• $9,2577
  • €10,8089
  • 531.765
  • 1432.8
13 Ağustos 2018 Pazartesi

Dikkat! operasyon var

Dikkat etmişsinizdir, Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak Türkiye’nin ‘Yeni Ekonomi Yaklaşımı’nı açıklamak için basın toplantısı yaparken, tam o saatlerde ABD’de sabahın erken vaktinde insanlar henüz yataklarından bile kalkmamışken Trump bir ‘Tweet atarak’ Türkiye’ye yönelik yeni yaptırımlardan bahsetmektedir; buna ‘tesadüftür’ diyebilir misiniz? ABD Başkanının gece rüyasında görüp uyanır uyanmaz, sabahın erken saatlerinde ‘yaptırım kararlarını’ açıklaması mevzu bahis olmayacağına göre, yapılan işin hazırlıklı, maksatlı olduğu açık değil midir?

“Aylardır anlatmaya çalışıyorum, ne reyting kuruluşlarının Türk ekonomisine yönelik ‘derecelendirmeleri’, ne de döviz fiyatlarındaki dalgalanmalar sadece ‘ekonomiktir’ denilerek izah edilebilecek olaylar değildir, düpedüz politiktir, hatta ‘uluslararası politiktir’. Dolayısıyla bu operasyona karşı verilecek cevabın iki boyutu bulunmaktadır; bunlardan ilki elbette ekonomik olmak durumundadır fakat diğeri daha kapsamlı olmak yeni bir ‘uluslararası siyasi stratejiye’ dayanmak zorundadır.”

NEDEN EKONOMİ?

Türkiye’ye karşı açıkça, göstere göstere gelen bir operasyon söz konusudur. Dikkat edilirse aylardan bu tarafa hatta diyebiliriz ki 15 Temmuz mağlubiyetinden sonra Türkiye düşmanları, terör örgütleri vasıtasıyla istedikleri neticeleri alamayacaklarını görünce, bir program dâhilinde bütün güçleriyle ekonomi üzerinden saldırıya ağırlık vermişlerdir.

“Neden ekonomi diye sorarsanız bunun iki cevabından söz etmek gerekir. Birincisi; Türkiye Dünyanın sürekli ve en hızlı büyüyen üç ekonomisinden biridir. Gelişmekte olan ekonomiler içinde gösterdiği istikrar içinde büyüyen bir ülke imajıyla, hem bölgesel etki alanı genişleyen hem de küresel platformlarda politik önemi artan bir ülke haline gelmiştir; bu büyüme eğilimi devam ettikçe ağırlığının daha fazla artması kaçınılmaz olacaktır.”

İkincisi ise, Türkiye’nin ekonomisinden kaynaklanan bir sorunla ilgilidir; Türkiye ekonomisini başarıyla dünyanın büyüklük sıralamasında 16./17. seviyesine taşımış olmasına rağmen neredeyse Cumhuriyet kurulduğundan bu tarafa enerji bakımından dışa bağımlı bir ülkedir. Türkiye’nin başta petrol olmak üzere, enerjinin yanı sıra çeşitli ‘ara malı’ ve ‘yatırım mallarını’ hatta bazı ‘tüketim mallarını’ ithal etmesi ekonomide bir kırılganlık alanı oluşturmaktadır ki bunun neticesi ‘cari açık’ sorunudur.

SALDIRIYA CEVAP VERMEK!

Enerjide son birkaç yılda ‘Milli Enerji Siyaseti’ ile başlayan yerli kaynaklara dayalı enerji üretimine yönelme konusunda daha şimdiden oranın %17 den %30’doğru yükseldiği bilinmektedir ki Bakan Albayrak’ın açıkladığı ‘Yeni Ekonomik Yaklaşım’ la, enerjide yapılanı şimdi de ekonominin bütününe yansıtacak, ithalata dayalı üretimi ikame edecek yerli üretimi artırmanın üzerinde durulmaktadır.

Burada sorun açıktır: Ekonomiye karşı yöneltilen operasyona öncelikle ekonomik bir cevap vermek gerekmektedir. Bunun da temeli, sektör bazında ara malı ithalatının ‘marjinal maliyeti’ en yüksek olan unsurlardan başlayarak yerli üretimini teşvik politikalarıyla desteklemek ve üretimi artırmaktan geçmektedir. Meselenin diğer boyutunu, uluslararası ekonomi politiğini ayrıca ele almak lazımdır.

<p>Türkiye'nin attığı önemli adımlar  dünya medyası tarafından yakından izleniyor. Birçok ünlü düşün

“Türkiye yükselen ağır sıklet”

21. yüzyılın en iyi dizisi seçildi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nijerya Cumhurbaşkanı ile ortak basın toplantısı düzenledi

Mersin'de TURKOVAC Faz-3 çalışması kapsamında gönüllüler aşılanıyor