• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
3 Kasım 2014 Pazartesi

Barışı korumak

Çözüm sürecinin şimdiye kadar başardığı şey, hiç şüphesiz bugüne kadar süren barıştır. Çatışmasızlık ve kan dökülmesinin önlenmiş olmasıdır. Bugün, bu sürecin durmasını isteyenlerin bütün çabaları başta Güneydoğu olmak üzere ülkenin her köşesinde hissedilen “barış ortamını” karartıp yeniden bir kaosa dönüştürerek, istikrarı sabote etmektir. Türkiye barışı kaybedip, yeniden terörün girdabına düşerse Ortadoğu’da kendi siyasetini oluşturma imkânından mahrum kalarak başka siyasetlere, oyun planlarına mecbur bırakılmış olacaktır. Meselenin can alıcı noktası budur ve bu saldırıların hedefinde olan barışı korumak her yurtseverim diyenin hassas olması gereken bir konudur.

Problemin altında yatan soru şudur: Nasıl bir Ortadoğu isteniyor? Bu soruya Batı sisteminin verdiği cevap ve bazı bölge ülkelerinin önerdikleri ve Türkiye’nin geliştirdiği siyasetler arasında farklılıklar hatta karşıtlıklar bulunmaktadır. Çözüm sürecini başarısız bırakmak isteyenlerin hareket noktası da burasıdır.

Kim ne istiyor?

Batı sisteminin patronajı Ortadoğu’da “bahar devrimlerinin” devam etmesi ve başarısının, bu ülke halklarının ilk defa devlet yönetimine katılmasına yol açacağını gördükleri için, bunun da bölgede Batı tahakkümünün kaybına sebep olacağını öngörerek, eski yapılarının mümkünse devam etmesini, değilse bu ülkelerin “bölünerek kontrol altına alınmasını” benimsemiş görünmektedirler.
Burada, “bahar devrimlerinin model ülkesinin, Müslüman-Demokrat-Modern” Türkiye olmasının Batı açısından anlamı, “Türkiye’nin bölgesel güç olması” demektir. Bu sebepledir ki Batı sistemi, bölge ülkelerinin demokratikleşmesi, modernleşmesi yönündeki bir değişimi, kendi hâkimiyet alanlarına bir tehdit olarak tanımlamış ve bölgenin istikrarsız anti-demokratik yapılarını kontrol etmeyi, bunun içinde gerekirse bölge ülkelerinde “kontrollü bölünmeyi” tercih etmiş bulunmaktadırlar.
Suriye meselesi, Batı’nın siyaseti içinden değerlendirildiğinde, neden Özgür Suriye Ordusu’nun yalnız bırakıldığını, neden Baas iktidarının sürmesine razı olunduğunu daha iyi görebilir. Burada sorun gelip Türkiye’nin uyguladığı çözüm sürecine dayanmaktadır. Türkiye, bu çözüm politikalarıyla terörü bitirirken, aynı zamanda Kürt sorunu olarak adlandırılan meseleyi “barışçı bir çözüme” kavuşturmaya yönelmiş, böylece başta İran, Irak ve Suriye’ye de bir “model sunmuş” olmaktadır. Bu durum, aslında bölge ülkelerinde “demokrasinin dışında bir çözüm yolu aranmaması” anlamına gelmektedir. Bunun, Batı sistemi tarafından baştan reddedilen bir şeye tekabül ettiği açıktır.

Barışı savunmak, birliği savunmaktır

İlginçtir Batı sisteminin patronajı Ortadoğu’da demokrasi istememektedir! Bunun nedenleri üzerinde defalarca durdum. Analizimizi sürdürürsek, Türkiye’nin “çözüm sürecini istemeyen” bölge ülkelerinin aynı zamanda kendi siyasal sistemlerini “demokrasiye karşı korumak” isteyen kapalı rejimler olduğunu söylemeye gerek yoktur.
Netice olarak Türkiye’nin çözüm süreci, demokratikleşme siyasetinin bir parçasıdır. Bunu, bölgede Kuzey Irak Yönetimi desteklemektedir. Çünkü demokrasi sayesinde varlıklarını sürdürme ve geliştirme şansı elde ettiklerinin farkındadırlar. Suriye ve İran rejimleri ise, “mezhep ittifakının” çok ötesinde kapalı yapılarını muhafaza etmek için, siyasi bir ittifak yapmış olduklarını bilmektedirler. Batı sistemiyse, bölge ülkelerini “etnik temelde bölme” fırsatını elde etme arayışındadır. Bunu Türkiye, İran, Irak ve Suriye’de gerçekleştirdikleri zaman, bölgeyi bütünüyle kontrol edebilecekleri öngörülmektedir. Bu süreçte, Batı’nın çıkarları doğrultusunda hareket eden Suriye, İran ve PYD’nin kendilerini İsrail ve Batı çıkarları için kurban ettiklerinin farkında olup olmamaları çok anlamlı değildir. Durum ortadadır: Barışı sürdürmek, sadece bizim için değil, bölge ülkelerinin de birliğini savunmak demektir.

<p>Sosyal medyada viral olmuş haftanın en eğlenceli videolarını 'GÖRMELİSİN'!<br></p>

En Zor Çocuk Oyununu 'Görmelisin'!

Dünyanın yeraltı kaynakları zengini ülkesi hangisi? Türkiye kaçıncı sırada?

Selimiye Meydanı kazılarında Roma döneminden kalma aile mezarlığı bulundu

Binlerce yıllık oluşum yok olma sürecini yaşıyor