• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
18 Ağustos 2014 Pazartesi

CHP nasıl kurtulur?

CHP Türkiye’nin en köklü partisi olduğu kadar, en problemli partisidir. Bu partinin her seçim sonrasında tartışılması, kendi içinde tartışmalar yaşaması zaten bu durumun neticesidir. CHP’yi konuşurken birkaç hususu önceden belirtmek gerekir: Bunlardan birincisi, CHP’nin geçmişinin geleceğini belirlemesi veya geleceğinin önünü kesmesi meselesidir; İkincisi, sorunlarının “ideolojik boyutunun” görülmeyip, tartışmaların bir genel başkan meselesine hapsedilmesi; üçüncüsü ise partinin sorunlarının gündelik politika diliyle ele alınması ve bu dilin sorunları anlamaktan uzaktan olmasının dahi fark edilememesidir. Bunu “entelektüel bir zemin kaybı” olarak telaffuz etmek de mümkündür.

İlk mesele tarihsel mirastır. CHP’nin kurucu kadrolarının Milli Mücadele’nin kahramanları olduğu tartışmasız bir konudur. Bununla beraber 1925’ten sonra “Cumhuriyet’in otoriter bir yapıya” kaydığı, dolayısıyla açık bir rejimden, kapalı bir yapıya doğru yöneldiği de bir gerçektir. Tek parti sisteminin kurulması, parti-devlet bütünleşmesi, “kapalı toplum modelinin” idealize edilmesi , “imtiyazsız-sınıfsız kaynaşmış bir millet” fikri ve bunun pratik hayata yansımaları şüphesiz CHP’nin geçmişten bugüne taşıdığı ‘anti-demokrat miras’ içindeki siyaseten kurtulunması gereken yüklerdir.

Geçmişin yükü

‘CHP, bu mirasla bir şekilde hesaplaşmadan, siyaseten etkili bir konum elde edebilir mi?’ sorusuna ‘evet’ diye cevap vermek oldukça zordur. Çünkü böyle bir geçmiş, “sadece tarih” değildir. Tarihte kalacak bir mesele de değildir. Bu geçmişin “yarattığı zihniyet, ürettiği kurumlar” bugün sadece CHP içinde değil, devlet içinde dahi, hâlâ hayattadır ve onları değiştirmek, kutsallara dokunmak olarak algılanmaktadır. Bu konuda meselenin Atatürk ile ilgili eleştirel bir noktaya ulaşmasından endişe edilmemelidir. O dönemi, rasyonel bir şekilde eleştirmek ne Mustafa Kemal Paşa’nın ve silah arkadaşlarının Milli Mücadele kahramanlığına gölge düşürür ne de Milli Devlet kurucusu olarak zaten tarihsel olarak gerçekleştirdiği tarihsel rolü ortadan kaldırabilir.
CHP’nin anti-demokratik geçmişiyle hesaplaşıp, açık açık Tek Parti dönemini aşacak bir tarih eleştirisi yaparak işe başlayabilmesini, en azından teorik olarak mümkün görmekteyim. Bu yapılamıyor veya yapılmıyor ise iki sorundan bahsedilebilir: 1-Partide, geçmişle hesaplaşacak bir kadronun bulunmaması veya bu geçmişi kutsayan siyasetçiler karşısında yetersiz kalmalarından söz edilebilir. 2-CHP’nin “otoriter – antidemokratik siyasi mirasla” hesaplaşmasının diğer bir şartı ise ortaya “yeni bir gelecek projesi” koymayı gerektirmektedir. Eski siyaseti eleştirel olarak geride bırakıp, geleceğe bakmayı sağlayacak yeni proje, yeni bir siyaset imkânı olabilir. Bu yapılamıyorsa durum oldukça sorunludur.

Entelektüel yetersizlik

CHP’nin hem geçmişiyle hesaplaşmada, hem de yeni bir geleceği siyaseten öngörecek bir “programa-projeye” yönelmede yaşadığı yetersizlik, partinin içinde ya da çevresinde ciddi bir entelektüel sorunun yaşandığını göstermektedir.
CHP’nin bütün problemi, yaşanılan sorunu parti yönetimiyle özdeşleştirip, genel başkan ve ekibinin değişmesiyle her şeyin değişeceğini düşünülmesidir. Bu anlayışın bizatihi varlığı da partinin içindeki sorunları anlamaktan uzak bir zihin dünyası yaratmıştır.
CHP’nin bu sorunları geride bırakması mümkün müdür? Bu soruya evet demek çok zor olsa da, imkânsız değildir. CHP’de Türk Toplumu’nun değişme gücünü ve evrelerini iyi analiz edip, kendi tarih ve siyaset geleneğinin bu toplumsal değişme süreçleriyle yaşadığı çelişkileri kavrayacak bir yeniliğe ihtiyacı vardır.

<p>Sosyal medyada viral olmuş haftanın en eğlenceli videolarını 'GÖRMELİSİN'!<br></p>

En Zor Çocuk Oyununu 'Görmelisin'!

Nesli tehlike altındaki şah kartal, Ankara'da tüfekle vuruldu

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!