• $9,3293
  • €10,8253
  • 530.333
  • 1416.74
8 Haziran 2016 Çarşamba

Dış politika değişsin mi?

Türkiye’nin dış politikasını değiştireceği tartışılıyor. Bunda şaşıracak bir şey yoktur. Her ülke takip ettiği dış politikada ortaya çıkan yeni şartları, meydana gelen yeni olayları dikkate alarak elbette değişime gidebilir, yeni yaklaşımlar benimseyebilir.

Burada dikkat çeken husus; dış politikada değişim tartışmalarında Türkiye’nin yönünü yeniden Batıya çevirmesini savunanların gayreti ve heyecanıdır. Bu görüşün sahipleri, isterik bir biçimde Türkiye’nin eski Batıcı çizgiye dönmesini, yani bildiğimiz ‘o eski Türkiye’nin bağımlılık ilişkileriyle’ Batılı merkezlerin denetimine girmesini savunurken bir açıkgözlülük yaparak bunu ‘yeni dış politika konsepti’ gibi ifadelerle, kurnazlıkla gizlemeye çalışmalarıdır.

Geriye dönüş yok!

Dış politikanın, içinde bulunduğu konjonktür, ülkenin var olan uluslararası sistemle kurduğu ilişkiler, devletin dayandığı tarihsel kimlik, Dünya sisteminin yaşadığı değişim eğilimleri ve elbette devletin ideolojik ve politik yapısı gibi temel belirleyicileri vardır. Bunları hesaba katmadan veya bunlarda bir değişim yaşanmadan, durduk yerde dış politikada yapısal nitelikli değişim yapmak ciddi sorunlara kapı açmak demektir.

Bu değişkenler ekseninden bakıldığında, Türkiye’nin yaklaşık on-on beş yıldan bu tarafa yaşadığı değişimi ve bunun dış politikaya yansımalarını daha iyi anlamak mümkündür. Türkiye dış politikada sürdürülen ‘yüzyıllık yanlışı’ değiştirdiyse; bu süre içinde yaşadığı toplumsal-ekonomik olaylara, bunların sahip olduğu tecrübeyle bileşimine dayanarak bunu yapmıştır.

“Türkiye’nin geleneksel dış politikasının Batılı merkezler tarafından çizilen bir çerçevede sürdüğünü, bunda geçtiğimiz yüzyılın konjonktüründe Dünya Sisteminin hiyerarşik yapısının ve denetleyici kurumlarının baskısı ve düzenleyici rolü olduğunu sıkça vurgulamaya çalışıyorum.” Türk ekonomisinin, bu konjonktürü yöneten kurumsal mekanizmalara bağımlı olması, toplumsal yapının sivil unsurların gücünün politik alana sirayet etmesini sağlayacak dinamizmden uzak kalması, siyasal kurumların ve aktörlerin sivil yapıya karşı devlet ve ideoloji üzerinden dış müdahaleye açık özellikleri kaçınılmaz olarak ‘anti-demokratik/otoriter Batıcı bir rejimin’ dış politik anlayışının ömrünü uzatmıştır.

Batıyla nereye kadar?

‘Türkiye eksen değiştiriyor’ tartışmaları, toplumda ekonomide siyasette meydana gelen değişmelerin, konjonktürle birleşerek dış politikada ‘Batı-bağımlı çizgiyi’ değiştirmesiyle ortaya çıkmıştı. “Bu anlayış değişimi Batı karşıtı değil, Batıyla ilişkileri hakkaniyet ölçülerinde karşılıklılık temelinde yeniden düzenlemeyi ve başta Ortadoğu olmak üzere kendi kültür coğrafyasına açılımını gerektiriyordu.”
Eski dış politika anlayışının Ortadoğu’yu Batının hâkimiyet alanı, Türk dünyasını ise önce Rusya’nın, Sovyet sonrasında da elbette, başta ABD olmak üzere yine Batının yayılma ve kontrol alanı olarak öngördüğünü belirtmek gerekir. Dolayısıyla Türkiye kendisine kapalı olan bölgelere üstelik kendi tarihsel akrabalarını, kendi kültür coğrafyasını da kapsayan çok yönlü bir dış politikaya yönelmesi asla kabul edilemeyecek bir davranış olarak görüldü.

Her değişimin yeni sorunlarla karşılaşma ihtimali vardır; üstelik bu değişim konjoktürel olarak küresel sürecin değişim dalgalarıyla, Ortadoğu coğrafyasında sömürgecilik çağından bu tarafa yerleşik olan Batılı hâkimiyet biçiminin değişme süreciyle zamandaş bir şekilde yaşanıyorsa yeni sorunlara hatta krize dönüşmesi ihtimali söz konusudur.

Batının Ortadoğu’nun otoriter rejimleriyle uzlaşarak siyasi coğrafyayı yeniden çizmeye kalkması, Türkiye karşıtı bir yerde durması ise başka bir meseledir. Önemli olan Türkiye’nin yeni dış politika anlayışından vazgeçerek Batı bağımlı çizgiye, yani eski anlayışa dönmesinin mümkün olmadığı hususudur. “Yapılacak değişim belki de eski ittifak ilişkilerinin, içinde yer alınan eski kurumsal yapıların artık geçersizliğini görerek, çok yönlü-çok boyutlu yeni anlayışı güçlendirmek olacaktır.”

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Haftanın gündemine oturan en önemli gelişmelerden biri Uzay Yolu

Elon Musk ve Jeff Bezos arasında sular durulmuyor | TeknoZone #5

Kargaların şaşırtıcı zekası ve alet kullanabilme becerisi

Dev şirketlerinin logolarındaki gizli anlamlar

Servis minibüsüyle kamyonet çarpıştı: 2 ölü, 11 yaralı