• $8,4705
  • €10,2921
  • 501.151
  • 1441.33
02 Kasım 2018 Cuma

Türkiye’nin yaptıkları ve yapacakları

Ufuk Ulutaş
Ufuk Ulutaş
YAZARIN SAYFASI

Suriye’de taşlar yerine henüz oturmuş değil; fakat saflar belirginleşmeye başladı ve çakışan öncelikler üzerinden müzakereler yürütülüyor. Suriye her şeyden önce dinamik bir süreç ve bu süreçte birçok pozisyon değişti. Bu sebepten Suriye’yi ezberler ya da bir iki sene önceki dinamikler ile okumak oldukça yanıltıcı olacaktır.

Suriye’de sekiz senelik çatışma ortamından sonra geriye ABD desteğiyle PKK’nın domine ettiği SDF’nin yönettiği kuzeydoğu, Türkiye ve ÖSO unsurlarının idaresi altındaki kuzeybatı ve İran-Rusya destekli Esed rejiminin idaresi altındaki geriye kalan topraklar bulunuyor. Her üç ana kısmın da kendine has özellikleri var. Bunların bir araya gelmesi bildiğimiz Suriye’yi oluşturuyordu; bir parça eksik olduğunda bildiğimiz Suriye’nin yeniden vücut bulması mümkün değil. Kuzeybatı lojistik, kuzeydoğu ekonomik açıdan geriye kalan kısım için olmazsa olmaz. Sürdürülebilir bir Suriye için toprak bütünlüğü olmazsa olmazlardan.

Suriye’nin toprak bütünlüğü önünde iki ana engel var. Birincisi PKK, ikincisi de ironik bir şekilde rejim. Rejim siyasi süreç konusundaki isteksizliği, kendisinden başkasına hayata tanımamazlığı, Rusya’yı bile kızdıracak ölçüde ciddiyetsizliği ve değişim karşıtlığıyla Suriye’nin üniter yapısının önündeki en büyük iki engelden birisi. Suriye’de Suriyelilerin öncülüğünde, sosyal adalet ve hesap verebilirlik çerçevesinde bir dönüşüm yaşanmadan rejimin 2011 öncesi topraklarını idare etmesi çok zor. Yeni bir toplumsal sözleşme gerekiyor ki rejim defalarca buna karşı çıktı. En son BM’nin anayasa projesine de karşı olduklarını, aylarca süren ayak diremeden sonra açıkladı.

PKK ise son birkaç senedir devam eden Batı rüzgarlarının etkisinde devletçik hayallerini bırakamıyor. Önce Fırat Kalkanı daha sonra Zeytin Dalı PKK için gerçekliğe dönüş çağrısıydı. Sahadaki gerçekleri PKK ne ölçüde anladı bilinmez ama PKK’yı taşeron olarak kullanan aktörlerin DEAŞ sonrasında saha gerçeklikleri, en önemlisi Türkiye gerçekliğiyle yüzleşmeye başladığı söylenebilir. PKK’nın mayın eşekliğinden ileriye gidemeyeceği, Türkiyesiz Suriye’nin kuzeyine nizam verilemeyeceği artık yavaş yavaş zihinlerde yer etmeye başlıyor.

Bunun bir sebebi, Türkiye’nin sosyal, ekonomik ve siyasi açıdan Suriye’nin kuzeyine yönelik hakim durumu. Diğer bir deyişle Türkiyesiz bu bölgeye istikrar getirmek neredeyse mümkün değil. DEAŞ sonrası kendi güvenlikleri için istikrar arayışında olan aktörler ‘Türkiye’yi daha iyi anlamalıyız’ demeye başladı bile. Bu açıklamaların PKK üzerindeki psikoloji bozucu etkileri daha bariz görülüyor. Bir diğer sebebi de son günlerde Fırat’ın doğusunda bir kez daha anlaşıldığı gibi Türkiye’nin bu bölgeyi PKK’dan temizlemek konusundaki kararlılığı.

Meşhur ifadeyle Türkiye’nin yaptıkları yapacaklarının teminatı.

<p>Libya açıklarında batmak üzere olan şişme bottaki 97 düzensiz göçmen, bölgedeki Deniz Kuvvetleri

MSB duyurdu: Mehmetçiğin dikkati faciayı önledi

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı

İşgalci İsrail, içlerinde hamile bir kadınında bulunduğu ailenin tüm fertlerini öldürdü

Mehmetçiğin dikkati Doğu Akdeniz'de faciayı önledi