• $9,317
  • €10,8159
  • 529.884
  • 1418.53
6 Ekim 2014 Pazartesi

Obama’nın Suriye fiyaskosu

Amerika’nın Suriye Büyükelçisi Robert Ford geçtiğimiz haziran ayında New York Times’a yazdığı bir itirafnameyle görevinden istifa ettiğini açıklamıştı. Bilen bilir Ford, Amerika’da çok iyi işleyen özel temsilci sisteminin öne çıkan isimlerinden birisiydi. Tüm mesaisi Suriye üzerine olan Ford, ABD yönetimi adına pazarlıklara giren, muhaliflerin ağının içerisine baktığı ve Suriye’ye yönelik müktesebatı da geniş olan birisiydi. Bu kilit isim görevinden ayrılırken şöyle diyordu: “Afrika ve Ortadoğu’da 30 senedir yürüttüğüm diplomatik vazifelerden sonra, şubat ayında ABD’nin Suriye Büyükelçiliği görevimden istifa ettim. Suriye’de durum kötüleştikçe, [Suriye] politikamızı haklı çıkarmanın çok zor olduğuna kanaat getirdim.”
Geçtiğimiz ağustos ayında yine daha önce görevinden istifa etmek zorunda kalmış olan ABD Dışişleri’nin Suriye özel danışmanı FredHof, Politico için yazdığı yazıda ise şöyle diyordu:
“Şüphesiz Başkan Obama, Ulusal Güvenlik ekibinin 2012’deki Suriyeli milliyetçi muhalifleri silahlandırıp teçhiz etme konusundaki tavsiyesini reddetmesinin IŞİD’in Suriye ve Irak’ta büyümesinde muazzam katkıda bulunduğu yönündeki suçlamalar konusunda hassasiyete sahip... Bu tavsiye farklı formlarda sadece Clinton tarafından değil, Savunma Bakanı Leon Panetta, CIA Direktörü David Patraeus ve Genel Kurmay Başkanı Martin Dempsey tarafından verildi.” 28 Eylül’de ABD’nin CBS kanalında 60Minutes programına konuşan Obama, ABD’nin IŞİD’in Suriye ve Irak’taki yükselişini hafife aldığını söyleyip, hem Pentagon hem de istihbarat çevrelerinde rahatsızlık uyandıran şu cümlelerle sorumluluğu ABD istihbaratının üzerine attı: “İstihbarat birimimizin başı Jim Clapper da kendilerinin Suriye’de meydana gelenleri hafife aldığını tasdik etti.”

“Obama yalan söylüyor”
30 Eylül’de yüksek düzeyli bir Pentagon yetkilisi Joseph Miller mahlasıyla yazdığı “Başkan Amerika’ya yalan söylüyor, bizim hakkımızda ve IŞİD hakkında” başlıklı yazısında Fred Hof’unkine benzer ifadelerle Obama’nın ordunun ve istihbaratın uyarılarına kulak asmadığını söyleyip şöyle bitiriyor: “Çatışmanın geçen on yılı boyunca Amerikan ordusu ve istihbaratı çok şey öğrendi. Maalesef başkomutanımız öğrenemedi.”
Şimdi geliyoruz gaflarıyla ünlü ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın Harvard öğrencilerini etkilemek için yaptığı konuşmasına. Biden diyor ki: “Bizim en büyük sorunumuz müttefiklerimiz. Bölgedeki müttefiklerimiz Suriye’deki en büyük problemimiz.” Üstüne üstlük Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Siz haklıydınız...” diye itirafta bulunarak Türkiye’nin “hatalarını” kabul ettiğini iddia etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın net bir şekilde böyle bir ifade kullanmadığını ve Biden’ın bu konuda acilen açıklama yapması gerektiğini söylemesinden kısa bir süre sonra Biden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı arayarak özürlerini iletti, ardından Beyaz Saray da özür metnini yayınladı.

Türkiye haklıydı...
Biden’ın bu sözlerinin ABD’nin IŞİD’e karşı müttefik tabanını genişletmeye çalıştığı bir zamanda gelmesindeki garabeti bir kenara bırakalım. Yukarıda alıntıladığım ifadelerle Biden’ın sözlerini bir arada düşününce karşımıza çıkan ortak trend ABD yönetiminin kendi başarısızlıklarını Türkiye gibi bir müttefikten kendi istihbarat birimlerine kadar geniş yelpazedeki aktörlere atma konusunda çok kötü bir sicile sahip olduğudur. Hem Obama hem de Biden, net fakat başarısız bir şekilde Suriye ve Irak konusundaki kendi beceriksizliklerinin üstünü “günah keçileri” seçerek kapama çabasındalar. Bunu sadece ben söylemiyorum, Clinton söylüyor, Ford söylüyor, Hof söylüyor,
Pentagon yetkilisi söylüyor...
ABD birçok konuda haklı olabilir bunu tartışabiliriz, ama ABD’li üst düzey yetkililerin de itiraf ettiği gibi Suriye veya Irak bu konulardan değil. ABD yanlış politikalarıyla IŞİD’in yükselmesinin en büyük sorumlularından birisidir. Bu konuda sadece Türkiye’yi dinleseydi bile halihazırdaki sorunların büyük kısmıyla dünya uğraşmak zorunda kalmayacaktı. Zaman Türkiye’yi hem Irak hem de Suriye konusunda haklı çıkarıyor. Bu sebepten Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Biden arasındaki konuşma ancak Türkiye’nin Irak ve Suriye konusundaki “haklılığı” çerçevesinde gerçekleşmiştir. Eski Dışişleri Bakanı Clinton’dan eski Suriye büyükelçisine kadar çoğu kişinin itiraf ettiği hataları, Obama yönetiminin de itiraf etmesi gerekiyor. Hedef saptırmasınlar, eleştiri oklarının ucunda Türkiye değil ABD var.

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>İnsanlar her yıl 4,5 trilyon sigara  izmaritini doğaya atıyor. B

Trilyonlarca sigara izmariti nereye gidiyor?

Cerrahpaşa'da yeni yoğun bakım servisleri açıldı

Kargaların şaşırtıcı zekası ve alet kullanabilme becerisi

Dev şirketlerinin logolarındaki gizli anlamlar