• $8,4705
  • €10,2921
  • 501.151
  • 1441.33
21 Temmuz 2017 Cuma

Körfez’in çıkmazı ve sorumlu yetişkinlerin vazifesi

Ufuk Ulutaş
Ufuk Ulutaş
YAZARIN SAYFASI

Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır önderliğinde bir grup Arap ülkesinin Katar’a yaptırım kararlarını açıklamasının üzerinden neredeyse iki ay geçti. Yapay bir kriz ve beraberinde ortaya koyulan karşılanması imkânsız talepler Katar karşıtı bloğun stratejik hesapsızlığını aynı zamanda nobranlığını ortaya koymaktaydı. İçerisinde Türk üssünün de olduğu 13 talep hiçbir uluslararası destek göremeden eridi. Taleplerin genel geçer ifadelerle bezenmiş 6 maddeye indirgendiği konuşuluyor. Diğer bir ifadeyle Körfez’in çıkmazı, yüksek tuttukları pazarlık elinin boş kalmasıyla sonuçlanmak üzere.

İşlerin Katar karşıtı cephe için iyi gitmemesinin birkaç sebebi var. Öncelikle taleplerin karşılanması mümkün değildi. Umulan uluslararası desteğin gelmemesi de tüm planları altüst etti. Körfez ABD siyasetini ve Trump yönetiminin vaatleri yerine getirme kapasitesini yanlış okudu. Kaçırdıkları nokta ABD’nin kurumsal yapısı oldu. ABD’de Körfez’deki gibi işler tamamıyla aile üzerinden yürümüyor. Pentagon’un, Dışişleri Bakanlığı’nın başka ülkelerle kurduğu kurumsal ilişkilerin yeri geldiği zaman başkanın pozisyonunu bile değiştirebileceğini gördük. Tillerson, Trump’la ters düşmek pahasına Körfez’in bu yapay ve gereksiz krizini sonlandırmak için çaba gösterdi. Bu kriz aynı zamanda son 6 yıldır hırçınlaşan, saldırganlaşan BAE’nin de sınırlarını belirlemiş oldu. Zira kriz, büyük oranda BAE’nin pişirdiği ve servis ettiği bir krizdi.

Elbette krizin arkasındaki ideolojik çatışma, vizyon uyuşmazlığı ve bölgesel politikalardaki farklılık devam edecek. Yani BAE ve bölgesel/küresel ortaklarının ürettiği farklı kapsam ve formattaki krizlere hazır olmalıyız. Bu esnada ise son krizden bölgesel ülkeler olarak dersler çıkarmalıyız.

Kriz boyunca Türkiye oldukça soğukkanlı ve yapıcı bir tavır izledi. Kuveyt’in olumlu arabuluculuk çabalarına destek verdi. Türkiye bir taraftan krizin bir tarafı olmadığını üstüne basa basa söylerken, BAE gibi ülkelerin Türkiye’yi krizin içerisine çekme çabalarını da boşa çıkardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan yakında Körfez turuna çıkıyor. Suudi Arabistan’ı da içeren bu tur, 2 aylık soğukkanlı diplomasinin bir nevi taçlanması anlamına geliyor. Aynı esnada ikili anlaşma gereği Katar’a yapılan askeri sevkıyat da aslında bu soğukkanlılığın sonuç almasına sebep oldu. Özelde Körfez, genelde Ortadoğu’da salt diplomasi maalesef sonuç vermiyor. Katar’daki Türk askerinin diğer Körfez ülkelerine karşı bir vazifesi yok, hatta üs Körfez İşbirliği Teşkilatı’nın kolektif güvenliğine bir katkı. Yine de Türkiye’nin askeri anlaşmayı yerine getirmek için inisiyatif alması, Türkiye’nin diplomasi elini de güçlendirdi. Bu doğrultuda devam etmek elzem.

Krizin Türkiye’yi ilgilendiren bir diğer yönü, Katar karşıtı bloğun aynı zamanda Türkiye konusunda takıntılı olmaları. Katar Dışişleri Bakanı El-Atiye’nin “Katar’da da 15 Temmuz benzeri bir çaba ortaya koyulabilir” lafı, tüm tartışmayı özetliyor. Küresel 28 Şubat benzetmesi gibi “bölgesel 15 Temmuz”larla karşı karşıyayız ve Katar krizi de bunun bir parçasıydı. Bütün bölgeye kaybettiren bu tür operasyonlara karşı makul aktörlerle ciddi müzakereler şart. Türkiye başta olmak üzere bölgesel aktörlerin “sorumlu yetişkin” rolüyle bölgenin sorumsuz ve şımarık çocuklarını dizginlemesi için bölgesel bir anlayış üretmesi gerekiyor. Aksi takdirde bu çocuklar rahat durmayacak.

<p>Pençe-Şimşek operasyonunun icra edildiği Irak kuzeyindeki Metina'da tespit edilen 3 PKK'lı teröri

MSB: Metina'da tespit edilen 3 PKK'lı terörist etkisiz hale getirildi

Yer siyah, gök beyaz; şampiyon Beşiktaş!

Filistinlilerin evleri yerle bir oldu

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı