çıkarlarını savunan bir konuma yükselmiştir. Üçüncüsü, dünya sisteminin değişim sürecinde bu değişimde bölgesel bir güç/bölgesel bir rol üstlenilmiştir.

Bu yeni siyaset, Batı emperyalist siyasetinin Ortadoğu’yu etnik ve mezhepsel temellerde parçalamaya haritasını değiştirmeye yöneldiği bir aşamada bunun karşısında tavır alarak bölgenin bütünlüğü ve birliği yönünde kararlı bir vaziyet almıştır. Bu sebepledir ki Türkiye ‘rejimiyle sorunlu’ olduğu bir devletin, Suriye’nin ulusal varlığını savunmakta; Irak’la sorunlar yaşarken onu bölmeye dönük girişimlere karşı Irak’ın bütünlüğünden yana tutum takınmaktadır.

DURUM DEĞİŞMİŞTİR!

“Bu durum açıkça yeni bir olayın başlangıcıdır. Dünya siyasetinde Batı’nın patronajındaki ABD emperyalizminin kurduğu denklemi bozacak olan İdlib’de milyonlarca sivilin yaşama hakkının savunulması mücadelesinde varılan mutabakat, bu bakımdan stratejik bir hamlenin bir neticesidir fakat insanlık değerlerine dayanan bir stratejinin ne anlama geldiğini de ortaya koyan bir hamledir.”

Türkiye ve Rusya’nın açıkça işbirliği içinde Suriye’de adım adım barış büyütecek, alanını genişletecek bir yaklaşımı benimsemesi, El Bab’dan Afrin’e şimdi de İdlib’e yönelmektedir ki bundan sonra atılacak adımın Fırat’ın doğusuna yönelmesi işin tabiatı gereğidir. Burada İsrail’in sabotaj girişimi çaresizlik ifadesidir.

Türkiye ve Rusya arasındaki işbirliğinin yeni bir bölgesel ittifak alanına işaret ettiğini sıkça vurguluyorum ama bugün durumun tamamen değiştiği, işin fiiliyata döküldüğü görülmektedir. Batılı çevrelerde ‘Türkiye artık kontrolden çıkıyor mu’ endişesinin sebebini buralarda aramak gerekir. Tarih yeniden yazılmaktadır.

<p>Acun Ilıcalı Gel Konuşalım programına konuk olduğu sırada O Ses Türkiye´nin perde arkasında yaşan

Acun Ilıcalı Canlı Yayında Video İzletirken Şeyma Subaşı´dan Mesaj Geldi

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Fenerbahçe: "Biz de şampiyonluklarımızı istiyoruz"

1 tonluk tespih Guinness yolunda