• $8,6421
  • €10,1459
  • 493.866
  • 1407.46
9 Ekim 2020 Cuma

Türkiyesiz denklem

Ufuk Ulutaş
Ufuk Ulutaş

Türkiye’ye mücavir bölgelerde Türkiye’nin öncelik ve hassasiyetlerinin dışlandığı bir denklem kurmak mümkün mü? Bu bir aktüel sorudur ve senelerdir bunun mümkün olması için ciddi yatırım yapılmakta. Yatırımı yapan aktörler, cephe cephe kaybetmelerine rağmen hâlâ ve iştiyakla Türkiyesiz bir Türkiye’ye mücavir alan oluşturma hülyalarını korumakta. 2010’ların başından itibaren hızlanan ve somut girişimlerle alenileşen bu proje, Suriye’de, Doğu Akdeniz’de, Güney Kafkasya’da artık bayatlaşan ezberlerle devam ettirilmekte.

Öncelikle şunu söyleyelim. Bu durum, yani Türkiye’nin doğrudan hedef alınmasının en önemli sebeplerinden birisi Türkiye’nin son yıllarda kaydettiği asimetrik büyüme ve ölçek genişletmesidir. Yani Türkiye, “Türkiye” gibi hareket etmeye başladığından beri, Türkiye’nin “Türkiye” gibi hareket etmesini istemeyenler tarafından bol çifte standartlı operasyonlarına maruz kalmakta.

Yıllarca Suriye’de Türkiye’yi denklem dışında bırakma adına planlar kuruldu. ABD okyanusun diğer tarafından, Fransa Avrupa’nın bir ucundan, Rusya Kafkaslar’ın diğer ucundan, İran Ortadoğu’nun kıyılarından gelip Suriye’de arzı endam ettiler. Suriye’ye komşu Türkiye’yi ise kendi sınır ötesinde dahi hareket edemeyeceği bir denkleme razı etmeye çalıştılar. Zor oyunu bozdu. Türkiye coğrafi gerçeklikleri de arkasına alan kapasitesiyle Türkiyesiz oyunun mümkün olmadığını gösterdi. Fakat açık mağlubiyetlerine rağmen hülyalarını terk etmediler.

Libya’da tüm uluslararası hukuk ayaklar altına alınıp Hafter desteklendi. Meşruiyetin tek destekçisi Türkiye’ye karşı garip bir ittifak ortaya çıktı ve darbe yönetimine para ve askeri ekipman yığıldı. Libya ile Doğu Akdeniz’de de Türkiye sınırlarına hapsedilmeye çalışıldı. Yine plan bozuldu.

Güney Kafkasya’da da benzeri bir durum söz konusu. Azerbaycan’ın haklı mücadelesine en açık desteği doğal olarak Türkiye vermekte. Ermenistan ateşkesi bozup çatışmaları körüklediğinden beri Türkiye’ye yönelik operasyonlar hız kazandı. İşgalci Ermenistan’ın on yıllardır devam eden işgalinin, katliamlarının, ateşkes ihlallerinin faturası da Türkiye’ye kesilmeye çalışılıyor. “Türkiye karışmasın” seviyesizliğinde argümanlar serdediliyor. Fransa’nın bile müdahil olduğu Yukarı Karabağ’da da Türkiye’nin dışlandığı bir denklem mümkün değil. Bu bir hakikatin beyanı ve bunu anlamaları da çok uzun sürmeyecek. 

<p>Bayram değil seyran değil, Atina  Belediye Başkanı Kostas Bakoyanni İmamoğlu'nu neden bu kadar sı

Atina, İmamoğlu'nu kullandı mı?

Bodrum'un suyunu karşılayan Mumcular Barajı yüzde 10'luk seviyenin altına düştü

İETT tarihinin aynı hatta çalışan ilk şoför çifti

Van Gölü'nde binlerce yıllık mikrobiyalitler görüntülendi