• $8,5108
  • €10,2914
  • 498.365
  • 1441.33
12 Eylül 2016 Pazartesi

Suriye’de bayramda çatışmalar duracak mı?

Ufuk Ulutaş
Ufuk Ulutaş
YAZARIN SAYFASI

Suriye’de daha önce de birçok kez denenen fakat başarılamayan “ateşkes”, Kurban Bayramı öncesinde tekrar masada. Bir süredir ABD ile Rusya arasında devam eden ve Türkiye gibi bölgesel ülkelerin de desteklediği müzakereler, detayları tam olarak açıklanmayan bir anlaşmayla sonuçlandı. Anlaşmaya göre: Rejim uçakları ABD ve Rusya’nın mutabakata vardığı muhalif bölgelerde uçmayacak; 12 Eylül itibarıyla “çatışmaların durması” (cessation of hostilities) yürürlüğe girecek; kuşatma altındaki bölgelere insani yardım ulaştırılacak; ABD ve Rusya bir “Birleşik İstihbarat Grubu” kuracak ve DAİŞ ve El-Nusra’ya (Şam’ın Fethi Cephesi) karşı koordineli hava saldırıları yapacak. Çatışmalar bir haftalığına da olsa duracak ve Halepliler bayramı Esed-Rus ve ABD uçaklarından korkmadan geçirebilecekse olumlu bir gelişme; fakat uygulama zorlukları ve detaylar düşündürücü.

Şunu belirtmeden geçmeyelim, mutabakata varılan bir ateşkes değil, yukarıda da belirtildiği üzere bir “çatışmaların durması”. Teknik bir tartışma da olsa bu iki kavram arasındaki fark, Suriye krizinin gerçekliklerini gözler önüne seren cinsten. Ateşkes daha formel bir mutabakat olup beraberinde çatışmaların azaltılmasını da amaç edinen birtakım taahhütler de içerir. Çatışmaların durması ise adı üstünde çatışmaların azalmasından ziyade belli bir süre durmasını hedefleyen ve taraflara temel maddeler dışında taahhütler yüklemeyen bir anlaşma türüdür. Yani Suriye’de devam eden kompleks çatışmalardan bunalan özellikle sivillere bir nebze olsun nefes aldırmayı amaçlıyor. Bu sebepten kısa vadeli ve oldukça geçici bir konseptten bahsettiğimizi unutmayalım.

Malum; daha önceki çatışmaların durması girişimleri de büyük oranda akamete uğradı. Rejim bir PR malzemesi olarak mutabakata uyacağını açıklasa da iki yola sürekli başvurdu. Birincisi, anlaşma yürürlüğe girmeden hemen önce pozisyonunu güçlendirme adına sivillere yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı. Örneğin bu sefer anlaşmanın açıklanmasından hemen sonra Halep ve İdlip’te yine sivilleri hedef aldı. İkincisi ise anlaşma devam ederken düşük yoğunluklu olsa da stratejik saldırılarına devam etti. Anlaşmayı bozan tarafın kendisi olmadığı iddiasıyla yine “çatışmaların durmasından” istifade pozisyonunu güçlendirme yolunu seçti. Zira Suriye’de arkasında Rusya ve ABD varken Esed rejiminin bir mutabakatın hükümlerine uymak için çok da motivasyonu yok. Zaten mutabakata uymamasının konseptin doğası gereği herhangi bir yaptırımı da yok. Halep civarında belki de asıl etkili grup olan İran’ın yabancı terörist savaşçılarından anlaşmada bahsedilmemesi de anlaşmanın zayıf taraflarından.

Daha önce de DAİŞ ve El-Kaide’yi vuruyoruz iddiasıyla muhaliflerin hedef alındığını biliyoruz. Bu anlaşmayla ABD’nin de Rusya ile birlikte bu kervana katılmasına sebep olacak bir kapı aralandı. Obama’nın ABD’si fırsattan istifade Suriye’nin kuzeyinde YPG’ye rakip olabilecek muhalif unsurları ortadan kaldırmaya çalışacak.

Anlaşmanın da gösterdiği gibi bir kısım muhalefetin en büyük çıkmazı Şam’ın Fethi Cephesi’yle ilişkileridir. İlişkiyi koparmanın da koparmamanın da maliyeti var. Muhalefetin ŞFC’nin de bulunduğu bölgelerden uzaklaşması, bu bölgelerin rejime teslim edilmesi demek. Diğer taraftan ise başta Ahrar’uş-Şam olmak üzere diğer muhalif gruplar, ŞFC ile ilişkiler tartışmasıyla kaynayıp duracak. Muhtemelen önümüzdeki dönemde ŞFC ile ilişkileri olan muhalifler arasında birçok kopuş ve birleşme göreceğiz.

<p>Tarihçi-Yazar Koray Şerbetçi bu hafta Kestirmeden Tarih  programında Kudüs özel bölümüyle karşını

Medeniyetlerin aynası Kudüs… Kadim şehre kim ne getirdi?

NASA Mars'ın 3 boyutlu görüntülerini yayınladı

Düştüğü dere yatağında 5 gün mahsur kaldı

Mersin sahilinde bulundu! Sahil güvenlik hemen çalışma başlattı