• $7,3277
  • €8,8021
  • 404.647
  • 1528.38
29 Aralık 2014 Pazartesi

Aydın sorunu

Son günlerde yine bir “bildiri” vesilesiyle aydın sorunu gündeme geldi. Kendi “halkının kültürüne düşman aydınlar” olduğu müddetçe bu sorun bitmeyecek. Malum bildirinin kimi desteklediğinden çok, kime karşı yazıldığı onlar için daha önemli. Bu bakımdan, söz konusu bildiride özgürlükler ve özgür basından söz edilmesinin fazla önemi yok. Esas itibarıyla hedefte, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu olduğu müddetçe bu aydın grubun, işin aslına bakmaksızın orada yer alması şaşırtıcı değil.

Meseleyi ortaya koyacak kritik soru şudur: Türkiye’de aydınların (bunlar Gazeteci-Yazar-Akademisyen-Siyasetçi-İşadamı-Sivil Toplumcu v.b.meslek gruplarından oluşmaktadır) belli bir grubu neden böyle bir tavır sergilemektedirler. Soruyu şöyle sormakta mümkündür: Belli bir aydın grubu, yıllarca şikayet ettikleri militarizm, demokratikleşme, Kürt Sorunu, ABD işbirlikçiliği, Alevi Sorunu gibi çeşitli konularda, Türkiye’nin yanlış politikalarını kökten değiştiren, tam da kendi eleştirdikleri problemleri çözen siyasetçilerden neden rahatsızdırlar?
Bildiri yayımlamak
Sorunun iki boyutu vardır; birinci boyutu, bir zümrenin hâkimiyetini kaybetmesiyle ilgilidir. İkinci boyutu ise, toplumda yaşanan değişimin onları “ideolojik bakımdan yetersiz konuma düşürmesi” ile ilgilidir. Sıkça üzerinde duruyorum: Türkiye, İmparatorluk’tan Cumhuriyet’e geçerken bu değişime bir militer/politik zümre ile siyasi/bürokrat zümre üzerinden intikal etmiştir.
Zaman zaman “iktidarın merkezinde” kimin olduğu ve olacağı bu iki grup arasında değişse de, iktidarın yapısı hep bu ittifak tarafından tayin edilmiştir. Bu geleneksel iktidar elitlerinin “Batılılaşma” diye bilinen ideolojiyi benimsedikleri, bunun da en kaba şekliyle de 19.Yüzyıl pozitivist felsefeye dayandığı bilinmektedir.
Kapitalist gelişmenin, daha da önemlisi Sanayi Devrimi’nden uzak kalan Türk toplum yapısında bu zümrenin “kültürel bir sınıfı” üretmesinin üzerinde epeyce durdum. İşte bu “kültürel sınıf” Türkiye’deki bürokratik geleneğin ürettiği bir “söylemin iktidarına” ve devlet üzerinden tahsis edilmiş “bir statü konumuna” sahip olmuştur.
Tarihin sonu!
Tek Parti’nin “otoriter Cumhuriyet döneminden” yani 1950’ye kadar, “mutlak iktidar” sahipleridirler. Bu tarihten sonra da kim iktidara gelirse gelsin, onların iktidarı devam etmiştir. Hatta hatırlayınız, AP Lideri olarak Süleyman Demirel’i gazeteleriyle, dergileriyle doğrudan doğruya “devletin radyosu ve televizyonu vasıtasıyla” paralize etmişlerdir. Rahmetli Menderes’i idam sehpasına götüren yolu onların döşediğini söylemeye, daha sonra Özal’a yaptıklarını hatırlatmaya gerek var mı?
Bu zümrenin elemanlarından bazılarının 12 Eylül’de Kenan Evren’in yanında yer alması, “cuntacılar itibar kaybettiğinde” Özal’ın etrafında görülmesi, 28 Şubat’ta ‘Çevik Bir Paşa’nın yakını’ olması hatta bir dönem AK Parti Genel Başkanı Erdoğan’a yanaşmaları hiç şaşırtıcı değildir.
Onların esas meselesi, tarihsel hâkimiyet geleneğinin kendilerine sunduğu iktidarı başka kapılarda arama çabasıdır. Bu sebeple, bu tür davranışlar onlar için bir “ahlaki problem teşkil etmez”.
Şimdi mesele açıktır: Bugün bu “tarihsel iktidar blokunun” üzerinde oturduğu yapı çatırdamıştır. Kültürel sınıf, 200 yıllık iktidarının sonuna gelmiştir. Artık bu zümre “ayrıcalıklı konumunun” dayandığı statüyü kaybettiği gibi, söylem üstünlüğünü sağlayan ideolojik hegemonya da çökmektedir. Bu sebeple haklıdırlar. Bu “yapıyı değiştirenlere karşı” herkesle ittifak arayışına girmek de dâhil, her türlü “cemaatle birlikte” hareket etmeleri anlaşılabilir, fakat onlar için bir çıkış yolu görünmemektedir. Onlar için “tarihin sonu” gelmiştir.

<p>Dünyaca ünlü bir markanın eski modeli Adriana Lima ve saltbea hareketi ile popüler olan Nusret Gö

Haftanın Magazin Başlıkları... Fahriye Evcen, Kuruluş Osman'da

İstanbul'da yüzde 50 kapasiteyle kafe ve restoranlar ilk müşterilerini aldı

Yeni normalleşme süreciyle okullarda yüz yüze eğitim başlandı! İşte ilk kareler

Madde madde kademeli normalleşme dönemi! İşte merak edilen soruların cevabı