• $8,1499
  • €9,6957
  • 451.854
  • 1357.95
08 Haziran 2018 Cuma

Türkiye ile ABD arasında yeni bir dönem mi?

Ufuk Ulutaş
Ufuk Ulutaş
YAZARIN SAYFASI

Türkiye ile ABD’nin arasında uzun süredir gerginlikler ve güven bunalımı yaşanıyor. Bunun belki de en büyük sebebi, iki ülke arasındaki ilişkilerin tabiatının özellikle ABD tarafından henüz anlaşılamaması. Soğuk Savaş yıllarında cephe ülkesi olan Türkiye, Soğuk Savaş sonrasındaki dönemde müstakil hareket alanını genişletmiş, 2000’li yılların başından itibaren dünyadaki yerine dair yeni bir anlayış geliştirmiştir. Bu anlayış Türkiye’nin güçlenen ekonomisi, artan siyasi istikrarı ve tabii ki ortaya koyduğu yeni dünya vizyonuyla doğrudan alakalıydı. İkili ilişkileri tanımlamak için model ortaklık, stratejik ortaklık gibi kavramsallaştırmalar bizzat ABD’li yetkililer tarafından kullanılsa da geçtiğimiz yıllarda bu kavramların içinin pek doldurulamadığını gördük.

Kavramsal belirsizliklerle seyir eden ilişkiler 2011’e geldiğimizde en büyük sınamaya tabi tutuldu. Ortadoğu’da ortaya çıkan halk hareketlerinde yaşanan vizyon çatışmaları ve değişim-statüko cepheleşmesindeki saf ayrışmaları, iki ülkenin problem sicilini kabarttı. Suriye bir umuttu en başlarda; fakat ABD Suriye üzerinden ilişkilerin toparlanması için hiçbir fırsat kaçırma fırsatını kaçırmadı. Git gellerden sonra ABD’nin Suriye’de DEAŞ’a karşı PKK ile işbirliği yapmayı tercih etmesi ve tabii ki 15 Temmuz darbe girişimi ve FETÖ çerçevesinde gelişen siyasi zehirlenme sebebiyle gerginlik iyice arttı.

İlişkilerin tabiatındaki ABD açısından belirsizlik, bu sorunların çözümü konusunda ABD’nin bir türlü adım atmamasına sebep olageldi. Hep isteyen konumunda olduğunu düşünen ABD, Türkiye’nin hem müttefiklik hukuku hem de uluslararası hukuk açısından haklı olduğu konularda müspet adımlar atmaktan geri durdu. Türkiye’nin kendisi için hayati olan ve haklı olduğu konularda yönelttiği talepler karşısında, tali konularda Türkiye’den taleplerde bulunan taraf olmayı tercih etti.

Bu toksik ortamda son zamanların hem ikili ilişkileri hem de bölgesel konuları doğrudan ilgilendiren en müspet adımı, Münbiç mutabakatıyla atıldı. Mutabakat iki ülkeye ilişkilerini yeni bir zeminde yeniden ele alma imkanı tanıyabilir. Türkiye’nin ABD’den en büyük iki beklentisinden birisi olan PKK konusunda şimdiye kadarki en somut adımın atılmasıyla ikili ilişkilerde pozitif bir gündem oluşturulabilir. PKK’nın Münbiç’ten çekilmesi, Türk ve Amerikan askerlerinin devriyeler oluşturması ve Münbiç’i yönetecek yerel unsurların iki ülke tarafından oluşturulacak mekanizmalarca belirlenmesi kararları oldukça iyi bir başlangıç. Net bir ifadeyle Türkiye ABD’ye senelerdir süren anlamsız ısrarından geri adım attırmış oldu.

Bunda Türkiye’nin siyasi-diplomatik aktivizminin büyük rolü var. ABD’de Türkiye’nin stratejik değerini anlayan çevrelerin de katkısı var. Fakat ABD’de ilişkileri zehirlemek isteyen çevrelerin hâlâ devrede olduğu unutulmamalı. S-400’ler ve Rahip Brunson gibi dosyalar üzerinden bu yeni dönemi akamete uğratmaya çalışan FETÖ ve diğer lobiler ABD Kongresi’ne ve senatosuna baskıya devam ediyor.

Bu noktada ABD yönetiminin artık güçlü bir şekilde devreye girmesi ve Münbiç sonrası yeni bir dönemin başlamasını engellemek isteyenler lobilere fırsat vermemesi lazım.

<p>Spor Toto Süper Lig'de Fenerbahçe konuk ettiği Gaziantep FK'yi 3-1 mağlup ederek şampiyonluk yarı

Fenerbahçe-Gaziantep FK Maç Yorumu

Kaçak kazıda bulunan Roma dönemine ait 40 eser Çorum Müzesi'nde sergileniyor

Balıkesir'e yerleşen kadın girişimci, ağaç dallarını ekonomiye kazandırıyor

Uygarlık tarihine ışık tutan 12 bin yıllık kazı başlıyor