• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
25 Eylül 2015 Cuma

Cumhurbaşkanı haklı beyler...

Önce ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby, "Türkiye'yle YPG konusunda keskin farklılıklara sahipken ilişkiyi nasıl yönetiyorsunuz?" sorusuna cevaben: "Biz YPG'yi terörist örgüt olarak değerlendirmiyoruz. Suriye'de, IŞİD'e karşı mücadelede başarılarını da kanıtladılar. IŞİD karşıtı gruplarla ki bunlar başarılılar, başarılı da olabilirler, birlikte çalışmayı sürdüreceğiz" der. Ardından Kirby'nin açıklamaları hakkında sorulan soruya Cumhurbaşkanı Erdoğan, "PYD ve YPG bunların hepsi terör örgütüdür, bize göre. Amerika, bu işte şu anda bedel ödemiyor, bedel ödeyen biziz ve PYD'nin yaptıklarını da YPG'nin yaptıklarını da bilen de biziz" yanıtını verir.

Kirby'nin yaptığı açıklama aslında YPG ve ABD arasındaki ilişkiyi açıkça deşifre ediyor. ABD sözcünün ifadesiyle YPG'ye baktığı zaman DAEŞ'le karada savaşacak taşeron bir örgüt görüyor. Yani ABD askerine ödetmek istemediği bir maliyeti ABD ile aynı kareye girmek için can atan çakma bir anti-emperyalist örgüte kendi rızasıyla ödetiyor. ABD, YPG'yi DAEŞ'e karşı başarılı bir örgüt olarak görüyor daha doğrusu görmek istiyor. Çünkü YPG-DAEŞ hattında YPG'nin başarı hanesine yazılacak her artı puan aslında uluslararası koalisyonun hava saldırılarının eliyle kazanılan artı puan. Yani DAEŞ'e karşı hava saldırıları olmaksızın YPG'nin DAEŞ'e karşı mücadele edebilmesi oldukça zor. Bunun birçok ölçülebilir örneği verilebilir.

ABD zihniyetinin bu kısmını anladık da peki YPG'nin DAEŞ'e karşı ABD'nin taşeronluğunu yapması YPG'yi terör örgütü olmaktan kurtarır mı? Siyaseten evet; fakat hakikatte tabii ki hayır. ABD hava saldırılarıyla desteklediği ve silah yardımı yaptığı bir terör örgütüne tabii ki siyaseten terör örgütü demeyecektir. Fakat her "YPG terör örgütü mü?" sorusuna ABD tarafından "DAEŞ'le savaşta müttefikimiz" cevabının verilmesi cevabını kendilerinin de iyi bildiği bir soruya kaçamak cevaplarla ve kelime oyunlarıyla yaklaşılmasından başka bir uğraş değildir. Basın toplantısında bir gazeteci arkadaş takip sorusu olarak şunu sorsa: "Tamam DAEŞ'le mücadelede müttefikiniz fakat sizin de terör örgütü olarak gördüğünüz PKK'yla ilişkisinin türü ve boyutu nedir?" veya "YPG'ye verdiğiniz silahların terör örgütü olarak gördüğünüz PKK'ya gitmesinden endişe duymuyor musunuz?"

Kaldı ki DAEŞ'le mücadele bir örgütü terör örgütü olmaktan çıkaracak bir formülasyona sahip ise ABD neden hala Nusret Cephesi’ni terör örgütü olarak görüyor? Zira Nusret Cephesi de DAEŞ'le mücadele ediyor ve DAEŞ'le mücadelede General Patraeus'un deyimiyle DAEŞ'le en etkin şekilde mücadele edebilecek grup.

YPG, PKK'nın pilot takımı. Pişmesini istedikleri teröristlerini eğitim için yolladıkları ütopya kampı. Karayılan'ın son açıklamalarının da gösterdiği gibi A takımda sakatlıklar artınca pilot takıma gönderdikleri elemanı tekrar A takımın antrenmanlarına çağıracak kadar ileri bir organik ilişkiden bahsediyoruz. Daha da kötüsü DAEŞ'le mücadele etsin diye ABD'nin verdiği silahların Kandil'de ne gezdiğini de açıklaması gereken o silahların doğrultulduğu Türkiye değil, PKK'yla ilişkisini bile bile YPG'ye silah veren ABD'dir. Cumhurbaşkanının da dediği gibi ABD de dâhil olmak üzere Batı'nın teröre yani PKK/YPG'ye verdiği desteğin bedelini biz ödüyoruz; onlar ise "bana dokunmayan bin yaşasın" kafasında.
Iydiniz said, ömrünüz mezid olsun... Hayırlı bayramlar...

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

UNESCO'nun geçici listesindeki Yesemek'te 15 heykel gün yüzüne çıkarıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te toplu açılış törenine katıldı

Ürdün'ün Salt kentindeki müze dünyanın en küçük Kuran-ı Kerim'ine ev sahipliği yapıyor