• $9,262
  • €10,7921
  • 526.391
  • 1409.56
27 Nisan 2015 Pazartesi

Çanakkale: Savaştan barışa çağrıya

Türkiye’nin Çanakkale Harbi’nin yüzüncü yılı münasebetiyle dünya çapında yankı bulan organizasyonu, bir gerçeğin görülmesi, özellikle üstü örtülmeye çalışılan, hatta bütünüyle tahrif edilmeye çalışılan hakikatin anlaşılması konusunda vicdanını bütünüyle kaybetmemiş olanlara yeniden düşünme fırsatı vermiştir. Başta Çanakkale mahşeri olmak üzere, imparatorluğun yüz yıl önce yaşadığı büyük savaşta, nasıl bir insani dramla karşılaştığını anlamadan ne Ermeni meselesini ne de ‘tehciri’ anlamak mümkündür. “Ermeni meselesinin denilen konunun aynı zamanda Türk meselesi olduğunu anlamak için Türk olmak gerekmez, insan olmak yeterlidir.”

“Eğer vicdanınızı kaybettiyseniz, eğer insanlığın çektiği acıları, uğradığı zulmü, katliamları, dökülen kanları dinine, milliyetine bakarak, kategorize ederek ele alan bir bakışa açısına sahip iseniz, vicdanınızın sesinden değil politik tarafgirliğinizden konuşuyorsunuz demektir. O zaman söylediklerinizin hiçbir kıymet-i harbiyesi olamaz, sadece hangi tarafta olduğunuzu ilan etmiş olursunuz.”

Ermenilerin resmi tezini savunmak

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Çanakkale’nin yüzüncü yılını böylesine muhteşem, unutulmaz bir insanlık meselesi olarak anmasını bugün politik nedenlerle görmek istemeyenler, eğer diasporada yaşayan ‘Taşnakyan’ resmi tarih tezlerine mahkûm olmamışlarsa, zaman içinde bunun kıymetini anlayacaklardır, vicdanlarında bu vefakârlığın kıymetini bileceklerdir.
Çanakkale bu sene Türkiye düşmanlarının görmeyen gözlerine bir ışık tutmuştur. Unutulmasın ki, gerçeğin ışığı insan olan için daima bir şey söyleyecektir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın davetine iştirak eden ülkelerin başkan, başbakan ve çeşitli devlet temsilcilerinin katılımı büyük bir barış çağrısına verilen cevap niteliğindedir. Bu çağrıyla birlikte “Çanakkale bir asır sonra evrensel bir barış simgesi halini almıştır diyebiliriz.”
Türkiye birinci savaşın hedefinde olan paylaşılan bir imparatorluğun adıdır; bu sebeple savaşı çıkaran ülkelerden çok, toprakları yağmalanan, insanları Kafkaslar’dan, Balkanlar’a, Asya’dan, Afrika’ya kadar geniş bir coğrafyada katledilen, sürülen, sömürgeleştirilen, yurtsuz yuvasız bırakılan bir ülke olarak, bu barış çağrısını yapmak onun hakkıdır. Cumhurbaşkanının bu çağrısında buluşanlar, sadece Çanakkale’nin değil, bir insanlık dramının yüz yıl sonra muhasebesini yapma, düşünme fırsatını bulmuş oldular.

Barışın evrenselliği

Türkiye’de böylesine bir barış ve insanlık meselesi gündeme getirilirken, çeşitli ortamlarda yüz yıl önce Türkiye’nin Ermenilerini bu ülkeye karşı kışkırtan, bu ülkeden ayırmak için kanlı bir savaş stratejisini uygulamaya koyanların, sebep olduğu düşmanlık ve kini devam ettirmek istediklerini görmek şaşırtıcı değildir. “Papalığın kurumsal hale getirdiği İslam düşmanlığını, yirmi birinci yüzyılda hala açıkça sürdürdüğünü göstermesi, bir dini kurumun nasıl eski bir ideolojiye mahkûm olduğunu ortaya koymaz mı?”
Ermeni meselesinde, ortak acıyı anlamaktan uzak, tek taraflı, Van’da, Erzurum’da, Bayburt’ta kısaca bütün doğu Anadolu’da Taşnak çetelerinin katlettikleri Türklere, ‘onlar zaten ölmeyi hak etmişlerdi’ diye bakarak, ‘neden tehcir yapıldı’ diye soranların tehcir sürecinde canlarını, evlerini-barklarını her şeylerini kaybeden Ermenilere karşı gösterdikleri sahte hassasiyet nasıl bir zihin dünyasının eseridir! Acıların düşmanlık ve kinin endüstriyel üretimi için kullanılması sadece ahlaki bir sorun değildir, bir başka politikanın, hesabın göstergesidir.

<p>Pürüzsüz cilde sahip olmak kadınların en hassas olduğu noktalardan biri. Hava şartları, yanlış ku

Kışa girmeden pürüzsüz cildin sırrı

Fenerbahçe, Trabzon'a ayak bastı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (16 Ekim 2021)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi