• $9,3104
  • €10,8455
  • 529.778
  • 1429.85
26 Ekim 2018 Cuma

Türkiye

Ortadoğu’da yüzyıllarca devam eden Osmanlı hâkimiyeti, şu anda anlaşılmakta zorluk çekilen bir düzeni işler kılmıştı bölgede. Mevcut sınırlar yoktu; merkezle ilişkilerinin tabiatı değişen çeperler vardı. Osmanlı devlet yapısı ve bürokrasisi Ortadoğu’nun elle tutulur tüm çeper merkezlerinde varlığını hissettirirdi. Aradan geçen 100 yıllık süreye rağmen hâlâ modern Ortadoğu devletlerinde Osmanlı bürokrasisinin ve devlet yapısının izlerini sürebilirsiniz. Aradan geçen manda, sömürge ve dolaylı idare dönemlerine rağmen Osmanlı’nın izlerinin sürülebilmesi, devletin tüm kurumlarıyla güçlü ve kapsayıcı yapısıyla doğrudan alakalıdır.

Birinci Dünya Savaşı’ndan bugüne kadar Ortadoğu’da taşların yerine oturduğu söylenemez. Kolonizasyon, işgal, demografik mühendislikler, iç savaşlar, bölgesel savaşlar yaşayan Ortadoğu’nun en fazla duçar olduğu sorunlardan birisi, devletleşme sürecinin henüz tam anlamıyla hitamına ermemesidir. Devletleşmeden kasıt sınır, bayrak, milli marş değildir. Bürokrasiden diplomasiye, istihbarattan askeriyeye, ekonomiden adalete kadar tüm kurumlarda geleneğin oturması, iş yapış tarzının temayüz etmesi, devlet denilen aygıtın dış etkenlere karşı bağışıklığının sağlanmasıdır. Bu yönüyle baktığımızda devlet denilen ve teoriden ziyade pratikte kendisine karşılık bulan kavramın Ortadoğu’da her yerde kemale erdiği söylenemez.

Salt bir Ortadoğu devleti olmasa da Osmanlı bakiyesi olup bölgeyle iç içe olan Türkiye bunun en büyük istisnası. Türkiye ile diğer bölge hatta dünya devletlerinin arasında yapılacak bir kıyas, Türkiye’nin güçlü bir devlet temeli olduğunu gösterecektir. Elbette Osmanlı geleneğini doğrudan miras almak bunun ilk sebeplerindendir. Devam eden bürokratik yapıların yanında atalarımızın devlet kurma ve devlet merkezli örgütlenme kapasite ve gelenekleri de Türkiye’deki devlet yapılanmasını güçlü tutmuştur. Bu, şu anki gibi güçlü siyasi liderlikle birleşince Türkiye büyük yol katetmiştir.

Türkiye’nin son yıllarda karşı karşıya kaldığı sorun ve operasyonların göğüslenebilmesi bu tür bir gelenek ve kapasite olmadan oldukça zordur. Bu gelenek ve kapasite Türkiye’ye, direnç, uzun vadeli planlar yapma ve bunları hayata koyma imkânı sağlamakta. Türkiye kısa soluklu bir devlet değil; istikbale dair, âleme dair, insana dair düşünceleri olan bir devlet. Acelesi yok; buralarda kalıcı. Yara bandı çözümlerin değil; sürdürülebilir barışın ve demokratik istikrarın peşinde.

Ortadoğu’da son yıllarda yaşanan çalkantılarda yapılan anlık analizlerin geçerliliğini yitirmesi pek uzun sürmedi. Bu sebepten Türkiye’nin dış politikasını okumaya gayret edenlerin kısa dönemli olay analizlerinden ziyade uzun dönemli süreç analizleri yapmaları gerekmekte.

<p>Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde yoğun  bakım yatak kapasitesi 3 kat arttı. 11 yataklı erişkin yoğun b

Cerrahpaşa'ya yeni yoğun bakım

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Togo'ya geldi

Bufalonun hatası canına mal oluyordu! İşte o anlar...

İsrailli dalgıç Akdeniz'de Haçlılardan kalma kılıç buldu