• $ 6,0835
  • € 6,8198
  • 251.269
  • 86.072
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Üniversitelerde büyük reform...

Gündem, Suriye krizi ve ekonomiye kilitlendiği için, çok önemli birtakım gelişmeler gözden kaçabiliyor. Bu hep şikâyet ettiğimiz bir durum. Mümkün olduğunca, birçok arkadaşım gibi ben de bu noktalara zaman zaman dikkati çekmeye çalışıyorum.

Evvelki gün üniversitelerin özerkliği açısından Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından devrimsel bir adım atıldı. Bir 12 Eylül kalıntısı olan “izin sistemi” Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile sonlandırıldı. Böylelikle akademisyenlerin kadro sorununda ciddi bir ilerleme sağlandı. Bundan sonra kadrolar, eğitim ve bilimin gerektirdiği ölçütlere göre üniversitelerin kendilerince dağıtılacak.

YÖK, “norm kadro” çalışması yaparak 60 gün içinde bunu yönetmelik olarak yayımlayacak. Ancak yönetmelik yayımlanana kadar da üniversiteler bu yetkilerini doğrudan kullanabilecekler.

Üniversiteler bu uygulamadan önce kadro almak için ciddi süreçlerden geçiyor, bu da özerklik ve kadro noktasında sorunlar yaşanmasına yol açıyordu. Bundan böyle üniversiteler, ihtiyacı olan kadroları norm kadro yönetmeliğinde belirtilen ölçütlere göre kendileri belirleyecekler.

Böylelikle, bir yandan üniversiteler YÖK izninden muaf olacaklar, öte yandan da objektif standartlara göre kadro oluşturulmasında ciddi bir imkân sağlanmış olacak. Tabii ideali, YÖK’ün anayasal bir kurum olmaktan çıkartılarak, yapısını destek, eşgüdüm ve işbirliği işlevlerine göre yeniden düzenlemektir. Ancak bu anayasa değişikliğini gerektiren bir husus. Bu aşamaya gelene kadar, anayasal kısıtlar içinde mümkün olan en geniş demokratik adımları atmak önemlidir. Akademik özerklik ve atamalarda keyfiliğin önlenmesi bakımından bu kazanıma değer vermek ve sahip çıkmak gerekir.

Bugüne kadar 12 Eylül kurumlarının ortadan kaldırılması ve darbe zihniyetinin sistemden ayıklanması aşağı yukarı tüm politik kesimlerin arzusu oldu. AK Parti tıpkı MGK’nın yapısında olduğu gibi, siyasetin “mümkün olanın sanatı” olduğu gerçeğince, bu kurumları demokratikleştirmeyi en fazla başaran iktidardır. Sosyal devlet ilkesi gereği, devletin pozitif katılımını ve düzenleyici rolünü demokratikleştirmek kritik bir tutumdu.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile liyakatin öne çıktığı, tersi durumların sorunsallaştığı bir döneme girdik. Çünkü değerli ülkemiz, liyakatin, doğru işe doğru insanın ulaşması sisteminin üzerinde yükselecektir. Geçmişimizde Nuri Demirağ, Krikor Divarcı gibi sayısız değerin önlerinin kesilmesi, bu zihniyet çarpıklığının ve tabii ki vesayet düzeninin bir sonucuydu.

Eğitim sistemimiz bizim ana motorumuzdur. Bu motor sağlıklı çalışmazsa, hem nesiller, hem de ülke heder olur. Aklın ve değerlerin dünya ile uyum içinde ürettiği özgün çözümlerle gıpta ile bakılan bir ülke yaratabiliriz.

Bu hamle için en uygun zamandayız.

Giresunlu Mürteza Kuğu´nun vefat eden babasının hatırasını yaşatmak için yaptırdığı balmumu heykeli,

Vefat Eden Babasının Balmumu Heykelini Yaptı

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

17 deri sayfalı bin 500 yıllık

S-400'den rahatsızlığın nedeni belli oldu